Archive for the ‘GÜZEL TÜRKİYEMİZDEN MANZARALAR’ Category

Safranbolu Resimleri..

Haziran 26, 2007

pic_0014.jpg

Safranbolu Çarşı dan görünüm..

cinci4.jpg

Safranbolu Çarşı’da cinci hanının eski hali.

İzzet Paşa Camii ve Demirciler Çarşısı

pic_0019.jpg

Safranbolu Çarşı

pic_0006.jpg

Safranbolu demirciler çarşısı

çarşı.jpg

Safranbolu çarşıdan görünüm

safranbolu_carsi.jpg

Safranbolu çarşı.

safranbolu_gumus.jpg

Safranbolu gümüş mahallesi

safranbolu.jpg

Safranbolu ya bir bakış

Safranbolu..

Haziran 26, 2007

09.jpg

Geleneksel Safranbolu evi

  Anadolu’nun kuzeybatı kesiminde tarihi evleri ile ünlü Safranbolu bir İyon prensesi tarafından kurulmuştur. Kent ve çevresi tarih boyunca Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi birçok uygarlık yaşamıştır. Safranbolu tarihi ipek yolunun Kastamonu-Gerede-Istanbul kesimi üzerinde önemli bir konaklama merkeziydi.

Sahip olduğu mirasın zenginliği yanında, bu mirası çevresel dokusu içinde korumaktaki başarısından dolayı Safranbolu 1994 yılı sonunda UNESCO tarafından “Dünya Miras Listesi”ne dahil edilmiş ve bir dünya kenti haline gelmiştir. Safranbolu tarihi ve kültürel zenginliğinin ifadesi olarak bugün doğal ve çevre dokusu içinde korunmakta olan 1008 esere sahiptir. Kaya Mezarları, höyükler, Cinci Hanı ve Hamamı, Köprülü Mehmet Paşa Camisi, İzzet Mehmet Paşa Camisi, Yemeniciler Arastası, İncekaya Su Kemeri, Konaklar, Çeşmeler, Türbeler bu eserlerin bir bölümüdür.

Safranbolu ilk ününü geleneksel ve özel bir mimari yapıya sahip Safranbolu Evleri ile kazanmıştır. Bu evler 18. ve 19. yy Türk toplum yaşantısını günümüze aktaran mükemmel mimarlık örnekleridir. Kalabalık aile yapısının, ekonomik zenginliğin ve yöredeki iklim özelliklerinin etkilerini taşıyan bu evler görkemli çatıları nedeniyle “Beş cepheli mimari eser” olarak nitelendirilmektedir

Safranbolu Evleri 2-3 katlı, 6-8 odalı, cumbalı, her odasında fazla sayıda penceresi olan ve odalarının her ayrıntısı büyük bir ustalıkla meydana getirilmiş yapılardır. Bu yapılarda taşın estetik kullanımı, ahşap işçiliğinin akıllara durgunluk veren kalitesi, tavan ve duvar süslemeleri, iç mekanlarda kurulmuş havuzlar, merdiven korkulukları ve nihayet kapı tokmakları… Hepsi seyredenleri hayran bırakacak güzelliktedir.Safranbolu evinin üzerinde yapıldığı arsa ne şekilde olursa olsun, üst katlarda geometrik bütünlük büyük bir ustalıkla sağlanmıtır. Ev yerleşiminde komşuluk ilişkileri ön planda tutulmuştur. Arnavut kaldırımlı dar sokaklar insanları birbirine yaklaştırırken, evlerin cumbaları ve çıkmaları bu dar sokaklarda görünümü zenginleştirmektedir.

Safranbolu,tarihi boyutunun ve evlerinin yanı sıra çok ilgi çekici doğal güzelliklere de sahiptir. Bu anlatım turizmi çeşitlendirme kaygısının bir ürünü değildir.Gercekten Safranbolu’da bulunan doğal güzellikler herhangi bir yerleşim yerini tek başına ön plana çıkarmaya yetecek düzeydedir. Ne var ki bir müzekent görünümdeki Safranbolu’yu üne kavuşturan geleneksel Türk evlerinin mükemmelliği ilçenin doğal güzelliklerini ikinci plana çıkarmaktadır. Ağırlığının yüzbin katı kadar sıvıyı sarıya boyayabilen ve adını kente vermiş olan safran bitkisi burda yetişmektedir ve bu kentin gözbebeğidir.Safranbolu’nun ün yapmış diğer ürünü Safranbolu Çavuş Üzümü’dür.Çavuş üzümleri içinde en çok tutulanı bu üzümdür ve yörede yaygın olarak yetiştirilmiştir. Safranbolu ayrıca lokumu ile de tanınmaktadır. İlçede çeşitli türlerde lokum yapan imalathaneler bulunmakta ve ilçe dışına lokum satılmaktadır.Safranbolu’nun tanıtılmasıyla birlikte artan ilginin yoğunluğu turizm olanaklarını da geliştirmektedir. Bugün Safranbolu kültürel turizm anlayışının ilgi odağıdır.

KONUMU VE ULAŞIM

Safranbolu; Batı Karadeniz Bölgesinde; bağlı bulunduğu Karabük iline 10km., Ankara’ya 240 km. ve Istanbul’a 406 km. uzaklıktadır. Ankara ve İstanbul ile bağlı bulunduğu karayolunun büyük bir bölümü otobandır. Normal süratle Safranbolu Ankara arası 2,5 saatte, Safranbolu İstanbul arası ise 5 saatte katedilmektedir.

Denize en yakın bağlantıları ise 91 km. ile turistik İnkumu, 97 km. ile yine turistik Amasra’dır.

İklim yönünden yılın dört mevsiminin özelliklerini de yaşayan Safranbolu’da yaz ve kış ayları insanların yaşamlarında zorluk yaratmayacak özelliktedir.

Safranbolu her türlü konaklama ve restaurant ihtiyacına cevap verecek özellikte bir kent merkezidir.
 

KÖYCEĞİZ/MUĞLA

Ocak 20, 2007

KÖYCEĞİZ/MUĞLA
Köyceğiz’in tarihi M.Ö. 3400 yıllarına kadar uzanır. Bu yörede varlık gösteren ilk uygarlık Koryalılardır. Sonra sırasıyla İskitler, Asurlular, İyonyalılar, Dorlar, Akalar, Persler, Hellenler, Seleykoslar, Romalılar, Selçuklular, Menteşeoğulları ve Osmanlılar yöreye hakim olmuştur.

Köyceğiz’in tarihi ile ilgili ilk bilgileri tarihçi Heredot, Coğrafyacı Strabon ve İngiliz Arkeolog Hoskin vermektedir.

M.Ö. 2000 yıllarında Yunanlılar ve Akaların deniz yolu ile Ege kıyılarına çıkmaları ile sahilde yeni koloniler kurulmuş, iç kısımlarda ise Karyalıların kolonileri ile gelişim sağlanmıştır. Böylece ilçe M.Ö. 1000 yıllarında oldukça iyi bir konuma gelmiştir. Köyceğiz Gölü’nün Akdeniz’le birleştiği yerde Kaunos şehri Karya’nın önemli limanlarından ve ticaret merkezlerinden biri olmuştur. Akrapol, ünlü mabetler ile Harab ve Susan Kaleleri önemli tarihi eserlerdir.

Osmanlılar Döneminde ilçe Hurşit Paşa’nın Muğla Mutasarrıflığına getirildiği dönemde bugün bulunduğu yer olan Yüksekkum’a taşınmıştır (1884) . İstiklal Savaşı’nda düşman saldırısına uğramış, 1919 yılı sonunda Tahirağa, Mehmet Zeki Osman Ağa ve Tevfik Bey’lerin öncülüğünde Kuva-i Milliye Teşkilatı kurularak yurt savunmasına dahil edilmiştir. Köyceğiz adının nereden geldiğine gelince: Efsanelere göre Köyceğiz, gölün alanı üzerinde bulunan bir ovada kurulmuş. Bilinmeyen bir zamanda ovayı sular basmış. Felaketin seyrine gelenler gölün doğu kısmında kalan birkaç evi ve insanı görünce: ‘Bütün şehir batmış, sadece kıyıda bir Köyceğiz kalmış.’ demişler. Bugün hala gölün altında bir batık şehir olduğuna inanılır.

Köyceğiz İlçesi, Akdeniz ve Ege Bölgeleri’nin birleştiği yerde, Muğla – Fethiye Karayolu’nun 60. km.’sinde, zengin doğal güzellikler ve narenciye bahçeleri içinde, sakin bir turistik beldedir. İlçe, adını aldığı Köyceğiz Gölü’nün kuzeyinde kurulu olup, 1.758 Km2 yüzölçümündedir.

Turizm [değiştir]Köyceğiz Gölü ve gölün sahille birleştiği bölgede kurulan Karia’nın önemli limanlarından ve ticaret merkezlerinden Kaunos şehri ilçenin turizmdeki önemini arttırmaktadır.

Ayrıca ilçenin Sultaniye Köyü’nde mevcut olan Sıcak-Soğuk Termal Kaplıcaları, sağlık turizmi bakımından önemli bir merkez teşkil etmektedir. Diğer taraftan Yayla Köyü ve kuzeyindeki Gökçeova, safari turizmi ile ilgi görmektedir. Çandır Köyü Horozlar mevkiinde çamur banyoları ve tesisleri bulunmaktadır.

Köyçeğiz’in Akdeniz kıyısında bulunan köyü Ekincik Koyu, uzun plajı, nefis koyu ve yat limanıyla, su sörfü, su kayağı ve yüzme için elverişli yerlerden biridir.

Köyceğiz Gölü, Dalyan Kanalı, kaplıca ve çamur banyoları, 10 km. uzaklıktaki 800 m. rakımlı Ağla Yaylası, Şelale, Yuvarlakçay görülmeye değer yerlerdir. Dalaman Çayı, rafting ve trekking için önemlidir. Ağla Yaylası için yayla turizmi çalışmaları sürdürülmekte olup ayrıca göl çevresinde, Köyceğiz-Dalyan arasında bisiklet parkuru için alt yapı çalışmaları yapılmaktadır.

Köyceğiz Gölü’nün batısında Ölemez Dağı doğusunda Sultaniye Köyü sınırları içinde, kıyı boyunca çok sayıda termal kaynaklar vardır. Turizm ve Sağlık Bakanlığı’nca uzmanlara yaptırılan araştırma ve incelemeler sonucu çok sayıda ılıca-kaplıca ve içme kaynakları tespit edilmiştir. Bu termal kaynakların en önemlileri ve sağlık amaçlı olarak işletilenleri, Hasan Çavuş Ilıcası ve Kokar Girme denilen kaplıcalarıdır.

Sultaniye Kaplıcaları’nın tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Milattan önceki yüzyıllardan itibaren bir şifa yurdu olarak işletilmiştir. Roma, Bizans, Osmanlı ve Selçuklu döneminde halkın hizmetine sunulmuştur. Roma döneminde 400 hastaya aynı anda hizmet verecek kadar gelişmiş bir hastane durumundaydı. Kaynaklara göre, hastanenin girişinde “Tanrılar adına buraya ölüm giremez” diye yazılmıştır. Ölemez Dağı da adını kaplıcalardan almıştır.

GÜZEL TÜRKİYEMİZDEN MANZARALAR.

Ocak 7, 2007