Archive for the ‘Seçilmiş Olaylar’ Category

CHAT BAĞIMLISI MISINIZ?

Mayıs 2, 2007

CHAT BAĞIMLISI MINIZ? ?

Kişi en yakınları, ailesi, arkadaşları dururken duygu ve düşüncelerini hiç tanımadığı kişilerle paylaşmaya neden ihtiyaç duyar? Bunu hiç düşündünüz mü? Belli başlı nedenleri:

• Ya Kişi en yakınları, ailesi, arkadaşları dururken duygu ve düşüncelerini hiç tanımadığı kişilerle paylaşmaya neden ihtiyaç duyar? Bunu hiç düşündünüz mü? Belli başlı nedenleri:

• Yalnızlık duygusu,

• Kişinin kendisiyle ilgilenen, ona zaman veren yakınlarının olmaması

• Boş vakti olup bir gayesinin olmaması,

• Kitap okumaması, bir sanatla meşgul olmaması,

• Arkadaşlarının olmaması,

• Yakın kişilerin eleştirilerinden, yanlış anlamalarından endişe edip düşüncelerini onlarla paylaşmak istemeyip tanımadığı kişilerle bu ihtiyacını gidermeye çalışması,

• Kendisiyle aynı fikir, duygu ve düşüncede olduğunu, ortak noktalara sahip olduğunu düşündüğü kişilerle bu ihtiyacını gidermeye çalışmaması.

Bütün bu nedenlere bağlı olarak bakıyoruz ki bazı hanımlar chat odalarında yabancı kişilerle (başlangıçta hemcinsleri bayanlarla) sohbet ihtiyacını karşılamaya çalışıyor, gerekçe olarak da eşlerinin iş yoğunluğu veya arkadaş toplantıları sebebiyle kendisiyle ilgilenmediğini gösterip buna mecbur kaldıklarını iddia ediyorlar. Yine bazı beyler chat odalarında sohbet ihtiyaçlarını gidermeye çalışıp kimisi eşlerinin aileleri, işleri, sağlık sorunları, küçük çocukları, arkadaşları gibi nedenlerle kendilerine vakit ayıramadıklarından buna itildiklerini söylüyorlar.

Yine anne-babası çalışan veya aralarındaki fikri farklılıkları sebebiyle onlarla anlaşamayan, uygun arkadaş ortamı da bulamayan gençler sohbet ihtiyaçlarını chat odalarında karşılamaya çalışıyorlar. Kültür ve mizaç farklılıkları vb. nedenlerle ortaya çıkan karı-koca geçimsizliği gibi durumlarda da eşler sorunlarına makul çözüm yolları aramak yerine chat odalarında sohbet arkadaşları bularak kendilerini oyalıyorlar. Bir kısmı bunun sadece sorunlardan kaçış olduğunu, mazeretlerle bir yere varılamayacağını bilse de birçoğu yaptığının doğru olduğunu veya çaresiz kaldığını düşünüyor. Bu konuşmaların bir kısmı kişinin hemcinsiyle iken, bir kısmı da bazen farkında olmadan karşı cinsle olmakta ve sorunları daha da büyütmektedir…

Kişi ister evli ister bekar olsun birbirinden farklı, çeşitli sorunlarla karşılaşmaktadır.

Chat yapma, bazen bağımlılığa dönüşmekte bazen de yabancı bir kişinin verdiği zarar, kişinin kaçmak istediği sorunlardan kat be kat daha da zorlanmasına yol açmaktadır. Buna ait birçok örnek medyada yer almakta ve başka birçok sorun yanında ruhsal sorunlara da yol açmaktadır.

Kişinin gerçek kişiler yerine tanımadığı kişilerle konuşmayı alışkanlık haline getirmesi, gerçek ortamda yüz yüze sohbet etmek yerine sanal ortamdaki arkadaşlıklardan hoşlanması, içki kumar gibi zararlı bir alışkanlığa dönüşebiliyor, ailevi sorunlara yol açıp gençlerin ders başarısını, çalışanların verimliliğini düşürüyor. Forumlar, tartışma odalarında kişi kendisiyle ortak yanları olan kimselerle sohbet etme imkanı bulduğunu zannederken tanımadığı yabancı ve zarar verebilecek kişilere yakınlaşıp korumasız kalıyor. Zira sanal ortamda birçok kişi, kimliklerini çok kolay gizleyip karşı tarafı yanlış bilgilerle yanıltarak hayal kırıklıklarına yol açıyor.

Özel konulara girmeyin

Kişi tanımadığı kişilerle internet ortamında konuşmamalı, kendisi hakkında bilgi vermemeli, iş vb. gerekli konularda haberleşmek gerekiyorsa sadece işle ilgili konuşup tanıdığı kişi de olsa özel konularda sohbete girmemelidir. İnternet ortamında iletişim birçok yönüyle eksik olduğundan yanlış anlamalar gerçek dünyadakinden de daha fazla olmaktadır. Herhangi bir kişi tarafından rahatsız edilme durumunda en yakın kişilere bilgi verilmeli. İnternet bağımlılığı ve yabancılarla chat yapma bağımlılığına son vermek için hayatın olumlu, güzel yönlerine bakarak mutlu olabilmeyi öğrenmeli, hedef sahibi olmalı. Kitap okuma, kurslara katılma, spor yapma, vb. şeklinde çözümler üretmeli.

Psikolog Farika Teymur Artır – Zaman

Reklamlar

İNTERNETTE BİLMEDİĞİNİZ LİNKLERE TIKLARSANIZ.

Aralık 31, 2006

İnternette bilmediğiniz linklere tıklarsanız başınızı belaya sokabilirsiniz.

İnternette kendi halinizde dolaşıp keyifli vakit geçirmek için oyun veya fal içerikli sayfalar ararken birdenbire kendinizi pornografik sayfaların içinde bulabilirsiniz. Normal içerikli web sitelerinin içinde birçok pornografik link gizlenmiş durumda.

Önce isim sonra alan

İnternet sitesinden porno yayını yapan onlarca web sitesine link vererek site sahibine para kazandıran sistem şöyle işliyor: Domain satışı yapan sitelerden kullanılmak istenen adres 6 ila 12 dolar arasında değişen fiyatlarla satın alınıyor. Daha sonra site için bir hosting firmasından ücret karşılığı alan bulunuyor. Satın alınan alanın büyüklüğü, hızı ve server desteğine göre hosting ücreti değişiyor. Site internet üzerinden yayın yapmaya başlamasıyla birlikte yahoo, google gibi arama motorlarına kaydediliyor ve başka firmaların banner’larını yayımlayarak tıklama başına ücret alıyor. Bu banner’lar arasında zaman zaman pornografik içerikli siteler de bulunuyor.

Porno yayını yapan bazı siteler kendi adreslerinin linklerini fal, oyun, müzik ve arkadaşlık içerikli sitelere gizli veya açık bir şekilde koyarak, kullanıcıları porno içerikli adreslere yönlendiriyor. Bu sitelerde dolaşan vatandaşlar oyun sitesinin veya manken resimlerinin linkine tıkladığını zannedip bir anda çocuk pornosu yayını yapan bir siteye yönlendiriliyor. Açılan pornografik siteler çoğu zaman ücretli oluyor.

İndirmeye göre ücret

Bu yönlendirmeler sonucunda taşeron site tıklama başına ortalama 20 kuruşluk bir reklam payı alıyor Bu pay günlük olarak aynı IP numarasından sadece tek giriş için geçerli oluyor. Yönlendirme trafiğinin yoğun olması durumunda reklam payı tıklama başına 50 kuruşa kadar yükselebiliyor. Yönlendirme yapılan porno sitelerde genellikle kredi kartı hesap numarasıyla üye olunan ve indirilen video boyutuna göre ücret alınıyor.

Genellikle yüksek meblağlar ödenen bu sitelerin arasında üç aylığı dokuz dolara kadar inebilen siteler de olabiliyor. İndirme ücretlerini kredi kartıyla çok rahat bir şekilde çeken siteler çoğu zaman kredi kartlarındaki hesap özetlerine verilen hizmetin cinsini farklı olarak geçiriyor.

* * *

Korunma için ne yapmalı?

Porno sitelere yönlendirmeden korunma yöntemlerinden biri filtre programı kullanmak. Filtreleme programının satış sorumlusu elektronik mühendisi Selçuk Kaçer bu tip yönlendirmeler yüzünden birçok masum vatandaşın polis tarafından takibe alındığını belirterek şöyle konuşuyor: ‘Filtre programı açılan sayfalarda tarama yaparak uygunsuz sayfalara erişimi direkt olarak kesiyor. Kendi programımızda 40 binin üzerinde site engellenmiş durumda. Bunun yanında programdaki kelime filtresi açılan sayfada ‘porno’, ‘sex’ gibi istenmeyen kelimeler bulduğunda siteye ulaşımı engelliyor. Program tek defaya mahsus olmak üzere 25 YTL’ye satılıyor. İsteyen daha sonra ücretsiz olarak programın güncellemelerini yapabiliyor. Filtre programının yanı sıra pop-up (kullanıcının isteği dışında açılan yeni pencereler) açılımını engelleyen, ‘mozilla firefox’ gibi browserları kullanmak ve çocukların girdiği web sitelerini düzenli olarak denetmek de faydalı mücadele yöntemleri. Tabii ki en önemli korunma yolu şüpheli görünün linklere hiç tıklamamak. Çünkü bu tip sitelerden hiçbir şey indirmeden sadece dolaşılsa dahi, virüs, spy gibi zararlı yazılımlar bilgisayarınıza bulaşabiliyor.’

Radikal

Dolandırıcılar cebe dadandı.

Aralık 31, 2006

Dolandırıcılar cebe dadandı, tuzak mesajla ‘cep’ten kontör çalıyorlar
Dolandırıcılar ‘cep’e dadandı. Logo veya melodi hattına istedikleri numarayı abone yapıyor, ardından mesaj atıyorlar. Mesajı okuyan, farkına varmadan ya 40 kontörden oluyor ya da faturasına 3 YTL ekleniyor. GSM operatörleri ise sorumluluk kabul etmiyor.

Bilişim sektöründe, internet üzerinden banka hesaplarının boşaltıldığı dolandırıcılık yöntemine bir yenisi daha eklendi. Dolandırıcılar rotayı şimdi de cep telefonlarına çevirdi. Tuzak melodi ve logo mesajları gönderen korsan şirketler, abonelerin bilgisi olmadan faturalarının kabarmasına yol açıyor. Birçok cep telefonu kullanıcısı herhangi bir sözleşme imzalamadığı halde, farkına varmadan, ‘tuzak mesajlarla’ bu sitelere abone yapılıyor. Cep telefonu kullanıcılarına atılan mesajlar abone tarafından okunduğunda kontörlü hatlarda 40 kontör giderken, faturalı hatlarda mesajın okunması ile birlikte üyelik gerçekleşmiş oluyor. Kabul etmese dahi logo melodi servisi, 3 lira 177 YKr ve KDV ücreti kesiyor. Cep telefonu operatörleri de, farkında olmadan 3 günde bir bu parayı ilgili aboneye faturalandırıyor. Bu konuda tüketici derneklerine her gün onlarca şikayet ulaşıyor. Ancak bilişim sektöründeki dolandırıcılık yöntemleri konusunda yeterli bilgiye sahip olunmadığı için, bu türden sahtekârlıklar kamuoyunun gündemine getirilmiyor. Uzmanlar kaynağı belirsiz mesajlar konusunda vatandaşların dikkatli olmasını isterken, ‘evet’ veya ‘hayır’ şıklarının bulunduğu mesajların mutlaka reddedilmesi gerektiğini belirtiyor.

Benzer şikayetlerin kendilerine de ulaştığını kaydeden GSM operatörleri ise sorumluluk kabul etmiyor. Konunun kendileriyle ilgili olmadığını vurgulayan şirket yöneticileri, tanıtım ve bilgilendirme amaçlı firmalara sadece toplu SMS sattıklarının altını çiziyor.

Türkiye’deki yaklaşık 40 milyon cep telefonu kullanıcısından biri olan Turkcell abonesi M.P., kendisine bilmediği bir siteden mesaj geldiğini belirterek, ‘Mesajın ne olduğunu bilmeden reddettim. Ancak cep telefonum kilitlendi.’ diyor. Bunun üzerine ancak bataryasını çıkararak telefonunu tekrar çalıştırabilen M.P.’ye, bu olayın ardından yüklü bir fatura gelmiş. Fatura detaylarını kontrol ettiğinde ise her gün günde bir Cep Master sitesine mesaj attığını görmüş. ‘Torunumun oyun oynadığını düşündüğüm için ilk önceleri kabarık faturayı dikkate almadım.’ diyen M.P., geçen ay cep telefonu ile görüşme yapmadığı halde yüksek fatura gelince müşteri hizmetlerini arıyor. Kendisine, Cep Master diye bir siteye üye olduğu belirtilerek, iptal ettirmesi için bir telefon numarası veriliyor. Söz konusu numarayı arayarak ne zaman abone olduğunu bilmediği üyeliği iptal ettiriyor.

‘Paramı kimden alacağım? ‘

Fakat her cep telefonu kullanıcısı M.P. kadar şanslı değil. İnternet ortamında araştırma yaparken farkında olmadan Vibramobil servisine üye olan bir başka kullanıcı ise faturasını incelediğinde şoke oluyor. Söz konusu şirkete ait ve her biri 3 YTL civarında 5 mesaj gönderdiğini fark eden abone, mesajları kabul etmediği halde bu tuzağın içine düşmüş olmaktan rahatsız. Konuyu Turkcell’in müşteri hizmetlerine taşıyan kullanıcıya verilen telefon numarası ise defalarca aramasına rağmen meşgul çıkıyor. Konuyla ilgili suç duyurusunda bulunmaya karar veren mağdur abone, yetkililerden şikayetçi: ‘GSM operatörleri bu türden sitelere servis sağlayıcılığı yaptığı için suç işlemiş sayılmıyor mu? Haksız yere benden kesilen paraları kimden alacağımı bilmiyorum. En büyük sorunumuz muhatap bulamamak. Benim gibi yığınla şikayetçi var. Kimi uğraşmak istemiyor, kimisi ise farkında bile değil. Ayrıntılı fatura almayan ve yanlışlıkla bu sitelere abone olan birçok kişinin üzerinden paralar kesiliyor. Yaşadığımız mağduriyet başlıbaşına dolandırıcılıktır.’

Veysel Bozkurt isimli bir hazır kart abonesinin başına gelen benzer hadise de kontörlü hatlardaki dolandırıcılığı ortaya koyuyor. Dito mito denen bir siteden kendine mesaj atıldığını ve bu mesajı okuduğu anda 40 kontörünün gittiğini anlatan Bozkurt, olayı arkadaşlarıyla paylaştığında birçok kişinin aynı durumda olduğunu anlıyor. Bozkurt, ‘Bir mesaj geldiği zaman bunu okumadan anlayamazsınız. Ben de mesajı okuduğum anda kontörlerim gitti. Arkadaşlarım bu durumu önlemek için cep telefonunun mesaj servisinde ayar yapmamı tavsiye etti.’ diyor. Avea’nın 551 907**** numaralı müşterisi ‘Viıbramobıle popweb’ şirketine bir ay içinde 150 kontör kaptırdı. Karşılığında ne hizmeti aldığını bile bilmeyen abone, araştırdığı zaman her hafta 48 kontörünün kesileceğini öğreniyor. İptal için ‘popweb iptal’ yazıp 3033’e gönderiyor. Avea müşteri hizmetlerini aradığında şirketin yan kuruluşu olduğunu öğreniyor. GSM şirketi tarafından verilen numarayı aradığında karşısına çıkan müşteri hizmetleri yetkilisinin kendisine nezaketsizçe davrandığını ifade ediyor. Nereye ve nasıl başvuracağını bilmeyen abonelerin çoğu ya hattını kapatıyor ya da yüksek faturaları ödemeye devam ediyor.

Konunun kendilerine ulaşması üzerine bir açıklama yapan Turkcell İletişim Koordinatörü Filiz Karagün, GSM operatörleri olarak, tanıtım ve bilgilendirme amaçlı firmalara sadece toplu SMS sattıklarını belirtiyor. Mobil mecrayı kullanarak tanıtım yapmak isteyen firmaların, mesaj gönderecekleri numaraları kendilerinin belirlediğini belirten Karagün, bu numaralara mesajlar gönderildiğini belirtiyor. ‘Abonelerin SMS ile tanıtılan herhangi bir servise abone olabilmeleri, ancak kendilerine gelen mesajlara kısa mesaj ile ‘evet’ cevabı vermeleri ile mümkün olmaktadır.’ diyen Karagün, bu aboneliklerin haftalık olduğunu kaydediyor. Üyeliğin iptal edilmemesi durumunda servis sağlayıcısı firma tarafından otomatik olarak her hafta yenileniyor. Oyun ve melodi aboneliği, her hafta için servis başına 25 SMS/50 kontör olarak ücretlendiriliyor. Ayrıca indirilen her melodi için 2 SMS/4 kontör ödeniyor.

Ölçü ne olmalı?

Aralık 27, 2006

Dürüstlüğün,doğruluğun ölçüsü ne olmalı? düşündünüz mü hiç? ben düşündüm.Karşındaki insana ne kadar güvenebilirsiniz.? Bu kişiyi gerçekten dostum,arkadaşım olarak nitelediyseniz..Kaç defa sözüne güvenebilirsiniz,inanırsınız ona.Bu o arkadaşınızı ne kadar çok sevdiğinizle doğru orantılımıdır? Size yalan söylediği zaman tavrınız ne olur.Hemen yalan söylediğini ispat mı edersiniz,yoksa bir süre buna izin mi verirsiniz.Ne dereceye kadar yalan söyleyecek diye merak mı edersiniz? Onun ne dereceye kadar alçalabileceğini üzüntüyle seyredermisiniz? O sizi aptal yerine koyduğunu zannettiği bir anda, onun ne kadar alçalabildiğini seyre mi dalarsınız? Ben ikinci yolu tercih ettim.Ve bir arkadaşımın ne kadar alçalabileceğine üzüntüyle şahit oldum.Sadece hala beni kandırdığını zannediyor.Artık gözümde o derece küçüldü ki, üzülemiyorum bile.Sadece bakıyorum.Eski günlerin hatırına hala onunla görüşüyorum.Ne güne kadar , onu ben bile bilmiyorum,hala.Ona hala dostum diyebilirmiyim?,güvenirmiyim?Doğru bile bir şey söylese inanırmıyım? Elbette hayır.Beklemek nereye kadar.Göreceğiz,yaşadıkça yazacağız.Belki acı verecek,kestirip atmak en iyisi belkide ama insanların ne kadar alçalabileceğini merak etmekte benim hakkım sanırım.

 Alıntı.

ATATÜRK VE TÜRK KADINI

Aralık 15, 2006

Atatürk ve Türk Kadını

Kadın hakları ve kadınların erkeklerle eşitliği konusunda geçen asırdan itibaren batı ülkelerinde ve toplumlarında yoğun mücadelelerin verildiği ve özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’ nin bu mücadelelerin en şiddetlilerini yaşadığı bilinmektedir. Ülkemizde, gerek Osmanlı İmparatorluğu ve gerek Cumhuriyet döneminde kadınlarımızın kendi hakları konusunda, batı ülkelerindekine benzer şekilde mücadele ettiklerini söylemek mümkün değildir. Ama biz kadınlara birçok batı ülkesinden daha evvel bu hak Atatürk tarafından verilmiş ve hatta adeta sunulmuştur. Cumhuriyet Dönemi ve Kadın Hakları teokratik bir devlet yapısının ve kadın haklarının kısıtlı olduğu bir toplum düzeninin olduğu Osmanlı İmparatorluğu’ ndan, kadın-erkek eşitliğinin kabul edildiği modern Türkiye Cumhuriyeti’ ne geçiş, bir çok devrimler ile mümkün olabilmiştir. Bu devrimler içinde, kadınların erkekler ile eşit toplumsal varlıklar olarak toplum içinde yerlerini almaları bir uygarlık aşamasıdır ve Atatürk Devrimleri’ nin en önde gelenlerinden birisidir. 1926 yılında Büyük Millet Meclisi tarafından kabulle yürürlüğe giren ve Türk kadınlarını ‘şeriat’ zincirinden kurtaran Medeni Kanun ile, Türk kadınına bin yıl evvel kaybettiği hakların iade edilmesinin temeli oluşmuştur. Artık kadın güçlenmeye, kişiliğini bulmaya başlamış ve erkeğinin yanında sosyal faaliyetlere katılmaya hazırdır. Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Haklarının Verilmesi Medeni Kanun ile erkeklerle eşit haklara sahip olan Türk kadınına, 3. TBMM tarafından 3 Nisan 1930′ da kabul edilen bir yasa ile belediye seçimlerine katılma hakkı tanınmıştır. 1931 yılında da Türk kadını ilk kez tıp dünyasında varlığını göstermiş ve ilk kadın cerrahımız çalışmaya başlamıştır. 4 Mayıs 1931′ de ilk toplantısını yapan IV. TBMM tarafından 26 EKim 1932′ de kabul edilen bir yasa ile Türk kadınına muhtar, köy ihtiyar kurulu üyeliğine seçilme ve seçme hakkı tanınmış; ertesi yıl da, 8 Ekim 1934′ de kabul edilen ve 5 Aralık 1934’de yürürlüğe giren bir başka yasa ile kadın-erkek eşitliği alanında bütün haklar, ‘Kadınlara Milletvekili Seçme ve Seçilme Hakkı’ nın tanınmasıyla verilmiş oluyordu. Atatürk’ ün Kadın Hakları Konusundaki Görüşleri ve Gerçekleştirdikleri, bugün dünya aydınlarının ve Birleşmiş Milletler Teşkilatı ‘nın yaymaya çalıştığı kadın hakları ile ilgili görüşler, Atatürk tarafından çok önceleri dile getirilmiş ve çoğunlukla da uygulama alanına sokulmuştur. Atatürk, Cumhuriyet’ in ilanından dokuz ay önce Şubat 1923 ‘de şöyle demiştir:

‘Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun, bir organı faaliyette bulunurken, diğer bir organı işlemezse, o sosyal toplum felçlidir.’

Atatürk, çağdaş bir düşüncenin ürünü olan bu sözleriyle kadının toplumdaki yerini belirlemiştir. Atatürk’ ün Türk kadınına beslediği sevgi ve saygı, Kurtuluş Savaşı’ ndaki gözlemleri ile iyice perçinleşmiştir. 1923 yılında Konya’ da yaptığı bir konuşmada, bu hissiyatını büyük bir içtenlikle dile getirir.

‘Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim, diyemez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakar, o ilahi Anadolu kadını olmuştur. Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim.’

Atatürk 30 Mart 1923′ de Vakit Gazetesi’ nde yayınlanan bir beyanatında;

‘İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça, öteki yarısı göklere yükselebilsin? ‘

Türkler tarih boyunca, babaerkil denilen aile yapısını gönüllerine yerleştirememişler ve benimseyememişlerdir. İşte Atatürk, milletin geçmişindeki ve özünde var olan fakat özlem haline getirilmiş bir hakkı, bir duyguyu devlet varlığına geçiren devrimci olmuştur.

‘Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın’

diyerek, yaptıklarının gerekçesini az, öz ve muhteşem bir ifade ile belirtmiştir. Kadınların giysileri de Atatürk’ ün üzerinde çok önemle durduğu bir başka konu olmuştur. Bu konuda Atatürk, 1 Eylül 1925′ de İkdam Gazetesi’ nde yayınlanan bir beyanatında şöyle dedi:

‘Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki, başında bir bez, peştemal veya buna benzer birşeyler asararak yüzünü, gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu tavrın manası neye delalet eder? Medeni bir millet anası, bir millet kızı için bu garip şekiller, bu vahşi vaziyet nedir? Bu hal milleti çok gülünç gösterir ve derhal düzeltilmesi lazımdır’.

1925 yılında İnebolu gezisinde Atatürk, örtünen kadınlarla ilgili şunları söyledi:

‘Onlar yüzlerini cihana göstersinler ve gözleri ile cihanı dikkatle görebilsinler. Bunda korkulacak hiçbir şey yoktur. Önemli olarak şunu ihtar edeyim ki, bu halin muhafazasında inat ve taassup, hepimizi en az kurbanlık koyun olmak istidadından kurtaramaz..’

31 Temmuz 1932′ de Türkiye güzeli Keriman Halis’ in, Belçika’ da yapılan yarışmada dünya güzeli seçilmesi üzerine Atatürk O’na ‘Ece’ ünvanını verir ve Türk kadınına şöyle seslenir:

‘Şunu ilave edeyim ki! Türk ırkının dünyanın en güzel ırkı olduğunu tarihten bildiğim için, Türk kızlarından birisinin dünya güzeli seçilmiş olmasını çok tabii buldum. Fakat Türk gençlerine bu münasebetle şunu hatırlatmayı da lüzumlu görürüm: Övünç duyduğumuz tabii güzelliğinizi fenni tarzda muhafaza etmesini biliniz ve bu yolda uyanık olunuz ve bu gelişmelerin aralıksız gerçekleşmesini ihmal etmeyiniz. Bununla beraber, asıl uğraşmaya mecbur olduğumuz şey, analarınızın ve atalarınızın oldukları gibi, yüksek kültürde ve yüksek faziletle dünya birinciliğini elde tutmaktır.’

Atatürk, 18 Nisan 1935′ de kendisinin himayesinde İstanbul’ da toplanan ve aralarında ünlü nükleer fizikçi Madam Eve Curie’ nin de bulunduğu, dünyanın dört bir yanından gelen kadınların katıldığı ‘Milletlerarası İlk Kadın Kongresi’ delegelerine şöyle seslenir:

‘Türk kadınının dünya kadınlığına elini vererek, dünyanın barış ve güveni için çalışacağına emin olabilirsiniz.’

Ulu önder, Türk kadınlarının hiçbir alanda erkeklerden ve Avrupalı kadınlardan geri kalmayacakları yolundaki inancını da şu sözleriyle belirtmiştir:

‘Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan biçim ve kılıkta başarıdan çok, ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip, donanmaktır. Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacak, aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak şekilde ışıkla, bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım.’

Türk toplumunun gelişip yükselmesinde aile yapısının önemine inanan Atatürk, şöyle demektedir:

‘Bu millet esas terbiyesini aileden almaktadır. Türk milleti öyle analara sahiptir ki her bir devrin büyük adamlarını bu analar yetiştirmiştir. Türk kadını daha büyük nesiller yetiştirmeye kabiliyetlidir.’

Türk kadını, yüzyıllardır özlemini çektiği haklarına sahip olmada; en azimli, inançlı ve güçlü desteği Atatürk’ ten almış ve çağdaş ülke kadınlarının önüne geçmiştir. Örneğin; İtalya’ da kadınlar ancak 1948 yılında seçimlere girebilmişler. Japon kadınları ise seçim haklarını ancak 1950 yılında alabilmiştir. Medeni Kanun’ ları aldığımız İsviçre’ de ise, kadınlar haklarını 1971 yılına kadar alamazken, çağdaşlamada örnek aldığımız İsveç ve Danimarka gibi ülkelerde de durum farklı değilken, Türk kadınına 1935 yılında seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır. Bu vesile ile bakın Atatürk nasıl seslenir:

‘Bu karar, Türk kadınına sosyal ve siyasi hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk kadınını artık tarihlerde aramak lazım gelecektir. Türk kadını, evdeki medeni mevkiini selahiyetle işgal etmiş, iş hayatının her safhasında muvaffakiyetler göstermiştir. Siyasi hayatla, Belediye seçimleriyle tecrübe kazanan Türk kadını bu sefer de milletvekili seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Medeni memleketlerin birçoğunda, kadından esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu selahiyet ve lihakatle kullancaktır.’

Atatürk hayatta iken yapılan son seçim olan, 1935 yılı seçimlerinde ilk kez seçilme hakkını da kullanan Türk kadını, TBMM’ ne onsekiz kadın milletvekili ile girmiştir. Bu onsekiz Türk kadının yüce meclisin çalışmalarına ne ölçüde katkıda bulundukları ve kararlarında ne denli etkili oldukları meclis tutanakları ile sabittir. Ayrıca kişisel tutumları da övünç vesilesi ve geleceğe olan inançları kuvvetlendirici mahiyette olmuştur. Atatürk’ ün, çağı ve değişeni değil, değişecek zamanı milletine göstermesi, kadın hakları ve kadın-erkek eşitliği konularında, ‘BM İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’, ‘İnsan Hakları Sözleşmesi’ gibi konular, daha insanlık tarihinin ufkunda bile görünmemişken Türk Kadınına, haklarını vermesinin değeri daha iyi anlaşılır. Bağımsızlık mücadelesi yapan ülkeler nasıl Atatürk’ ü örnek bir lider almışlarsa, kadın hakları uğruna uğraş ve savaş verenler de, onu bir devrimci olarak aynı şekilde örnek almak durumundadırlar. Çünkü bütün insanlık tarihi boyunca, tarihin hiçbir döneminde, hiçbir lider kadın hakları konusunda Atatürk kadar önsezili ve öngörüşlü olmamış, onun kadar uğraş ve savaş vermemiştir. Ne mutlu bir Atatürk yetiştiren Türk kadınına, ne mutlu O’na sahip olan Türk milletine…

Amiral (e) Çetinkaya APATAY Atatürk Türkiye’sinin Türk Kadını’na Kazancı Kitap Ticaret A.Ş. 1996

MSN Adresiniz çalınır ise….

Aralık 15, 2006

MSN Messenger’da son zamanlarda adreslerin tarafından kırılması arttı. Korsanlar ulaştıkları msn adresinde kullanıcının kayıtlı arkadaşlarından para ve kontör talebinde bulunuyor.

Uzmanlar MSN Messenger kullanıcılarının birkaç tüyo ile korsanlardan rahatlıkla korunacağını belirtiyor.

Korsanlar tuzaklarını nasıl hazırlıyor…? Nasıl dikkat etmeli…?

1) MSN Messenger adresinizde kullandığınız şifrenizi asla başka hiçbir yerde kullanmayın. Bir foruma veya bir siteye üye olurken eğer MSN adresiniz verirseniz aynı şifrenizi burada kullanmayın. Farklı bir şifre kullanın. MSN şifreniz sadece ve sadece MSN’de kullanın…

2) Bilgisayar korsanları Hotmail ve MSN mail adreslerinin giriş sayfasını birebir taklit ederek sahte siteler yapıyorlar. Siz tıkladığınız zaman karışınızda tamamen Hotmail ve MSN mail giriş sayfasını bulduğunuzu düşünüyorsunuz. Siz sahte Hotmail ve MSN mail giriş sayfasına adres ve şifrenizi yazdığınız zaman bunlar korsanların eline geçmektedir. Bu nedenle, mail ya da Messenger yoluyla gelen adresleri tıklayı buralara adres ve şifre bilgilerinizi KESİNLİKLE yazmayın…

Mailinize her zaman http://www.hotmail.com veya http://www.msn.com adresinden giriniz…

Size “MSN müşteri hizmetleri” başlığıyla “Hotmail müşteri ilişkileri” gelen maillere asla güvenerek bu mailin içine konulan adrese tıklayarak asla bilgileriniz vermeyiniz. MSN ve Hotmail zaten sizin bilgilerinizi elinizde bulundurur. İhtiyacı olursa alır. Yapacağı değişiklikler için size asla bir soru sormaz… Bu nedenle bu başlıkla gelen mailleri –mail adresinde msnmusterihizmetleri@hotamil.com bile yazsa- hemen silin.

3) MSN Messenger şifrelerinin kırılmasında en tehlikeli yöntem javascriptlerle cookie çalarak yapılanlardır. Gelen maillerin içindeki ya da messengerdaki sohbetler sırasında size verilen linkleri kesinlikle tıklamayınız. Genellikle gelen maillerde “Şu fotoğrafı görmek için tıklayınız” yazar ya da bir arkadaşlık sitesinden bir kişinin sizinle konuşmak istediği onun profilini görmek için tıklamanız istenir. Bundan korunmak için İnternet Explorer’ınızın ayarlarını değiştirerek Javascriptleri size sormadan çalıştırmasını engellemelisiniz. Ya da daha birçok güvenlik uzmanı tarafından önerilen Firefox internet tarayıcısını yüklemeniz ve bununla birlikte “No Script” eklentisini kurmanız yeterli olacaktır. Eğer Firefox’a geçerseniz bilgisayarınızın “Varsayılan internet taracıyısı” ayarlarını da Firefox olarak ayarlamanız gerekmektedir. Firefox’u http://mozilla.org.tr/ adresinden ingirebilirsiniz.

Eğer MSN Messenger şifreniz çalınırsa http://www.hotmail.msn.com/cgi-bin/dasp/ua_info.asp? &_lang=EN&country=US adresinde söylenenleri harfi harfine yerine getirmeniz gerekecektir.

Turna kuşu

Aralık 15, 2006

turna kuşu

Japonya’ya atom bombası atıldığında 2 yaşında olan bir kız, 12 yaşına geldiğinde maruz kaldığı radyasyon nedeniyle kansere yakalanmış.
Savaşta
öksüz ve yetim kalan zavallıcık hastaneye yatırılmış. Ama durumu ümitsizmiş.

Hastanedeki tüm doktorlar, küçük kızın ölümü için gün sayarken, küçük Japon kızı hayat doluymuş. Koridorlarda koşuyor, oynuyor ve diğer hastalara yardım ediyormuş.

Hastaların arasında en sevdiği kişi ise 80 yaşlarında, kendisi
gibi kanser olan yaşlı bir kadınmış. Küçük Japon kızı, ölüm döşeğindeki bu yaşlı kadını hiç yalnız bırakmamış.

Kadın ölmeden hemen önce “Benim için çok geç ama, bizim inanışımıza göre; eğer bir kişi kağıttan 1000 tane turna kuşu
yaparsa, her istediği kabul oluyor. Ben yapamadım, sen yap ve kurtul” demiş
ve son nefesini vermiş.

Küçük Japon kızı çok üzülmüş ama hayatta kalma arzusuyla geleneksel Japon sanatı olan origamiyle kağıtan turna kuşları yapmaya başlamış.
Neşe içinde çalıştığından ilk başlarda çok hızlı yapıyormuş. 1000 tane turna kuşu yapması işten bile değilmiş.
Ama sağlığı da hızla bozuluyormuş. Bu hazin öykü önce yerel, sonra da uluslararası basında yer almış. Dünyanın dört bir
yanından insanlar kıza, binlerce turna kuşu göndermeye başlamış.

Ama küçük Japon kızı, haberler basında çıktığında elini kıpırdatamaz hale gelmiş. Hayatta son saatlerini 637. kuşu yaparak geçirmiş.
Kuşu bitirmiş, gözleri kapanırken hemşireler ve hastabakıcılar, postadan çıkan yüzlerce origami kuşuyla odasına girmişler.
Ama küçük Japon kızı yüzünde bir tebessüm
yatağında cansız yatıyormuş.

Postacılar aylarca kağıttan turna kuşu
taşımışlar hastaneye. Sayısı milyonlara ulaşan turna kuşları Japonya’da bir
müzede sergileniyor…

Gazi Paşa’yı Görmek İsteyen Nine

Kasım 22, 2006

Gazi Çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rasladık.
Atatürk attan inerek bu ihiyar kadının yanına sokuldu.
-Merhaba nine
Kadın Ata’nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
-Merhaba dedi.
-Nereden gelip nereye gidiyorsun? Kadın şöyle bir duralayıp,
-Neden sordun ki, dedi. Buraların sabısı mısın? Yoksa bekçisi mi?
Paşa gülümsedi.
-Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır.
Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın başını salladı.
Tabii söyleyeceğim, ben Sincan’ın köylerindenim bey, otun güç bittiği,
atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindeyim. Bizim mıhtar bana bilet
aldı trene bindirdi, kodum Angara’ya geldim.
-Muhtar niçin Ankara’ya gönderdi seni?
-Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da….
Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez
görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi
Gazi Paşa. Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı
Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan
belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.
– Senin Gazi Paşa’dan başka bir isteğin var mı? Kadını
birden yüzü sertleşti.
– Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki… O bizim
vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin
mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde
şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun
sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol
paşam!
Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek.
Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de
Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver. Atatürk’ün gözleri dolu dolu
olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek,
-Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır… Benim
köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu. Attan indim. Yaşlı kadının elini
tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını
süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında
duruyor.
Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere
fırlatıp, Atatürk’ün ellerine sarıldı. Görülecek bir
manzaraydı bu. İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan,
ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü
atanın ellerini.
Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha
doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk’e
uzattı;
– Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa,
bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.
Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini
söyledi.
Sonrabirlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi;
“Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün.
Giderken de kendisine benim bütcemden üç inek verin armağanım
olsun.”

Tags: Atatürk