Archive for the ‘EĞLENCE’ Category

KADININ ZEKASI..;)

Temmuz 9, 2007

cocuk1552.jpg

DENİZKIZI VE ÜÇ DENİZCİ  

 

Üç denizci bir denizkızını kurtarır.Denizkızı bunlara der ki…’Biz bir efsane değiliz, işte görüyorsunuz, ama sihirli yaratıklarız.Siz hayatımı kurtardınız.Ben de sizin birer dileğinizi gerçekleştireceğim…Dileyin ne dilerseniz.’
Birinci denizci dilemiş:
– Zekamı iki katına çıkar!
‘Hay hay’ demiş denizkızı…Balıkçı bir anda Japon malı sonar aletinin gerçekte nasıl çalıştığını anlamış,sadece resimlerine bakarak monte etmeye başlamış…
İkinci denizci atılmış:
– Benim zekami üç katına çıkar!
‘Olur’ demiş denizkızı.O da bir anda gökyüzüne bakarak dünyanın eğiminde aslında bir sapma olduğuna dair formülü tersten ve latince kaleme almaya başlamış…
Üçüncü denizci bağırmış:
– Benim zekamı on katına çıkar!
‘Yapamam’ demiş denizkızı.
– On katına çıkar…
– Hayır! Ne istediğini bilmiyorsun. Ne söylediğini de bilmiyorsun! Her şey değişecek ama her şey. Dünyayı bambaşka bir gözle göreceksin. Eski yaşamınla hiçbir şekilde bir daha uzlaşamayacak bir boyuta geçeceksin.Dilersen sana bir milyon dolar vereyim, yeter ki bunu yapma!
– Başka hiçbir isteğim yok, zekamı 10 misli arttır!
‘Peki’ demiş denizkızı ve…üçüncü denizci bir anda kadına dönüşmüş! ! ! !



KLASİK BATAN GEMİ VE KURTULAN KADINLA ADAM
Fırtına apansız bastırınca koca gemi bir anda denizin dibini boyladı.Adam ıssız bir adanın ıssız sahilinde gözlerini açtı. Ne gelen vardı ne giden… Ne araç vardı ne gereç… istersen muz ve hindistan cevizi, istemezsen muz ve hindistan cevizi…Hayatı boyunca evi dışında beş yıldızlı otellerden başka yere adımını atmadığından bir süre ne yapacağını bilemedi… Sonra dört ay boyunca muz yiyip hindistan cevizi suyu içti,geçmişte kalan o güzel günleri düşünerek gözlerini denize dikip kendisini kurtaracak gemiyi beklemeye koyuldu. Bir gün sahilde uzanmış yatarken, gözünün ucunda bir hareket hissetti, O da ne? Bir sandal ve kürekte o güne dek gördüğü en müthiş kadın.. Son sürat geliyor… inanamadı…
-‘Nereden geliyorsun? ‘; diye haykırdı, Buraya nasıl geldin? ‘
-‘Adanin öteki tarafından…’; dedi kadın, ‘Gemi batınca oraya çıktım.’
– ‘Ne şans, benden başka kimsenin kurtulduğunu sanmıyordum. Kaç kişisiniz?
– ‘Başka kimse yok… Sadece benim… Sandal da gemiden değil.Gemiden çöp yok…’ Adamın aklı karıştı..
– ‘O halde sandal? nereden buldun?
– ‘Basit’ dedi kadın ‘adada bulduğum malzemeyle yaptım… Kürekler sakız ağacı… Zemini palmiye dallarından ördüm, yanlar okaliptüs…’
– ‘Ama, ama bu imkansız.. Aletlerin yok… Nasıl becerdin? ‘
– ‘Pek de sorun olmadı. Öteki tarafta sıradışı bir alüvyon kaya oluşumu var. Fırında belli dereceye ısıtılınca işlenebilir yumuşaklıkta demir elde ediliyor. Alet yapmak için kolayca kullandım… Boşver bunları. Hadi göster, nerede yaşıyorsun? ‘ Bön bir ifadeyle orada yaşadığını itiraf etti adam… Aylardır oracıkta sahilde yatıp kalktığını…
– ‘Öyleyse bana gel… Benim yerime…’ diyerek kadın küreklere asıldı.Birkaç dakika sonra küçük bir iskeleye yanaştılar… Adam sahile gözatınca az daha sandaldan düşüyordu. Mavi beyaz boyalı kulubeyle iskele arasına taş döşeli bir yürüme yolu bile yapılmıştı. Eve girerlerken kadın omuzlarını silkti
– ‘Pek rahat sayılmaz ama ben yine de ev diyorum işte… Otur lütfen… Bir şey içer misin? ‘
– ‘Hayır, hayır teşekkürler…’ dedi adam… Şaşknlığını henüz üzerinden atamamıştı. ‘Daha fazla hindistan cevizi suyu içemeyeceğim artık… Tahammülüm kalmadı…’
– ‘Hindistancevizi suyu değil ki.Sürahim var.Pina Colado’ya ne dersin? ‘
Adam hayretini gizlemeye çalışarak ikramı kabul etti.
Kanepeye oturarak sohbete daldılar.İkisi de birbirlerinin hayat hikayesini dinledikten sonra kadın ‘Üzerime rahat bir şey giyeceğim’ diyerek ayağa kalktı.
-‘Duş yapıp traş olmak ister misin? Üst kattaki banyo dolabında jilet var…’
Artık sorgulamaktan vazgeçmişti… Banyoya girdi… Dolapta kemik bir sapın içine sıkıştırılmış oynak mekanizmalı iki deniz kabuğundan yapılma ustura onu bekliyordu… ‘Bu kadın inanılmaz’ diye mırıldandı… ‘Bakalım bundan sonra ne var? ‘Dönüşünde kadın onu gardenya kokuları içinde, stratejik bölgeleri üzüm yapraklarıyla örtülü olarak karşıladı… Sadece üzüm yaprakları ve yanına oturmasını istedi… Sonra yavaşça sokularak fısıldadı…
– ‘Söyle bana… ikimiz de uzun süredir bu adadayız… çok yalnız olmalısın… Eminim şu anda yapmak icin kıvrandığın bir şey var…Hani burada tek başına geçirdiğin aylar boyunca en çok yapmak istediğin… Anlıyorsun değil mi? ‘
Gözlerinin içine bakıyordu.. Adam duyduklarına inanamadı…
– ‘Yani’… dedi, ‘buradan e-mail’imi kontrol edebilir miyim? ‘
 

CAN AKIN-TOKYO’DAN GIDIYORUM.. BOYLE ASK ICIN CANIMI VERIRIM

Temmuz 3, 2007

Bebekler ile Müdürler Arasındaki Benzerlikler

Ocak 2, 2007
Bebekler ile Müdürler Arasındaki Benzerlikler …

Bebekler ile Müdürler Arasındaki Benzerlikler …
Bebeklerin şımarmaması, müdürlerin ise alınmamaları dileğiyle…

(Tamamı KÜÇÜK ŞEYLER-2 kitabından )

 

1- Her ikisine de sahip olduğunuzda başlangıçta çok sevinirsiniz, ancak ileride başınıza neler açabileceklerini düşünemezsiniz.

2- İkisi de çok sabırsızdır, isteklerinin hemen yerine getirilmesini isterler. İstekleri hemen olmazsa bağırıp çağırmaya , ortalığı birbirine katmaya başlarlar.

3- İkisinin de belleği zayıftır; birgün önce onlar için yaptığınız onca şeyin önemi yoktur.

4-İkisi de size teşekkür etmez.

5- Siz ikisine de çok şey verdiğinizi düşünürsünüz. Onlar size açıkça birşey vermemektedir. Siz ” seviyor ama belli etmiyor ” diye kendinizi rahatlatırsınız.

6- İkisi de kötü davranır, tırmalarlar, hatta fırsat verirseniz sizi ısırırlar. Siz çocuğunuza bakıp” Büyüyünce geçer” , amirinize bakıp ” Birgün değerimi anlayacak” dersiniz. Ama o gün hiç gelmez; çocuk büyür ergen olur, yüzünüze kapıyı çarpar, amiriniz yaşlanır, yüzünüze dosyaları fırlatır.

7- Bebeğiniz de amiriniz de sizin empatik becerinizi geliştirir. Bebeğinizin ağlamasının gaz ağlaması mı, yoksa acıkma ağlaması mı olduğunu kısa sürede kavrarsınız. Amirinizin hoşnutsuzluğunun işten mi, yoksa kendinden mi kaynaklandığını kısa sürede öğrenirsiniz.

8- Her ikisinin de yüzünde tebessüm belirtisi ararsınız. Bebeğiniz yüz kaslarını hafifçe oynattığında ” Bana gülümsüyor !” diye bağırırsınız. Benzer şekilde amirinizin de yüzüne bakıp ” Bugün bana hafifçe gülümsedi galiba” dersiniz.

9-   İkisinin de kelimelerinden anlam çıkarmaya çalışırsınız. Bebeğiniz “A..” dediğinde “Anne dedi”, “B..” dediğinde “Baba dedi” diye heyecanlanırsınız. Müdürünüz ise “T..” dediğinde teşekkür ettiğini düşünürsünüz.

10- Bazen her ikisinden de bıktığınız düşüncesi geçer aklınızdan ama hemen suçluluk duyar, günah işlediğinizi düşünürsünüz, ” Allah eksikliklerini göstermesin ” dersiniz.

11- Her ikisi de benmerkezcidir (ego-santriktir); sizin tek işinizin kendisi olduğunu düşünür. Her ikisi de sizin kendinize ait bir özel yaşamınız olduğundan habersizdir. Gecenin bir yarısında bebeğiniz pıtır pıtır gelip eşinizle aranıza girer, müdürünüz ise cep telefonunuzu sürekli açık tutmanızı ister, o da ” gecedir, özeldir” demeden yatak odanıza girmiş olur.