Archive for Mayıs 2010

DUTLUK İLKÖĞRETİM OKULU YARDIMLARIMIZI BEKLİYOR !!!!!

Mayıs 12, 2010

Merhaba,
Adım Çiğdem İNCEDAL. Sizlere Şanlıurfa’nın Bozova ilçesine bağlı Dutluk Köyünden sesleniyorum. Dutluk İlköğretim Okulunda müdür vekili köy öğretmeniyim.Okulumuz 4 derslikli, anasınıfı ve ilköğretim birinci kademe öğrencilerinden oluşup toplam mevcud 152 dir.
Okulum ve öğrencilerim için yürek burkan çok şey söylenebilir aslında.Söze nasıl başlanır bilemiyorum.Neredeyse üç yıldır bu okulda görev yapıyorum. Burası ilk görev yerim. Ben şehirde doğup büyüdüm. Hayalimdeki köy profili kitaplarda anlatılan, içinde şırıl şırıl derenin akıp gittiği, yemyeşil mis gibi kokan, sabahları horoz sesiyle uyandığımız,kuş seslerinin eksik olmadığı bir köydü.Ta ki atamam olup bu köyde göreve başlayana kadar. Öyle ki burası hiç de hayallerime uyan bir yer değildi. Ama zamanla alıştım.Tabi ki kötü şartları iyileştirme çabasını bırakmadan…
Okulumda bu yıl müdür vekilliği yapmaya başladım. Öğretmen arkadaşlarımla öğrencilerimizin ve köyümüzün kaderini değiştirmek istiyorum. Böyle gelmiş böyle gider diye düşünmek bize göre değil. Pırıl pırıl parıldayan gözleriyle masumluğun ifadesi sevimli öğrencilerimizin daha iyi şartlarda eğitim-öğretim görmeleri en büyük hakları diye düşünüyorum.Köy çocuğu olanlar bilir.Onlar genelde (istisnalar hariç) dünyaya 1-0 yenik olarak geliyorlar.Çünkü maddi imkansızlıklar,kalabalık aile,tarlada çalışmaya mecbur bırakılmak ,kitapsız büyümek,yırtık pırtık yamalı önlüklerle, yırtık ayakkabısından küçücük parmakları fırlamış olarak okula gelmek (yırtık da olsa ayakkabısının olması lüks),kalemi varsa silgisi olmadan yazmaya çalışmak …Ama tüm bu olumsuzluklara rağmen inatla,yılmadan okumak;büyüyünce öğretmen,doktor,avukat olmak isteyişlerini görmek beni oldukça sevindiriyor.Bu hayattan kurtulmak için başka çareleri yok belki de.
Onların çocukluğunu süsleyen süslü püslü oyuncakları yok. En güzel oyuncakları taş,misket,çam kozalağı,ve şişe kapaklarından ibaret.Bu durumu yakından gözlemleyen biri olarak bu yoksunluğu ortadan kaldırmak istiyorum.Umarım sesimizi duyan olur.
Okulumuz prefabrik yapıda ve 1968 yılında yapılmış. Şuan oldukça harabe durumda. Binanın duvarları beton yerine tahta blok ve levhalardan yapılmış ve alenen sıvanmış.Bu yüzden küçük bir sarsıntı bile yıkabilir diye korkuyoruz.Levhalardan oluşan tavan araları açıldığı için boşluklardan her türlü böcek,örümcek bazen akrep bile çıkabiliyor. Pencerelerin çerçeveleri oldukça eski olduğundan camcılar bile kırık camları değiştirmekte gönülsüz davranıyorlar. Kışın yağışlı günlerde pencerelerden su giriyor. Kapılar eski tip olduğu için kapı kolları sürekli tamir istiyor. Sınıflarda baca girişi yok ve soba borusunu pencere camından çıkarıyoruz.
Yeni okul yapılması için yetkililerle görüştüm ama ödenek olmadığı için yardımcı olmadılar. Yeni okulumuz olamıyorsa en azından tadilat yapılsın istiyoruz. Ama tek başına yetemiyoruz. Durumdan anlaşılacağı gibi, okulumuzun acil olarak tadilata ihtiyacı vardır.Siz hayırseverlerden yardımlarınızı bekliyoruz.

İhtiyaç Listemiz
Okul iç duvar boyası, Çimento
Sınıflar için perde, sıralar için örtü
Her türlü giyecek ve ayakkabı
Kırtasiye malzemesi
İlköğretim 1.-5. sınıf düzeyinde hikaye kitapları(100 temel eser, masal kitapları –kullanılmış da olabilir) Boyama kitapları
Soru bankaları
Boya kalemleri
Anasınıfı için oyuncak ,lego, puzzle, kukla,eğitici materyal
Yeni dönem için önlük
Kitaplık
Ses sistemi
Yardımın büyüğü küçüğü olmaz. Her türlü yardıma açığız. Şimdiden teşekkürler.

İletişim : Dutluk İlköğretim Okulu/Dutluk Köyü / Bozova/Şanlıurfa
Okul Tel : 0414 7261213

Yalnız adam….

Mayıs 10, 2010

Yalnız adam

Bir başına, ilerliyor,

İçinde yılların özlemi,

Gözünde birkaç damla yaş,

Sadece biraz sabırdı istediği …

Kolay değil di, bunca yıldan sonra

Mutluluğu bulmak…

Bulduğuna inanabilmek…

Etrafında dost bildikleri

sevdim deyip aldatanları

çok görmüştü…

inandırabilsey di, sevdiği sevdiğine

şefkatle sarıp sarmalayabilsey di…

aradığı aşk değil di, çok yaşamıştı,

sadece şefkatle , başını yaslayabileceği

saçlarını okşayabileceği

sevgiy di..aradığı….

sıcacık içten bir gülümsemeyi

gülen gözleri, öyle özlemişti ki…

önünde uzun bir yol vardı,

başını kaldırdı, gözyaşlarını sildi..

bulacaktı, böyle bir sevgiyi..

Biz KADINLARI hiç sevmedik!

Mayıs 10, 2010

Biz KADINLARI hiç sevmedik! 

Saçlarını sevdik hele bir de sarışınsa daha çok sevdik… 

Ağızlarını sevdik hele bir de şehvetli ve dolgun ise daha çok sevdik… 

Göğüslerini sevdik… 

Bacaklarını sevdik hele bir de sütun gibiyse bayıldık… 

Kalçalarını sevdik… 

Gerçekten güzel vücutlu ve “çıtırsa” daha çok sevdik… 

Yolda, arabada, televizyonda, internette onlara hep “baktık”… 

Her yerlerine iyice ve dikkatle! Baktık… 

Pekiyi görememiş olacağız ki bir daha baktık… 

Bir daha ve bir daha… 

Kadınların her yerlerine baktık ama

GÖZLERİNE ya hiç bakmadık ya da baktığımızda çok GEÇ olmuştu… 

Biz kadınlara çok dokunduk! Onlar istese de istemese de dokunduk… 

Son yıllarda dini motiflerden güç bulanlarımız oldu.. 

Eh yozlaşan toplum ve geç gelen adalet olunca da 

13–14 yaşındaki ÇOCUKLARA bile dokunmaya başladık! 

SAPIK damgası yemeyi göze alanlar bile şaşırdı çünkü 

SAPIK diye haykıran ne kadar azdı!

Kimimiz “araştırmacı” oldu icraata geçemedi! Onlar CD ve DVD ler ile idare etti! 

Hatta SAPIKLARA tepki bile gösterdi… 

Ya onlar ne yaptı? 

Gerçek dünyada namuslu olanlar sanal dünyada bu çocukları aradı… 

Aradı… ve hep buldu! 

Kadınlara “dokunmada” dünya sıralamasında üst yerlere geldik…

2009 itibariyle rakamlar oldukça “umut verici”. 

% 40 ını SÜREKLİ DÖVDÜK… 

%45 ine DUYGUSAL ŞİDDET uyguladık (küfür, hakaret, küçük düşürme)… 

%16 sına ZORLA SAHİP OLDUK… 

ve olmaya devam ediyoruz… 

Tüm bunlara maruz kalan HER 3 kadından biri İNTİHARA kalkıştı ama biz hiç oralı olmadık… (Bize ne değil mi? Fener ya da CimBom maç kaybedince çok üzüldük ama kadınlar söz konusu olunca pek oralı olmadık.) 

% 9 una daha MASUM BİRER ÇOCUKKEN bile dokunduk… 

Ama hep SUSTULAR… çünkü konuşsalar kimse inanmazdı… 

“Kim bilir neler yaptın ki sana tacizde ya da tecavüzde bulundu AMCAN ya da KOMŞUN, bu da sana DERS olsun!”…

Ama bu DERS o kadar acıdır ki biz ERKEKLER bilemeyiz… 

Bizlere sorduklarında %25 imiz “bazı durumlarda KADIN DÖVÜLÜR” demeyi doğal bir şey gibi dile getirdik… 

İSLAMİ ÖĞRETİ yalanları ile KADINLARI ve KIZLARI bizlerin KÖLESİ yapmaya başladık ve bu çabalar sonuçlarını vermeye başladı… 

Artık kadınlar o bildiğiniz kadınlar değil!

% 51 i erkekler ile tartışmayı bile “saygısızlık” sanıyor artık…

% 36 sı kendisi para kazansa bile parasını nasıl harcayacağına karar veremeyeceğine inanmış… ya da inanmak zorunda kalmış…

% 52 si “erkek kadından sorumludur” diyecek kadar kadınlığını unutmuş… 

Ya da unutturulmuş…

% 49 u “erkek ne zaman isterse bana sahip olabilir benim itiraz hakkım olamaz” diyecek konuma gelmiş,

Ya da getirilmiş… 

Kabul edelim biz kadınları KULLANMAYI çok sevdik…

Evde, işte, siyasette, okulda kısacası her yerde… Parti kongrelerinde sözde liderler konuşurken arka fonda 3-4 kadın vardı hep… Onlardan VİTRİN yaptık… İMAJ yaptık..

Başörtülü, normal türbanlı, modern türbanlı ve türbansız… Parti çalışmalarında kapı kapı dolaşanlar hep KADINLARDI… koşturan ve çabalayan hep KADINLARDI…

Miting olduğu zaman onları ön sıralara toplayıp KARANFİLLER attık üzerlerine ve iki lafın birinde anam, bacım edebiyatı yaptık… ama “ANANI DA AL GİT” demek bize daha çok yakıştı!

“Cennet anaların ayakları altında” diye diye büyütüldük…

Ama ANALARI hep ayaklarımız altında ÇİĞNEDİK… EZDİK… TEPİKLEDİK… 14 Şubat Sevgililer Günü ya da Anneler Günü nde bir kaç saat ara verdik! 

Ama sonra yine ezmeye devam ettik…

İş verirken bile onları hep düşündük! 

İş yerinde gözümüz gönlümüz açılsın ya da malum niyetler ile BAYAN ELEMAN ARANIYOR ilanı vermeyi çok sevdik…

2009 Türkiyesinde KADIN olmanın ne kadar zor olduğunu biz erkekler bilemeyiz… 

Çünkü artık KONUŞMUYORLAR… KONUŞAMIYORLAR… KONUŞTURULMUYORLAR…

islam dinini sömüren ve kullanan KARANLIK ZİHNİYET kendi kadınlarını yetiştiriyor… susan, itaat eden ve kaybolmuş kadınlar… kızlar… hatta çocuklar..

Arada VİZYON ya da İMAJ için ortaya “sürülen” kadınlara bakmayın siz… onlar da biliyor “kullanıldıklarını” ama artık düzen kurulmuş… 

Bu ülkenin kurucusu ATATÜRK 1930 lu yıllarda Türk kadınına dünyadaki birçok çağdaş ülkeden önceden hak ettiği HAKLARI verdiğinde umutlanmıştık. Çünkü o ATATÜRK’TÜ… 

Kurtuluş Savaşında bebeğinin kundağında mermi taşıyan anayı ya da cephede erkeği ile göğüs göğüse savaşan bacısını unutmadı… İhanet etmedi… 

Ama BİZ ihanet ettik! Türkiye Nereye Gidiyor? diye soruyor herkes birbirine… 

Cevap ne kadar da açık değil mi?

Türkiye hızla ve şevkle KARANLIĞA gidiyor… Hatta KOŞUYOR… 

Çünkü YARATILMIŞLARIN YARISI olan KADIN YOK OLUYOR! 

Benim anam, bacım, sevgilim, kızım YOK OLUYOR. 

Kadını YOK OLAN ülkenin gideceği yol bellidir…

KARANLIK ve ONURSUZ bir gelecek… Bu işi PLANLI yürütenler İSLAMİ motifler ya da örnekler ile KADININ İKİNCİ SINIF KONUMA gelmesini doğal karşılamamızı bekliyorlar. ..

Bu işe KURANI KERİMİ ortak koşmaları ne acı…

Mesela miras hukuku… erkek çocuğa 2 pay… kız çocuğa 1 pay…

Ya da kadının erkeğe İTAAT etmesini empoze eden garip ayet ya da sureler…

Belli ki burada büyük bir istismar var…

Çünkü tüm alemi yaratan ALLAH’ın kendi yarattığını aşağılaması söz konusu bile olamaz…

Kuran’ı kendi amaçları için yorumlayanlar KADINI ikinci plana atmayı çok seviyor olabilir ama Biz hiç sevmedik…

Şunu o kalın kafanıza sokun….

KADIN=ERKEK… 

ERKEK=KADIN dır… 

Bazı konularda kadın bazı konularda erkek ÜSTÜN olabilir… 

Ama tüm bu zayıf ve üstün yönleri bir arada düşündüğünüzde tek bir gerçek var; 

KADIN=ERKEK.  

ERKEK=KADIN.  

Bu GERÇEĞİ kabul etmemek bize her zaman kaybettirecek ve kaybettiriyor… 

8 MART KADINLAR GÜNÜYMÜŞ ! KADINI olmayan ülkenin Kadınlar Günü olmaz… Kutlanmaz. Burada yazılanlar size ters geldi ise vah benim ülkeme… 

Çünkü “sizler” sayesinde sonumuz gelecek. 

KADIN benim diğer yarım ve benim diğer yarımdan vaz geçmeye niyetim yok… 

Türkiye Ne zaman kurtulur?

 Ülkenin üniter, ulus ve LAİK devlet yapısına inanan ve SAHİP çıkan 550 milletvekilinin YARISI ÇAĞDAŞ TÜRK kadını olduğu zaman bu ülke KURTULUR. Yani 550 vekilin yarısının KADIN olmasını isteyen MİLLİ İRADE..

Seçmen… oy kullanan… sen ve ben. Buna karşı çıkanlar o KALIN KAFALARINA soksunlar bu gerçeği. 

Türk Kadını benim diğer yarımdır ve ben TAM olmak istiyorum… 

Çünkü onlara İHANET EDEMEM…

Tüm bunlara yürekten inanmıyorsanız lütfen “sözde” sevdiğim kadın dediğiniz kadına “SENİ SEVİYORUM” demeyin… 

Çünkü çok komik ve acınası oluyorsunuz. … 

LÜTFEN artık kadınların GÖZLERİNE ve BEYİNLERİNE bakmaya başlayın… 

Türk Kadını ve erkeğinin daha aydınlık günlerde yaşaması dileklerim ile arz ederim.

Dr. Eray AYBAR