Archive for the ‘YAZARLAR’ Category

Hoax mail nedir?

Haziran 15, 2008
  • Herşeyi bilinçli tüketmemiz gereken bir çağda, teknolojiyi bu kadar hızlı yakalayan bir toplum olarak  kendimizi ve çevremizi daha iyi yetiştirmeliyiz.Bazı duyarsız kişilerin emellerine ulaşmasına izin vermeyin.

      Aşağıdaki yazı posta kutuma sıkça ulaşan, eğitim düzeyi her seviyedeki arkadaşımı kendi emeline alet eden hoax diğer adıyla spam maillerle ilgilidir. Bu maili herkese yollamanıza gerek yok

Engin  inal


Alıntıdır.

Hoax Nedir?
 Yanlış bilginin gerçekmiş gibi gösterildiği mail türüdür. Ülkemizde duygu sömürüleri de katılarak çok sayıda dolaşmaktadır. Kimisinde bir baba kanser olan bebeği için forward başına AOL’nin ona parasal yardımda bulunacağını öne sürer, kimisinde de msn paralı olacağı yönünde iddalar bulunur.

MSN Messenger örneği aşağıdadır.

>>   10 Ekim 2005 tarihinden itibaren MSN ücretli olacakmış, yani
>>MSN Messengeri kullanabilmek için ücret ödemek gerekecekmiş.
>>
>>
>>
>>   Bu maili listendeki en az 18 kişiye yollayarak bedava üyeliğini
>>devam ettirebilirsin. Ayrıntılı bilgiyi http://www.msn.com adresinden
>>öğrenebilirsin. Mailleri yolladığında Messenger simgesi yeşil
>>yerine mavi olacak.

  1.   Hoax mail’in tarihi e-mail’den daha eskidir. Eskiden posta yoluyla insanlar “Medine’deki filanca şeyhin, rüyasında Peygamber Efendimizi gördüğü ve kendisine son bir haftadır ölenlerden hiçbirinin müslüman olarak ölmediğini söylediği” şeklinde mektuplar alırlardı. Mektubun sonunda “kim bu mektubun bir kopyasını 40 (yazıyla kırk) kişiye göndermezse, yarın mahşer günü yüzü kara ola” şeklinde tehditler yer alırdı. İnançlarında samimi müslümanlar hüsnü zan ile inanır ve bu mektubun kırk kopyasını adresini bildiği kimselere gönderirlerdi. İşin acı tarafı bu mektup artık çağ atladı ve e-mail ile eskisinden daha hızlı yayılıyor.

Bence birileri iyi niyetli, temiz inançlı insanlarla sırf dalga geçmek için böyle şeyler yapıyor ve bu e-maillerden bir tanesi kendilerine kadar ulaştığında kıs kıs gülüyorlar.

  1. En son örnekleri olan messenger paralı olacakmış, microsoft mail başına 250 dolar verecekmiş gibi abukluklarla, bunlara inanan üniversite gençliğinin halini göstermiştir.

  2. Eoğunlukla; e-posta kutunuza gelen “fw: fw: fw” konu başlıklı e-postalardır. çoğunun amacı; cc bölümüne yazılan, ve gönderildikçe fazlaşan e-posta adreslerini almaktır. alınan bu adresler, daha sonra, arşivlenip reklam göndermek isteyen kişilere sayı ile satılır. bu da size spam olarak geri dönecektir. bunu engellemenizin en kolay yolu, gelen e-postaları birbirimize forward etmemek; etmek zorunda isek, adresleri bcc kısmına yazmaktır. bu yolla, gönderdiğiniz kişilerin adreslerinin mesajda görüntülenmesi engellenecektir. ( Hotmail’i türkçe kullanıyorsanız “Gizli Bilgi alanını göster” i tıklayıp, “Gizli” alanına alıcı e-posta adreslerini ekleyiniz. Bu sayede e-postayı alan kişi diğerlerinin adreslerini göremez)

    bundan bağımsız olarak, amaçsız, dedikodu çıkarmaya bayılan teyzelerimizin internet sürümlerinin çıkardığı hoax postalardır. yalnızca insanları paniğe, yanlışa sevk etmek, kulaktan dolma bilgilerle doldurmak amacı gütmektedirler. bu konuda bir hoax mail örneğine başvuracak olursak;

    ” ayrıca lokanta ve restaurantlarda açıkta bulunan kürdanları kesinlikle kullanmayınız.
    aıds hastalarınca bu kürdanlar kullanılıp tekrar yerine konularak hastalık bulaştırılmaktadır. ”

    gördüğünüz gibi, yukarıdaki, bir hoax postadan alınmış metinde, her şey gerçekçi duruyor. birden bu konuda bilinçlenmiş hissediyorsunuz kendinizi. fakat gerçek maalesef öyle değil: “aids sadece kan ve cinsel ilişki yolu ile bulaşır.”

    bazı hoax postalar ise; doğrudan bir hedefi karalamak amacı taşıyor. ayrıca bu tür, aynı zamanda en fazla “doğru zannedilen” ve halk arasında popüler olan şehir efsanelerini oluşturuyor. bunları da örnekle incelersek;

    x “colayı tuvalete dökün ve midenize neler yaptığı görün”

    – çok mantıklı geliyor değil mi. ve size göre bilimsel geliyor. denediniz ve gördünüz. o zaman tuvalete şimdi “maden suyu” dökün. halbuki; maden suyu, içerdiği mineraller sayesinde oldukça yararlı bir içecektir.

    x “2001 yılında hindistan’da delhi üniversitesinde “kim daha fazla coca-cola içecek” diye bir yarışma yapıldığında tam sekiz litre coca-cola içerek kazanan ve 10 dakika içerisinde herkesin gözü önünde ölen kişinin haberini duymuşsunuzdur. neden öldü? çünkü çok fazla karbondioksit almıştı ve kanında yeterli oksijen yoktu.”

    – öncelikle; kola içindeki co2 sıvıya karıştırılıp sindirim sistemi doğrultusu ile alındığı için, zararlı bir etkisi bulunmamaktadır. daha sonra herkesin önünde olan bu kişi ile ilgili haberi duyamazsınız; çünkü böyle biri yok!

    x “coca cola’da domuz katkısı var. bu bilimsel olarak kanıtlandı. jordanian dergisinde yayınlanan bir rapora göre, delhi üniversitesi bilim ve teknoloji başkanı dr. mangoshada, kola özütünün domuz bağırsağından yapıldığını, kanser ve diğer hastalıklara neden olduğunu kanıtladı”

    – işte yine bilimsel bir hoax ile karşı karşıyayız. fakat delhi üniversitesinde, ne yazık ki ne “dr. mangoshada” ne de bilim ve teknoloji bölümü var.

    x “kolanın içine diş/kemik koyarsanız erir.”

    – yine deneysel bir hoax. fakat; yazan kişi de denemeye tenezzül etmemiş: “kolanın içinde bekleyen diş/kemik erimez.”

    x “msn paralı olacak”

    – işte bilgisayar tarihinin en büyük hoax’u! çok uzun süredir internette dolaşmasına, size gelen postayı belli sayıda kişiye yollarsanız msn ikonunuzun değişeceğini söylemesine, daha birçok varyasyonu olmasına karşın, ne msn ne msn messenger paralı oldu ya da yakın gelecekte olarak. ayrıca; bu söylenti yüzünden microsoft bir açıklama yayınlamak zorunda kaldı.

    x ” x sayıda kişiye yollarsanız hayatınız değişecek. yollamazsanız lanetleneceksiniz.”

    – bu da batıl inanç tutkusu olan bilgisayar kullanıcılarını hedef alan bir hoax. fazla kurgu izlemiş birinin ortaya attığı bir hoax olsa gerek. tamamen bilimden uzak, saçma bir posta. ilkokul yıllarında ortalıkta dolaşan; “bundan x tane yazıp arkadaşlarına vermezsen annen ölecek” tarzı kağıtların günümüz teknolojisine uyarlaması.

    x “bu mesajı gönderirseniz … kadar para kazanacaksınız. / bu mesajı gönderirseniz …’e … kadar yardım yapılacak.”
    x “bu maili gönderdiğiniz ve bunu devam ileten her kişi için microsoft 243
    euro ödeyecektir. bu maili alan üçüncü kişi için ise microsoft 241 euro
    ödeyecektir. iki hafta sonra microsoft size posta adresinizi teyit etmeniz
    amacıyla size ulaşacaktır ve size bir çek gönderecektir.”

    – bu da, insani duyguları sömürmek için yazılmış bir hoax örneği. e-posta göndererek para kazanmak, ekte sunulan kişi/kurumlara yardım etmek için mesajları birbirinize iletiyorsunuz. fakat size dönen sadece spam mail’ler oluyor. e-posta göndererek para kazanmak/kazandırmak mümkün değildir. uzak durun.

    çoğu zaman, ciddi bir organizasyonun bile haberleri, söylenti şeklinde hoax’a düşüp bu organizasyonun ciddiyetini düşürmeye neden olabiliyor. hoax yazanlar, herhangi bir amaç gütmemiş olsa bile, zincirin bir halkasında eline hoax ulaşan sürü posta göndericisi, gelen kutunuzu reklamlarla doldurabiliyor. siz bunlara dikkat ediyor bile olsanız, bir arkadaşınızın size gönderdiği bir hoax bile buna neden olabiliyor. ve internetin “ciddi” bir kaynak olduğunu düşünenlerce bu bilgilere körü körüne inanılıyor.

    hoax; sadece internette e-postanızı dolduran gereksiz mesajlar olmaktan çıkıp, bir silah, bir karalama aması, bir dezenformasyon aracı, başkasının eline geçen bilgileriniz olabiliyor.

    “fw: fw: dikkat”; ama siz dikkatli olun. siz de bir başkasına veya bir kendinize zarar veriyor, bir başkasını haksız yere karalıyor olabilirsiniz. o tuşa basmadan bir daha düşünün.


  3. kelimenin aslında sihirbazların ünlü lafı hokus pokus‘dan geldiği rivayet ediliyor..

    hokus pokus’un da temellerinin latince “this is the body” (kanımca; “işte ana kısım!” diye çevrilecek) olan “hoc est corpus“‘dan geldiği biliniyor..çoğu etimolojiste göre kandırmak, oyuna getirmek anlamına gelen bu “hoax” kelimesinin buradan geldiğini savunuyor..

Engin inal
Bilişim Teknolojileri Formatör Öğretmeni

 

Kaç Kişiymişiz biz ? Kerimcan Kamal

Temmuz 26, 2007

Kaç kişiymişiz biz?

Son yazımı yazdığımdan bu yana epey geçmiş.

Bu süre içinde çok kereler oturdum bilgisayar başına ama içim el vermedi.

Ne yazarsam yazayım sonu hep şehitlere geliyordu.

Ölüm karşısında insanoğlunun çaresizliğini iyi bilenlerdenim.

Sıralı,sırasız çok kaybettim.

Hele ki böylesi bir ölüm karşısında söylenecek ne vardı ki?

Yazmadım,yazamadım,çokça ağladım ,yazdıklarımı sildim ve böyle bir acıyı katmerlemek istemedim.

Bu arada koca bir seçim geldi geçti.

Kampanyalar,söylenen sözler,kavgalar,dövüşler benim için anaların evlatlarının,eşlerin kocalarının,nişanlıların,sevgililerin,babaların kayıpları yanında bahse değer değildi.

Ama artık bir şeyler söylemenin zamanı geldi.

Seçimin ilk sonuçlarını geldiği dakikadan bu yana çok telefon aldım.

Merak eden,şaşıran,bizim takım sizinkini yendi yollu alay eden,küfreden,ağlayan,eyvah diyen,sen artık git sahil kasabasına yerleş diyen…

En sevdiğim telefon ise bir AKP’li izleyiciden geldi.

Önce “Tuncay Özkan’ı telefona versene” dedi,sonra “o yayında benim adım Kerimcan deyince”,

“Oooo Kerim Bey kaç kişiymişiz gördün mü”dedi.

Evet,her arayanın kendince hakkı var.

Ağlayanın da,alay edip eğlenenin de,sen git sahil kasabasına yerleş diyenin de…

Çünkü ortada AKP’nin büyük bir başarısı var.

Muhalefetin ise büyük bir yenilgisi.

CHP’yi kastediyorum.

Ağlayan haklı, dünü, bugünü düşünüp yarın neler olabileceğini görüyor …

Alay eden haklı çünkü böyle yenilirseniz alay ederler…

“Sen git sahil kasabasına yerleş” diyen ise ilk bakışta en haklı görünüyor.

Çünkü bu seçimin sonucuna göre Türkiye’de her iki kişiden birinin AKP’ye oy verdiği ortaya çıkıyor.

Yani,

Oy kullanan her iki kişiden biri AKP’nin durmayıp, yola devam etmesini istiyor.

Yani,

Her iki kişiden biri ekonominin iyi gittiğini düşünüyor.

Her iki kişiden birinin kredi kartı batağında değil,çeki,senedi dönmemiş,icraya uğramamış,mutlu.

Her iki kişiden biri Türkiye’nin en kilit tesislerinin dışarıdan borç alınan milyarlarca doların fazini ödeyebilmek adına sözde Ermeni soykırımını dünyaya kabul ettirmek için çalışan Ermeni diasporasının zenginlerine satılmasında bir mahsur görmüyor.

Her iki kişiden biri Türkiye’de işsizlik gibi bir sorun olduğunu düşünmüyor.

Her iki kişiden biri okuyan kızının, oğlunun iş bulabileceğinden emin,okumayanlar ise göbek atıyor.

Her iki kişiden biri terörün AKP döneminde yeniden hortladığına inanmıyor.

Her iki kişiden biri Başbakan’ın teröristbaşına “sayın” şehitlere “kelle” dediğine inanmıyor ya da “iyi ki demiş,oh iyi yapmış kardeşim,sana ne” diyor.

Her iki kişiden biri AKP’nin uyguladığı dış politikaların başarılı olduğuna inanıyor.

Her iki kişiden biri Kıbrısı’ın elden gittiğini düşünmüyor.

Her iki kişiden birini Başbakan’ın danışmanlarının ABD heyeti önünde “onu delikten aşağı süpürmeyin” dediğine inanmıyor ya da hakikaten ABD’nin Türk Başbakanlarını delikten aşağı süpürebilme hakkı olduğunu düşünüyor.

Her iki kişiden biri Kuzey Irak’tan başlayan Kürt devleti rüzgarının kısa süre içinde bugün seçimlerde meclise girmeyi ve grup kurmayı başaran partinin temsilcileri tarafından dile getirilen eyalet formülü ile -Türkiye içinde bir bölünmeye,toprak kaybına yol açağını ve AKP’nin buna karşı tavırsız,haraketsiz politikası ile çanak tuttuğunu düşünmüyor.

Her iki kişiden biri bölünecek bölgede petrol olduğunu ve hükümetin seçimden önce apar topar Türk Petrollerinin işletme hakkını yabancılara vermek için bir kanun çıkardığına duymamış,bilmiyor ya da duymak ve bilmek de istemiyor.

Her iki kişiden biri Başbakan’ın düne kadar “alt kimlik,üst kimlik” derken seçimler sırasında “tek millet, tek devlet” demesini samimi buluyor.

Her iki kişiden biri kendi çocukları işsiz gezerken Başbakan’ın 26 yaşındaki oğlunun çalışıp alın teri ile milyonlarca dolar değerinde gemi alabilimesini doğal karşılıyor.

Her iki kişiden biri Başbakan’ın artık para mefhumunu kaybetmiş olmasını,ülkesinde milyonlarca kişi açlık sınırında yaşarken kendi kolundaki saati “on bin dolara,on beşbin dolara satarım” demesini normal buluyor.Saatin değeri kırküç bin dolarmış bu arada.

Her kişi kişiden biri Başbakan’ın söylediği gibi Cumhuriyet Mitinglerine katılan milyonların”bindirme kıta ve çete” olduğunu düşünüyor.

Her iki kişiden biri Başbakan’ın söylediği gibi “Ananı da al git”in küfür olduğuna inanmıyor ya da Başbakanların vatandaşlarına bu tür hakaretler etmesini doğal karşılıyor.

Her iki kişiden biri ayyuka çıkmış yosuzluklar yüzünden AKP’den isitifa eden AKP’li milletvekillerini hiç dinlememiş, duymamış ya da onlara inanmamış.

Her iki kişiden biri oy karşılığı sadaka almaktan hoşnut .

Her iki kişiden biri görmeyen,duymayan,yazmayan ama sürekli zenginleşen bir medyadan mutlu.

Ya da sandıktan çıkan sonuç bunlarla ilgili değil.

Peki AKP’nin bu bu ezici başarısı neyle ilgili ?

Peki AKP’nin aldığı bu ezici sonuç “kaç kişiyiz biz”in yanıtı mı?

Orada sorulan soru ile burada verilen yanıt birbirini örtüyor mu?

Peki yıllardır bütün bunları gösteren,duyuran ve yazanlardan biri olarak ben sahil kasabasına gönderilmeyi hakediyor muyum?

Ben “kaç kişiyiz biz” sorusunun yanıtının mitinglerde verildiğini düşünüyorum.

Sandıktan çıkan yenilginin o mitinglerdeki birleşmenin kendisine oy getireceğini sanan yanlış siyasi startejinin sonucu olduğunu düşünüyorum .

Seçimi CHP kaybetmiştir.

Mitinglerdeki halk değil.

Yenilgiyi,o mitinglerde ki iyi niyeti,çalışmayı,çabayı kendi çalışması sanan ve daha sonra da bunun tembelliğine düşen stratejinin getirdiğini düşünüyorum.

Bu ağır mağlubiyete,yenilenme isteğine yeterince kulak verememiş siyasi kurgunun sebep olduğunu düşünüyorum.

Seçimi AKP kazanmıştır.

Ancak AKP yanlız değildir.

Seçimi AKP’nin yanı sıra büyük sermaye ve büyük medya kazanmıştır.

Ve AKP’nin bu zaferini seçimlerde tüm küresel güçlerin ve Türkiye’deki tüm uzantılarının halkın tercihleri üzerinde son derece etkin bir propaganda yürütmelerine bağlıyorum.

Ben yıllardır her türlü baskıya rağmen doğru bildiklerini söyleyen benim gibi insanların sahil kasabalarına gönderilmesi “gerekmediğini” düşünüyorum.

Çünkü Türkiye’de bugün her iki kişiden biri görmek,duymak,bilmek istemese de “dünya yuvarlak ve güneşin etrafında dönüyor”.

Asıl sahil kasabasına gitme zamanının “dünyanın durduğu zaman” geleceğini bilenlerin ne ümitsizliğe ne de vezgeçmeye hakları olmadığını düşünüyorum .

Ve “kaç kişiyiz biz” sorusunun asıl şimdi sorulması gerektiğini düşünüyorum.

Olguları,sorunları doğru tahlil edebilecek,ve bu tahlilden yola çıkarak çalışabilecek,vazgeçmeyecek,kaç kişi var aramızda ?

Ben sıranın başına kendimi yazıyorum.

Ya siz?

Kck
KANALTÜRK

Ağlama gülüm..BEKİR COŞKUN

Temmuz 26, 2007

Ağlama gülüm…

Seçim sonuçları belli olduğunda, bir televizyon ekranında gördüm onu.

Belli ki güvenli bir ülke özlemi çeken, bu ortaçağ görünümlü Türkiye’den mutlu olmayan ve gerektiğinde bayrağını alıp meydanlara koşan çağdaş Türk kadınlarından birisiydi.

Ağlıyordu…

Bir kadının çocukları için ısrarla isteyebileceği; güven-huzur-gelecek gibi masum ve haklı talebinde yalnız kalmıştı.

Gözyaşlarını elinin tersi ile sildi…

Hiç konuşmadan çekip gitti.

Oysa ben bu günleri bilirim.

Sahte balonlar kaplar gökyüzünü, ikiyüzlülüğün havai fişekleri peş peşe patlar başımızın üzerinde.

Elinde fırıldaklar vardır dönekliğin.

Ağlama gülüm, ben meslek hayatım boyunca kaç kez yaşadım bu yalancı bayramları.

Hep böyle oldu bu.

Bir teki doğru olsaydı bu bayramların, bir teki gerçek, bir teki haklı olsaydı, bu ülke zaten böyle olmayacaktı.

Kaç kez kaçıp saklanacak delik aradık.

Kaç kez bize “Hainler… Siz gerçeği göremediniz… Siz gökten yağan nurun farkına varamadınız…” dediler.

Zaten eğer biz bir kez yanılmış olsaydık, bugün “Türkiye istikrara kavuştu” diye böyle bayram yapmayacaklardı.

Geçmişteki bayramlar yalandı çünkü.

Ben bu günleri bilirim.

“Ben size demiştim, aldınız mı ağzınızın payını…” diye sallanan parmakların önünde ezile ezile öğrendim ben.

1950’den bu yana iktidarını sürdüren tek partinin ve onun yarattığı mutlu azınlığın düzenlediği bayramlardır bunlar.

Kör-sağır-dilsiz bir halk, bunca kurtuluş bayramı yapıldığı halde neden hálá kurtulamadığını düşünmeden el çırpar.

Neyse…

Ben senin ağladığını unutmayacağım, sen de benim bu yazımı unutma.

Biz; haklıların er geç haklarının verildiğini, yalan bayramların ise er geç bittiğini de öğrendik.

Ve tek başımıza kalsak da inandığımız yolda yürümeyi…

Ağlama gülüm…

HÜRRİYET

GEMİCİKLERDE TALİM VAR…YILMAZ ÖZDİL

Temmuz 19, 2007

Gemiciklerde talim var…

İktidar, dut gibidir.
Kendini hep tepede görür.
Ama ahali bi silkeler…
İllaki düşer.

Bakın, Başbakan çıktı, aniden, “tek başına iktidar olmazsam, çekilirim” dedi.

Niye dedi?

Açtım telefonu… İnsan davranışları konusunda saygın yere sahip, üç profesör ile konuştum.
Ve sordum,
“niye dedi?”

Rica ettiler.
İsimlerini yazmıyorum… Kendilerine tebelleş olunmasından korkuyorlar… Halimiz maalesef bu.
Ortak görüşleri ise, şu…

Bir…
“AKP’ye değil, Tayyip Erdoğan’a oy verin, imajı yaratılıyor. Abdullah Gül bile, bir iki yer hariç, kürsüye çıkarılmıyor. Televizyonlara bakın… MHP adına konuşan çok sayıda kişi var. CHP adına Baykal’dan fazla gördüğümüz insanlar var. Tayyip Erdoğan ise, tek tabanca olarak sunuluyor. Sanki parti yok, sadece bir kişi var, gibi davranılıyor. Dikkat edin, AKP olarak bırakırız demiyor, bırakırım diyor… Çünkü bu, Cumhurbaşkanlığı seçiminin provası aslında.”
İki…
“Erdoğan’ın bu lafı, kararsız seçmenleri etkilemez… Çünkü bir siyasetçinin sonunun ne olacağı kimseyi ilgilendirmez. İnsanlar, kendi sonlarının ne olacağıyla ilgilenir… CHP’ye oy verecek insanları da ilgilendirmez, aksine sevinirler. MHP’ye oy verecek insanları da ilgilendirmez, zaten siz gidin diye MHP’ye oy veriyorlar. Erdoğan’ın durumundan, Genç Parti’ye, Demokrat Parti’ye gönül veren insanlara ne? Hiç etkilemez.”
E nedir?
Üç…

“Tayyip Erdoğan, bu açıklamasıyla, AKP’ye oy veren seçmeni hedefliyor… Ama AKP’de ısrar edenleri değil… Geçen seçimde AKP’ye oy verip, umduğunu bulamayan, benden bu kadar, bu sefer başkasına oy vereceğim, diyenleri hedefliyor.
Nasıl yani derseniz…
Geçen seçimde CHP’ye oy verip, bu sefer AKP’ye oy verecek olan yok. Geçen seçimde MHP’ye oy verip, bu seçimde AKP’ye dönecek olan da yok. Ama, geçen seçimde AKP’ye oy verip, bu sefer, diğer partilere, özellikle MHP’ye ve Saadet’e kayan çok… Seçmen, kimsenin demirbaşı değildir… Tayyip Erdoğan, işte bu şiddetli kanamayı durdurmaya çalışıyor…”

Niye dedi?
Bundan dedi.

Çünkü, 95 metrelik harbi gemiye “gemicik” diyor Başbakan ama… Tayfa bavulları topladı, ilk limanda inmeye niyetli.