EŞEKLİ KÜTÜPHANECİ….

EŞEKLİ KÜTÜPHANECİ

Yazan: Yavuz İşçen

İnsanların ürettikleriyle değil tükettikleriyle değerlendirildiği bir çağda anlatmak zor olacaktır Mustafa Güzelgöz’ü. Bilimin, emeğin, okumanın, araştırmanın değil; sıradanlığın, bencilliğin, şöhretin, tembelliğin yüceltildiği bir toplumda kavramak gerçekten zordur Mustafa Güzelgöz’ü, biliyoruz. Yine de dilimiz döndüğünce anlatmak istiyoruz sizlere. Anlatmak istiyoruz, çünkü bazen bir tek kişinin bile kararlı ve istekli çalışmasının çok şeyleri değiştirebileceğine olan inancımızı korumak istiyoruz. Anlatmak istiyoruz, çünkü bazen hayal gibi görünen idealler uğruna yola çıkanların, hayallerinin çok ötesinde şeyleri başarabildiklerini hatırlamak istiyoruz.

Düşler ülkesi Kapadokya

Kapadokya gerçekten bir masal ve düş diyarı. Yörede yaşayan insanlar bile akıl sır erdirememişler buraya. Sonuçta ancak periler yapmış olabilir diye karar verip rahatlamışlar. Mustafa Güzelgöz, bu düş ülkesinde, aynı Dede Korkut gibi, Gulliver gibi bir masal kahramanı olarak karşımıza çıkıyor. Ancak, elinizi uzatsanız dokunabileceğiniz kadar yakın, gözlerinizi dolduracak kadar içli, ruhunuzda hissedebileceğiniz kadar derin ve dokunaklı. Bazen düş ile gerçek o kadar iç içe geçiyor ki Kapadokya’da, insan zamanı algılamakta zorlanabiliyor. Mustafa Güzelgöz çağdaş bir Don Kişot versiyonu belki. Belki de, insanlığı aydınlatmak için tanrıların ateşini çalan modern bir Prometheus.

1921 Ürgüp doğumlu ve ortaokul mezunu Mustafa Güzelgöz’ün hikayesi, Anadolu’nun kıtlık ve yoksullukla boğuştuğu 1944 yılında, Tahsinağa Kütüphanesi’ne memur olarak atanmasıyla başlar. Ekmeğin karne ile dağıtıldığı, II. Dünya Savaşı’nın yoklukla dolu yıllarında, Ürgüp’te kütüphane olması bile bir tesadüftür aslında. 

Güneşte kurutulan el yazmaları

Tahsinağa Kütüphanesi, Ürgüp’te 1855 yılında 817 cilt kitapla kurulmuş. Kütüphanenin ilk yeri bugün Temenni Tepesi’nde bulunan tek odalı, kubbeli binaydı. Mustafa Güzelgöz’ün buraya memur olarak atandığı tarihte kütüphanenin 2300 kayıtlı kitabı bulunduğu biliniyor. Biliniyor bilinmesine ama kitapların çoğu eski yazı (Arap alfabesi) olduğundan depoya atılmış durumdadır. 

İlk iş olarak depoda nemden bozulan bu kitapları kurtarmakla işe başlar. Kitaplar tek tek güneşe çıkarılıp sayfa sayfa kurutulur ve tamir edilir. Bir arkadaşı, eski yazı kitapların tanımlanmasında yardımcı olur. Bu çalışmalar sırasında, kitapların dokuza ayrılarak sınıflandırılabileceğini anlatan bir broşür ellerine geçer. Güzelgöz, broşürden aldığı fikirle marangoza dokuz gözlü bir raf ve küçük bir fiş dolabı yaptırır.

Kapatılan Halkevlerinin kitapları

Daha sonraki yıllarda Mustafa Güzelgöz, kütüphanenin kitap sayısını artırabilmek için olağanüstü bir çabaya girişir. Ülke genelindeki tüm Ürgüplülerin adreslerini toplayıp  hepsine tek tek mektuplar yazar ve kütüphaneye kitap göndermelerini ister. Çabalarının kısmen olumlu sonuçlar vermeye başlamasıyla işine sevgiyle sarılır. 

Bu arada Demokrat Parti 1950 yılında iktidara gelmiş ve 1951 yılında Halkevlerini ve Halkevlerine bağlı olarak köylerde çalışan Halk Odalarının tamamını kapatmıştır. Buralarda bulunan kitaplar ise dağılmış, yok edilmiş ve bir kısmı da depolarda çürümeye terk edilmiştir. Mustafa Güzelgöz bu kitaplara sahip çıkarak yok olmalarını engellemek için, hepsini ortaokulun alt katındaki bir depoda toplamaya başlar. Hatta ilginçtir, Ürgüp Halkevinin kitaplarını fırında yanmaktan son anda kurtarır. 

Bir yandan da Ürgüp’e daha büyük bir kütüphane yapabilmek için kolları sıvar; çeşitli engellerle karşılaşır ama sonunda başarılı olur. 1952 yılında Tahsinağa Kütüphanesi’nin yeni binası yapıldığında kitaplar buraya bir öküz arabası ile taşınır. Tahsinağa Kütüphanesi bu yıllarda iki odası ile iki deposu bulunan tek katlı bir binadır. 

Ürgüp’te kurulan ilk köy kütüphanesi 

1952 yılından itibaren Mustafa Güzelgöz, köylere kütüphane kurabilmek için çalışmalara başlar. Kapatılan Halk Odalarının yasa gereği köy tüzel kişiliğinin malı olduğunu, bunların köylü yararına kullanılabileceğini öğrenir ve bu odaları kütüphane yapabilmek için  köy muhtarları ile görüşerek “Kütüphane Koruma ve Geliştirme Derneği” adıyla bir dernek kurar. Bu derneğin çalışmaları sonucu ilk köy kütüphanesi Karain Köyü’nde açılır. Kısa zaman içinde kütüphaneli köy sayısı 12’ye çıkar. Yolu, suyu, elektriği olmayan köylerin kütüphanesinin olması ilk başta köylüye bile garip gelir. Köylü, “kütüphaneden önce yol, su, elektrik, köprü isteriz” dedikçe, Mustafa Güzelgöz ısrarla, “istediğiniz şeylere sahip olabilmenin yolu okumaktan geçer, bunun için kütüphane gerekli” diye cevap verir.

Karakaçan desteğiyle kültür hamlesi

Mustafa Güzelgöz, kalkınmanın yolunun köylünün cehaletten kurtulmasıyla gerçekleşebileceğine yürekten inanmıştır bir kere. Bunun için ne pahasına olursa olsun köylere kitap götürmek ister. Kütüphanede dizili kitapları seyrederken kendi kendine “bizim görevimiz kitaplara bekçilik yapmak olmamalı” diye düşünür. Kendince bir çözüm bulmuştur aslında. Yüz kitap alan sandıklar yaptıracak, bunları eşeklerin sırtına yükleyip köylere taşıyacak ve dağıtacak. Onbeş gün sonra aynı köye tekrar gidip okunan kitapları yenileri ile değiştirecek. Ancak, bunun için maaşlı bir memur ve 4-5 tane de eşek bulması gereklidir. 

Bunun üzerine 1957 yılında Ankara’nın yolu tutar. Dönemin Kütüphaneler Genel Müdürü Aziz Berker’in önünde istediği memur kadrosunu alabilmek için adeta yalvarır. Ama ne fayda, odadan kovulur ve bu durumu içine sindiremediğinden kapının önünde ağlamaya başlar. Sonunda haline acıyıp istediği kadroyu verirler. Büyük bir sevinçle memleketine döner. Göreve alacağı memura en az ilkokul mezunu ve eşek sahibi olması şartını koyar. Başvuruda bulunan dokuz aday arasından Bekir Koca’yı seçer ve birlikte çalışmaya başlarlar.

“Eşekli Kütüphaneci” efsanesi

Mustafa Güzelgöz kütüphane kuramadığı köylere eşeklerle ulaşır. Karlık, Yeşilöz, Ağaçören başta olmak üzere sırayla bütün köyleri dolaşmaya başlar. Artık halk onu “eşekli kütüphaneci” olarak adlandırmaktadır. Kısa zaman içinde bütün köylerde tanınır ve yolu beklenir hale gelir. Bir yandan kütüphanenin kitap sayısını artırmaya çalışırken diğer yandan da bir eşekle başlattığı dağıtımı 5 eşek, 2 katır ve 3 at olmak üzere toplam 10 hayvana çıkartır. Kısa zaman içinde 36 köyden oluşan büyük bir dağıtım ağı oluşturur. Mustafa Güzelgöz’ün çalışmaları ve eşekli kütüphanecilik sistemi 1957 yılında Hayat Mecmuası’nda “Köylere giden kitaplık” adlı bir makale ile tanıtılır. Böylece adı ülke çapında da duyulur. Bu yazı Bakanlığın konuya ilgi göstermesine ve çalışmalara destek olmasına yol açar. 

Çalışmalarını misyonerlere özgü bir kararlılıkla sürdürmeye devam eder. En ufak bir ün peşinde değildir ama çalıştıkça ünlenir. Onu tanımak için araştırmacılar, yurt içi ve yurt dışından gazeteciler Ürgüp’e gelirler. Amerika’dan, İngiltere’den gelen kütüphaneciler onun çalışmalarını inceleyip gördükleri karşısında hayrete düşerler. Yürüttüğü çalışmanın boyutunu anlayabilmek açısından, 1990 yılında tüm Türkiye’de ödünç verilen kitap miktarının üçte biri kadar kitabı, Mustafa Güzelgöz’ün 1961 yılında sadece Ürgüp’ün köylerine dağıttığını söylemek sanırız yeterli olur.

1963 yılında gelen dünya birinciliği

Mustafa Güzelgöz 1960 yılında yapılan askeri darbe sonrası, dönemin valisi Rafet Yıldırım tarafından geçici olarak Ürgüp Belediye Başkanlığı’na getirilir. Bir yıl süre ile bu görevi yürütür. Sonrasında çalışmaları daha çok sosyal hizmetler alanında ivme kazanır ve hepsi kendi alanında bir ilk olan çeşitli hizmetlere imza atar. 

Kadınların kütüphaneye gelip kitap okumaları için özel kadın günleri düzenler. Kütüphanelere dikiş makineleri koyar, halı tezgahları kurar. Bununla yetinmez, köy gençlerinden futbol takımları oluşturur. Köylünün ürününün değer kazanması amacıyla köylerde şarap fabrikaları, kooperatifler kurar. Köy hamamları inşa eder. Köylerde eğitici film ve fotograf gösterileri düzenler. Köy meydanlarında duvar gazeteleri oluşturur. Köy kütüphanelerine radyo ve teyp koyarak köylülerin burayı kullanma alışkanlıklarını artırır. Ürgüp’te ilk folklor ve bando ekibini kurar ve daha niceleri…

1963 yılında kütüphanenin karşısındaki arsaya Ürgüp Müzesi’ni açar ve bir süre müdürlüğüne vekalet eder. Aynı yıl Amerika’da yapılan, “Dünyanın en yaratıcı insanları” yarışmasına Türkiye’den aday olarak gösterilir ve bu yarışmada yaptığı çalışmalarla dünya birincisi seçilir. Birincilik sonrasında Türkiye içinden kendisine yoğun bir kitap bağışı başlar. O yıl Amerikan Barış Gönüllüleri kendisine bir jeep hediye eder. 1967 yılında Amerikan Büyükelçisi tarafından kendine arkası kapalı bir pikap daha hediye edilir. Bu şartlarda artık eşeklere gerek kalmaz. Güzelgöz, 1968 yılında 11 yıl boyunca kendisine hizmet eden eşekleri gözyaşları ile emekliye ayırır.

Erken gelen emeklilik

1968’den sonra motorize bir şekilde daha hızlı olarak köylere kitap taşınmaya başlanır. 1971’de Türkiye’de bir askeri darbe daha yapılır. Aydınlar cezaevlerine gönderilirken, birçok kitap zararlı olabileceği düşüncesiyle toplanıp yok edilir. Askeri yönetim yıllarında “eşekli kütüphaneci” bile tehlikeli görülür. Bazı çekememezlikler de işin işine girince, 1972’de Milli Eğitim Bakanlığı bir müfettiş gönderir. 

Müfettiş, gereksiz faaliyetler yapıp asıl işi olan kütüphaneciliği aksattığı gerekçesiyle Mustafa Güzelgöz’ü cezalandırabileceklerini belirtip istifa etmesinin daha uygun olduğunu söyler. Bunu haketmediğini düşünen eşekli kütüphaneci dönemin koşullarında etrafında fazla bir destek bulamaz. Birilerinin bu işe dur demesini, en azından köylülerin kendisine sahip çıkmasını bekler, ama nafile. Ağlayarak istifa etmek zorunda kalır. 1972 yılında emekli olduğunda kütüphanesinde 200 bin kitap bırakır. Sadece bu rakam bile onun çalışmalarının büyüklüğünü bize anlatmaya yeter.

İstifa öncesi ona destek olamayanlar, istifa sonrasında onun için büyük bir veda töreni düzenleyerek vicdanlarını rahatlatmaya çalışırlar. 1973’den sonra Türkiye’de askeri yönetim biter ve farklı hükümetler sırayla iş başına gelir. Zaman içinde Mustafa Güzelgöz’ün değeri daha iyi anlaşılır. Evine çekilip çocukları ve torunları ile sade bir yaşam sürdürdüğü yıllarda bile çeşitli onur ödülleri, plaketler, fahri profesörlükler verilerek hatırlanır bir süre daha.  

  • Eşekli kütüphaneciyi 84 yaşında kaybettik 
  •  

    17 Şubat 2005 tarihli gazetelerin bazılarında küçük bir haber olarak yer aldı aramızdan ayrılışı. Basit hesaplar uğruna feda ettiğimiz, değerini bilemediğimiz nice yazarımız, şairimiz gibi belki o da buruk olarak ayrıldı aramızdan. Bugün Tahsinağa Kütüphanesi’nde adının verildiği salonda otururken, bıraktığı kitaplara, eşyalara bakarken bizim de içimizi derin bir hüzün kaplıyor. Hoşçakal Mustafa Güzelgöz, hoşçakal Eşekli Kütüphaneci

2 Yanıt to “EŞEKLİ KÜTÜPHANECİ….”

  1. Zehra Yılmaz Says:

    merhaba ben Çorumun bir ilçesinde görev yapıyorum muş ta görev yapan bir öğretmen arkadaşın okuluna kitap yardımı için kampanya başlattık fakat aradığımda kitap gönderileceğini söyledi ben de kaç tane toplarız bilemiyorum ama hiç kitabı olmayan bir okula göndermek istiyorum ÖĞRENCİLERİM ŞUAN YARDIMA İHTİYACI OLANLAR İÇİN İÇİN KAPI KAPI KİTAP İSTİYORLAR!!!! iki poşet kitabımız var şimdilik gerçekten küçük de olsa destek vermek istiyoruz kampanyayı bugün başlattık mail adresim
    zehrayilmaz86@mynet.com

    • candandostluk Says:

      Zehra Hanım, ilginiz için gerçekten çok teşekkür ederim… Sitemde kitap ihtiyacı olan okulların ve irtibat kurabileceğiniz kişi isim ve tel.noları var.. damlaya damlaya göl olur, diye bir atasözümüz var..kitap sayısı önemli değil, birer birer dünya kadar kitap toplanacağına eminim..yazınızı ve mail adresinizi yayınlıyorum, kitaba ihtiyacı olanlar da sizinle irtibata geçecektir…Saygı ve sevgilerimle…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: