Archive for Eylül 2008

Vaziyet…Yılmaz ÖZDİL

Eylül 9, 2008

Vaziyet…

Millet yoksul, aç.

Tarikatlar baş tacı.

Halkın din duygularını sömüren bezirgánlar, bir taraftan ‘Allah, Kitap’ diyor, bir taraftan memleketi peşkeş çekiyor, bir taraftan küpünü dolduruyor. Ne liman kaldı, ne tarım arazisi… Ekonomi komple yabancının eline geçti… ‘Satmayın memleketi’ diyen ulusalcılar, ‘vatan haini’ ilan ediliyor. Generallere açıkça küfrediliyor; kıstırılan içeri atılıyor… Konsolosluk partilerinde fink atanlar, bizi ancak Avrupa’nın, olmadı ABD’nin kurtaracağını söylüyor. Ahaliye salak muamelesi yapılıyor, gerçekleri görmesin, duymasın, okumasın, bilmesin isteniyor. Hükümet yanlısı gazeteler, tarumar olmuş ülkeyi, güllük gülistanlık gösteriyor. İktidar yalakaları ‘şahane yönetiliyoruz’ manşetleri atıyor.

Namuslu gazeteciler, lanetleniyor.

İftiralar atılıyor.

Özellikle Sabah Gazetesi…

Mesleğin yüz karası.

Utanç verici yayınlar yapıyor.

*

Sonra?

Sonra, 9 Eylül oldu.

*

Bugün, yukarıdaki vahim tablodan

kurtuluşumuzun 86’ncı yıldönümü…

*

Rotasını kaybedip, takip ettiği ‘deniz feneri’yle kayalıklara bindiren bir milletin, eninde sonunda doğru yolu bulacağının kanıtıdır, 9 Eylül…

Umudun yaş günüdür. Kutlu olsun.

Yılmaz ÖZDİL

Bilge kişilik..

Eylül 9, 2008

Bir bilge kişi, çölde öğrencileriyle otururken demiş ki; ‘ Gece ile gündüzü nasıl ayırt edersiniz? Tam olarak ne zaman karanlık başlar, ne zaman ortalık aydınlanır? ‘

Öğrencilerden biri; ‘ Uzaktaki sürüye bakarım, ‘ demiş,
‘ Koyunu keçiden ayıramadığım zaman akşam olmuş demektir. ‘

Başka bir öğrenci söz almış ve ‘ Hocam ‘ demiş, ‘ İncir ağacını, zeytin ağacından ayırdığım zaman, anlarım ki sabah başlamıştır.’

Bilge kişi, uzun süre susmuş. Öğrenciler meraklanmışlar ve
‘ Siz ne düşünüyorsunuz hocam? ‘ diye sormuşlar.

Bilge kişi şöyle demiş;

‘ Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, güzel mi çirkin mi, siyah mı, beyaz mı diye ayırmadan ona ‘ bacım ‘ diyebildiğimde ve yine yürürken önüme çıkan erkeği, zengin mi yoksul mu diye bakmadan, milletine, ırkına, dinine aldırmadan, ‘ kardeşim ‘ sayabildiğimde anlarım ki; sabah olmuştur, AYDINLIK başlamıştır… ‘