ULUDAĞ MİLLİ PARK OLARAK KALMALIDIR…

Uludağ Milli Park Olarak Kalmalıdır Yazdır E-posta

Kent Konseyleri, kentleri 21. yüzyıla taşıyacak başta çevre olmak üzere yeni vizyon oluşturulması, önemli stratejik kararların alınması ve sorunların çözümü için kentte örgütlü kurumların görüşlerinin dile getirildiği yerlerdir.

51.Bursa Kent Konseyi’nin “Tarihi ve Dogal Degerleri ile Uludag’in Gelecegi ve Gelisimi” toplantısı, 7 Kasım Cuma günü Tayyare Kültür Merkezinde yapıldı. Uludağ’ın bir Milli Park değil de rant aracı olarak görüldüğünün açık şekilde ortaya çıktığı duruma DOĞADER üyeleri itiraz etti.

DOĞADER, Uludağ Milli Parkı’nda, milli park karvramına aykırı her uygulamaya karşı giriştiği mücadeleyi, elde edilen kzanımları kendine rehber edinerek bundan sonra da kararlılıkla sürdürecektir. 

Altta DOĞADER’in hazırladığı vekonsey toplantısında herkese dağıtışlan Uludağ’ın sorunların yer aldığı bildiri yer almaktadır.

DOĞADER

UMP – Uludağ Milli Parkı
Uludağ’dan söz ederken, bunun üzerine plan ve proje yaparken, Uludağ’ın bir Milli Park olduğu her zaman akılda tutulması gereken bir konudur.

Türkiye’de %1
Koruma altında alınmış doğal alanların oranı dünyada %6, Avrupa Birliği’nde %11, İngiltere’de %21, Almanya’da %25, Danimarka’da %35 düzeyindeyken Türkiye’de %1 (yüzde bir) gibi yok denecek kadar az bir orandadır. Buna karşın ülkemizdeki Milli Parklar, gerektiği gibi korunmamaktadır.

Milli Parklar Yasası, İnsan Etkinlikleri Engeller
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Milli Parkları diğer doğal alanlardan ayıran belirli özellikler vardır. Milli Parklar, barındırdığı doğal güzelliklerin ve yaban yaşamının korunması için yasalar yoluyla insan etkinliklerini engellendiği ve kendi doğallığına bırakıldığı alanlardır. Gelişmemiş yoksul ülkeler bile Milli Parklarını korunması için büyük çaba harcayarak onlarca korucu kadroları oluştururken,  Uludağ Milli Parkı (UMP) özelinde sayısı 1 ile sınırlı korucu kadrosu ile aslında korunmak istenmediği gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Geçmişte UMP’nda başlayan çıkar ve rant girişimleri, günümüzde yayılarak ülkemizdeki diğer Milli Parkların da kanayan yarası haline gelmiştir.

UMP’nın Tarihçesi
Milli Park ilan edildiği 1961 yılından bu yana Uludağ’da, Milli Park özelliği göz ardı edilmiştir.

Bazı çıkar gruplarının baskısı ve bu yönde siyasi kurumları harekete geçirmesiyle önce 8.6.1983 tarihinde 1/25.000’lik Bursa Uludağ Çevre Düzeni Planı, 21.10.1985 tarihinde ise 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planları ile 1. Gelişme Bölgesinin temelleri atılmıştır. Kamuoyundan gelen yoğun eleştiri ve gösterilere rağmen 5.8.1986 tarihinde 2. Gelişme Bölgesi ilan edilmiştir.

Yörede zaman içerisinde oteller kurulmuş ve yöre özgünlüğünü, doğal yapısını yitirmiştir. Artık, Gelişim Bölgesi ilan edilen yerlerde ciddi bir yapılaşma vardır. Durum, geri dönülemez bir hale getirilmiştir. 

Kılıfına uydurma çabaları
UMP’nı yıkıma uğratan bu çıkar hesaplarının olumsuz gelişimi, dönem hükümetlerinin önünde kurtarma yönünde çözüm için sıra beklerken, Turizm Bölgesi ilan ederek bu işten kökten kurtulma daha genel bir deyimle “kılıfına uydurma” çabası içine girilmiştir.

6.1.1998 ve 20.1.2000 tarihinde olmak üzere iki kez Milli Park sınırlarını yarısından fazlasını Turizm Bölgesi’ne devreden Bakanlar Kurulu kararları,  Bursa’da bir grup duyarlı vatandaş, bazı TMMOB bileşenleri ve Bursa Barosu Çevre Komisyonu katkısıyla Danıştay’a yapılan itiraz sonucu yürütmesi durdurulmuş ve iptal edilmiştir.

Bu gelişmeler bilindiği halde AKP Bakanlar Kurulu, 13 Şubat 2006 tarihili kararı ile içinde 1. ve 2. Gelişim Bölgeleri ile Sarıalan’ın da yer aldığı 1600 hektarlık alanı, Milli Park sınırlarından çıkararak Turizm Bölgesi ilan etmiştir. Gösterilen tepki üzerine 300 hektara düşürülen bu karara, aynı duyarlı kişi ve kurumlarla birlikte DOĞADER’in müdahil olarak Danıştay’a itirazı üzerine yürütmeyi durdurma kararı verilmiştir.

Oteller ve Kamu Dinlenme Tesisleri Kaçak

Üzerinde bir dizi otel, kamu dinlenme tesisleri ve telesiyejler kurulup işletilmesine göz yumulan UMP’nda bu otel ve tesisler kaçak yapılardır. Her biri devasa tesisler olan bu yapıların ruhsatlarında nitelikleri kayak odası, odun deposu gibi olarak gözükmektedir.

Ulaşım
Dağ ulaşımı için teleferik kuşkusuz en uygun ve çevreye en az zarar veren ulaşım aracıdır.  Ancak Bursa Büyükşehir Belediyesi, 2007 yılında yaptığı ilk projede istasyon binaları “Özel Proje Alanı” olarak nitelendirilmiş geniş donatı alanları oluşturmuştur. DOĞADER projenin bu haline itiraz dilekçesini belediyeye ulaştırmış ardından Çevre ve Orman Bakanlığı da aynı gerekçeyle projeyi red etmiştir. Yapılan yeni proje DOĞADER tarafından incelenmektedir. Gerekli görülmesi durumunda itiraz ve diğer yasal işlemlere başvurulacaktır.

Uludağ’a bir yandan teleferik projeleri yapılırken diğer yandan bu projeye ters bir kavram olarak Oteller Bölgesi olarak anılan 1. Gelişim Bölgesi’nde çok katlı otopark yapma planları gündeme gelmektedir. Otellerde konaklayanların özel araçları Uludağ için bir sorun olduğu kuşkusuz bir gerçektir. Ancak bu sorunun çözümü yanlışı başka yanlışlar yaparak sürdürmek değil, temel sorun olan otel ve kamu tesislerini oradan kaldırmaktır.

3. Bölgeye Hayır
AKP Hükümeti’nin Uludağ’ı bir Milli Park olduğunu kavramamış olması yeni gelişmeleri de beraberinde getirmiştir. Milli Park sınırları içindeki Alaçam yöresinin 3. Gelişim Bölgesi olarak turizme ve yapılaşmaya açma planı için bir plan kamuoyuna açıklanmıştır. Gerekli yasal işlemler tamamlanmadan, Çevre ve Orman Bakanlığı, 2008 yaz mevsimi boyunca yörede yol açma çalışması yapmıştır. 2007 yılında DOĞADER’le birlikte Bursa’daki bazı dağcılık derneklerinin girişimleri sonucu kapattırılan bu yol, Alaçam bölgesindeki ormanlık alan içinden çift şeritli olacak genişliğe çıkartılmıştır. Yeni ortaya çıkan bu uygulamaya DOĞADER tarafından inceleme başlatılmıştır. Gerekli görülmesi durumunda sorumlular hakkında yasal işlem başlatılacaktır. 3. Bölge kurulmasına yönelik projenin onaylanması durumunda dava süreci başlatılacaktır.

Uludağ’ın Suları Nereye Akar?
UMP’nın içinde bulunduğu en büyük sorun, sularının ticari amaçla gasp edilmesidir. Milli Park kavramına ve yasaya aykırı biçimde günümüzde Uludağ gerçek anlamda hortumlanmaktadır.
 UMP’ndaki su kaynakları, Çayırlıdere Yaylası, Koğukdere Yaylası, buzul göllerinin içinde bulunduğu Karagöl ve Büyük Dere’nin (Koca Dere) kaynakları su firmalarına tahsis edilmiştir. Resmi rakamlara göre 3 firmaya 15,9 lt/sn su verilmektedir. Gerçekte ise bu firmaların ne kadar su aldıkları bilinmemektedir. Uludağ’ın su kaynaklarına yakın bölgeleri hortumlarla kuşatılmış durumdadır. Milli Parklar yasa ve yönetmeliğine aykırı olarak yapılan bu uygulama, Uludağ’daki yaban yaşamını derinden etkilemektedir. Denetimden yoksun olarak hortumlanan ve yağmalanan Uludağ Milli Parkı’nda yaşam alanları yok oluşun eşiğine getirilmiştir.

Dereler zirvede kirletiliyor
Uludağ 2. Gelişim Bölgesi, Kırkpınar su havzası üzerinde yükselmektedir. Tüm dünyada titizlikle korunan, üzerinde hiçbir yapılaşmaya izin verilmeyen su havzaları ülkemizde bilinçsizce yok edilmekte ve kirletilmektedir. Bugün kış aylarında bile 2. Gelişim Bölgesi’ndeki Balıklı Deresinin yakınlarından geçildiğinde derin bir pis koku duyulur. Balıklı Deresine boşalan kanalizasyon, 1. Gelişim Bölgesi’nin kanalizasyonunu taşıyan Kaplıkaya deresiyle birlikte Bursa Ovasına akmaktadır. Bursa Ovasındaki birçok tarım alanı, bu derelerin sularıyla sulanmakta, kirlilik besinlerle birlikte soframıza kadar ulaşmaktadır.

Uludağ Milli Park olarak kalmalıdır.
Uludağ için bir çözüme ulaşılmak isteniyorsa Milli Parklar Yasası’nda olduğu gibi Uludağ, kar, rant ve çıkar hesaplarından vazgeçilerek kendi doğallığına bırakılmadır. Oteller ve kamu tesisleri kaçak yapılardır. Uludağ, yeni çıkartılan yasayla Bursa Büyükşehir Belediyesi sınırları içine girmiştir. Belediyeler, kent içinde vatandaşın dişinden, tırnağından arttırarak yaptıkları kaçak yapılara karşı giriştiği mücadeleyi, Uludağ’ın kaçak yapıları olan otel ve kamu tesisleri için de yerine getirmelidir. Tüm dünyada olduğu gibi Uludağ’da da günübirlik ziyaretçilerin girişine izin verilmeli, konaklamaların ön izinli çadır kamplarında yapılması sağlanmalıdır. Su şirketlerine yapılan tahsis durdurulmalı yenilerine izin verilmemelidir.

Biz DOĞADER olarak bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da insanın doğayla uyum içinde yaşayabileceği, insanın insana kul olmadığı özgür ve eşit bir geleceği savunmayı sürdüreceğiz. Bu sevdamızı gerçekleştirmek için her türlü çabanın içinde olacağımızı bir kez daha duyuruyoruz.

DOĞADER – Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği

Etiketler: ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: