Archive for Haziran 2008

BİR YAHUDİ GENCİN KEHANETİ..

Haziran 26, 2008

Bir acı tespit, kabullenilmeyecek bir yarışma sonucu! Eyvahlar olsun ki kendi öz değerlerimizi yitirdik, kaybettik, kaptırdık…

“Bugünkü Türkiye’nin Kültürü, Kurumları ve Değerlerinde Osmanlı Mirası” konulu Sakıp Sabancı Ödülleri’nde tüm ödüller yabancılara gitti. Yirmibir Türk araştırmacıdan hiçbiri dereceye layık görülmedi. Acı ama durum böyle…

Sakıp Sabanca Ödülleri, Türkiye için kelimenin tam anlamıyla hayal kırıklığı oldu. “Bugünkü Türkiye’nin Kültürü, Kurumları ve Değerlerinde Osmanlı Mirası” konulu yarışmaya yerli ve yabancı çok sayıda araştırmacı ve akademisyen katıldı. Yarışmaya Türkiye’den yirmibir araştırmacı katılırken, bu araştırmacılardan hiçbiri ödüle layık görülmedi.

Yarışma, Türkiye’nin kendi öz kültürüne ne kadar yabancılaştığınında en önemli göstergesi niteliğinde. Bu gerçeği, ironiyle dile getiren Bekir Ayvazoğlu, yıllar önce bir Yahudi gencinin sözlerini okuyucularına aktardı.

İşte o önemli tespit;

“Rahmetli A. Süheyl Ünver, Amerika’da bulunduğu yıllarda (1958-1959) ziyaret ettiği Colombia Üniversitesi’nde harıl harıl Osmanlıca öğrenmeye çalışan bir Yahudi genciyle karşılaşmış ve ona bu ilgisinin sebebini sormuş. Gencin verdiği cevap mealen şöyle:

“Sizde bu dili ve kültürü bilen nesil artık gidiyor. Yakında kendi kültürünüzü öğrenmek, arşivlerinizdeki belgeleri okutmak için yabancı uzmanlar çağırmak zorunda kalacaksanız. Ben kendimi o günler için hazırlıyorum!”

Osmanlıca çalışan Yahudi gencinin, 1958 yılındaki bu kehaneti; bugün gerçek oldu. Yarışmanın birincilik ödülüne ise Tel Aviv Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Tarihi Bölümü öğretim üyelerinden Doç. Dr. Amy Singer’ın “Hayırseverliğin Devamlılığı” başlıklı incelemesi layık görüldü. 

Sanırız bu ödül  “bizden” bir şeyi hatırlatıyor…

Güleriz ağlanacak halimize…

(Alıntıdır) 26.Haziran.2008

Hoax mail nedir?

Haziran 15, 2008
  • Herşeyi bilinçli tüketmemiz gereken bir çağda, teknolojiyi bu kadar hızlı yakalayan bir toplum olarak  kendimizi ve çevremizi daha iyi yetiştirmeliyiz.Bazı duyarsız kişilerin emellerine ulaşmasına izin vermeyin.

      Aşağıdaki yazı posta kutuma sıkça ulaşan, eğitim düzeyi her seviyedeki arkadaşımı kendi emeline alet eden hoax diğer adıyla spam maillerle ilgilidir. Bu maili herkese yollamanıza gerek yok

Engin  inal


Alıntıdır.

Hoax Nedir?
 Yanlış bilginin gerçekmiş gibi gösterildiği mail türüdür. Ülkemizde duygu sömürüleri de katılarak çok sayıda dolaşmaktadır. Kimisinde bir baba kanser olan bebeği için forward başına AOL’nin ona parasal yardımda bulunacağını öne sürer, kimisinde de msn paralı olacağı yönünde iddalar bulunur.

MSN Messenger örneği aşağıdadır.

>>   10 Ekim 2005 tarihinden itibaren MSN ücretli olacakmış, yani
>>MSN Messengeri kullanabilmek için ücret ödemek gerekecekmiş.
>>
>>
>>
>>   Bu maili listendeki en az 18 kişiye yollayarak bedava üyeliğini
>>devam ettirebilirsin. Ayrıntılı bilgiyi http://www.msn.com adresinden
>>öğrenebilirsin. Mailleri yolladığında Messenger simgesi yeşil
>>yerine mavi olacak.

  1.   Hoax mail’in tarihi e-mail’den daha eskidir. Eskiden posta yoluyla insanlar “Medine’deki filanca şeyhin, rüyasında Peygamber Efendimizi gördüğü ve kendisine son bir haftadır ölenlerden hiçbirinin müslüman olarak ölmediğini söylediği” şeklinde mektuplar alırlardı. Mektubun sonunda “kim bu mektubun bir kopyasını 40 (yazıyla kırk) kişiye göndermezse, yarın mahşer günü yüzü kara ola” şeklinde tehditler yer alırdı. İnançlarında samimi müslümanlar hüsnü zan ile inanır ve bu mektubun kırk kopyasını adresini bildiği kimselere gönderirlerdi. İşin acı tarafı bu mektup artık çağ atladı ve e-mail ile eskisinden daha hızlı yayılıyor.

Bence birileri iyi niyetli, temiz inançlı insanlarla sırf dalga geçmek için böyle şeyler yapıyor ve bu e-maillerden bir tanesi kendilerine kadar ulaştığında kıs kıs gülüyorlar.

  1. En son örnekleri olan messenger paralı olacakmış, microsoft mail başına 250 dolar verecekmiş gibi abukluklarla, bunlara inanan üniversite gençliğinin halini göstermiştir.

  2. Eoğunlukla; e-posta kutunuza gelen “fw: fw: fw” konu başlıklı e-postalardır. çoğunun amacı; cc bölümüne yazılan, ve gönderildikçe fazlaşan e-posta adreslerini almaktır. alınan bu adresler, daha sonra, arşivlenip reklam göndermek isteyen kişilere sayı ile satılır. bu da size spam olarak geri dönecektir. bunu engellemenizin en kolay yolu, gelen e-postaları birbirimize forward etmemek; etmek zorunda isek, adresleri bcc kısmına yazmaktır. bu yolla, gönderdiğiniz kişilerin adreslerinin mesajda görüntülenmesi engellenecektir. ( Hotmail’i türkçe kullanıyorsanız “Gizli Bilgi alanını göster” i tıklayıp, “Gizli” alanına alıcı e-posta adreslerini ekleyiniz. Bu sayede e-postayı alan kişi diğerlerinin adreslerini göremez)

    bundan bağımsız olarak, amaçsız, dedikodu çıkarmaya bayılan teyzelerimizin internet sürümlerinin çıkardığı hoax postalardır. yalnızca insanları paniğe, yanlışa sevk etmek, kulaktan dolma bilgilerle doldurmak amacı gütmektedirler. bu konuda bir hoax mail örneğine başvuracak olursak;

    ” ayrıca lokanta ve restaurantlarda açıkta bulunan kürdanları kesinlikle kullanmayınız.
    aıds hastalarınca bu kürdanlar kullanılıp tekrar yerine konularak hastalık bulaştırılmaktadır. ”

    gördüğünüz gibi, yukarıdaki, bir hoax postadan alınmış metinde, her şey gerçekçi duruyor. birden bu konuda bilinçlenmiş hissediyorsunuz kendinizi. fakat gerçek maalesef öyle değil: “aids sadece kan ve cinsel ilişki yolu ile bulaşır.”

    bazı hoax postalar ise; doğrudan bir hedefi karalamak amacı taşıyor. ayrıca bu tür, aynı zamanda en fazla “doğru zannedilen” ve halk arasında popüler olan şehir efsanelerini oluşturuyor. bunları da örnekle incelersek;

    x “colayı tuvalete dökün ve midenize neler yaptığı görün”

    – çok mantıklı geliyor değil mi. ve size göre bilimsel geliyor. denediniz ve gördünüz. o zaman tuvalete şimdi “maden suyu” dökün. halbuki; maden suyu, içerdiği mineraller sayesinde oldukça yararlı bir içecektir.

    x “2001 yılında hindistan’da delhi üniversitesinde “kim daha fazla coca-cola içecek” diye bir yarışma yapıldığında tam sekiz litre coca-cola içerek kazanan ve 10 dakika içerisinde herkesin gözü önünde ölen kişinin haberini duymuşsunuzdur. neden öldü? çünkü çok fazla karbondioksit almıştı ve kanında yeterli oksijen yoktu.”

    – öncelikle; kola içindeki co2 sıvıya karıştırılıp sindirim sistemi doğrultusu ile alındığı için, zararlı bir etkisi bulunmamaktadır. daha sonra herkesin önünde olan bu kişi ile ilgili haberi duyamazsınız; çünkü böyle biri yok!

    x “coca cola’da domuz katkısı var. bu bilimsel olarak kanıtlandı. jordanian dergisinde yayınlanan bir rapora göre, delhi üniversitesi bilim ve teknoloji başkanı dr. mangoshada, kola özütünün domuz bağırsağından yapıldığını, kanser ve diğer hastalıklara neden olduğunu kanıtladı”

    – işte yine bilimsel bir hoax ile karşı karşıyayız. fakat delhi üniversitesinde, ne yazık ki ne “dr. mangoshada” ne de bilim ve teknoloji bölümü var.

    x “kolanın içine diş/kemik koyarsanız erir.”

    – yine deneysel bir hoax. fakat; yazan kişi de denemeye tenezzül etmemiş: “kolanın içinde bekleyen diş/kemik erimez.”

    x “msn paralı olacak”

    – işte bilgisayar tarihinin en büyük hoax’u! çok uzun süredir internette dolaşmasına, size gelen postayı belli sayıda kişiye yollarsanız msn ikonunuzun değişeceğini söylemesine, daha birçok varyasyonu olmasına karşın, ne msn ne msn messenger paralı oldu ya da yakın gelecekte olarak. ayrıca; bu söylenti yüzünden microsoft bir açıklama yayınlamak zorunda kaldı.

    x ” x sayıda kişiye yollarsanız hayatınız değişecek. yollamazsanız lanetleneceksiniz.”

    – bu da batıl inanç tutkusu olan bilgisayar kullanıcılarını hedef alan bir hoax. fazla kurgu izlemiş birinin ortaya attığı bir hoax olsa gerek. tamamen bilimden uzak, saçma bir posta. ilkokul yıllarında ortalıkta dolaşan; “bundan x tane yazıp arkadaşlarına vermezsen annen ölecek” tarzı kağıtların günümüz teknolojisine uyarlaması.

    x “bu mesajı gönderirseniz … kadar para kazanacaksınız. / bu mesajı gönderirseniz …’e … kadar yardım yapılacak.”
    x “bu maili gönderdiğiniz ve bunu devam ileten her kişi için microsoft 243
    euro ödeyecektir. bu maili alan üçüncü kişi için ise microsoft 241 euro
    ödeyecektir. iki hafta sonra microsoft size posta adresinizi teyit etmeniz
    amacıyla size ulaşacaktır ve size bir çek gönderecektir.”

    – bu da, insani duyguları sömürmek için yazılmış bir hoax örneği. e-posta göndererek para kazanmak, ekte sunulan kişi/kurumlara yardım etmek için mesajları birbirinize iletiyorsunuz. fakat size dönen sadece spam mail’ler oluyor. e-posta göndererek para kazanmak/kazandırmak mümkün değildir. uzak durun.

    çoğu zaman, ciddi bir organizasyonun bile haberleri, söylenti şeklinde hoax’a düşüp bu organizasyonun ciddiyetini düşürmeye neden olabiliyor. hoax yazanlar, herhangi bir amaç gütmemiş olsa bile, zincirin bir halkasında eline hoax ulaşan sürü posta göndericisi, gelen kutunuzu reklamlarla doldurabiliyor. siz bunlara dikkat ediyor bile olsanız, bir arkadaşınızın size gönderdiği bir hoax bile buna neden olabiliyor. ve internetin “ciddi” bir kaynak olduğunu düşünenlerce bu bilgilere körü körüne inanılıyor.

    hoax; sadece internette e-postanızı dolduran gereksiz mesajlar olmaktan çıkıp, bir silah, bir karalama aması, bir dezenformasyon aracı, başkasının eline geçen bilgileriniz olabiliyor.

    “fw: fw: dikkat”; ama siz dikkatli olun. siz de bir başkasına veya bir kendinize zarar veriyor, bir başkasını haksız yere karalıyor olabilirsiniz. o tuşa basmadan bir daha düşünün.


  3. kelimenin aslında sihirbazların ünlü lafı hokus pokus‘dan geldiği rivayet ediliyor..

    hokus pokus’un da temellerinin latince “this is the body” (kanımca; “işte ana kısım!” diye çevrilecek) olan “hoc est corpus“‘dan geldiği biliniyor..çoğu etimolojiste göre kandırmak, oyuna getirmek anlamına gelen bu “hoax” kelimesinin buradan geldiğini savunuyor..

Engin inal
Bilişim Teknolojileri Formatör Öğretmeni

 

BENİM BABAM

Haziran 14, 2008

Bir adam tanıdım yıllar önce

Doğruluk abidesi, yakışıklı dimdik

Eğilmeyen, minnet etmeyen

Onurlu yaşamı seçen

 

Sofrasında ki aşını dostlarıyla paylaşan

Yine de en büyük ihaneti

Onlardan gören bir adam tanıdım

Gözlerimde canlandı o an ki hali

 

Belli etmez di bize üzüntülerini

işte o zamanlar bir deftere yazardı

ne yazdığını göstermezdi bizlere

yıllar sonra okuyabildik ancak.

 

Adam gibi adam olduğunu

Yaşadıkça öğrenecektik

İnsanları tanıdıkça birer birer

Onu daha iyi anlayacaktık

 

Hayatın tüm yükü omuzlarında

Yine de gülümseyen gözleriyle

Kol kanat germişti bizlere

Bu adam benim babam dı..

 

Hayata karşı dimdik durabilen

İçindeki çocuğu büyütmeyen

Çocukla çocuk, büyükle büyük olan

Öyle bir adam tanımadım daha..

 

İhaneti affetmeyecek kadar gururlu,

Paraya, mevkiye tapmayacak kadar onurlu

Ağzındaki lokmayı paylaşacak kadar,eli açık

Bir adam tanıdım yıllar önce….

 

NURAN AYAN 

YENİDEN

Haziran 14, 2008

miscellaneous_142.gif

 

 

 

Yaşama sanatı bu olsa gerek

Her şeyin bittiği nokta da, ümitle, yeniden

Dimdik ayakta kalabilmek, umursamadan

Üstüne üstüne gelen olumsuzluklar

 

Alabora olsa da umut gemilerin

Vurgun yesen de beyninin derinliklerine

Kara kışları beyazlar için sevmesen de

İhaneti görsen de, onun yüzünde

 

Bırakacaksın ihaneti  gözlerinde

Görmemek için ölesiye

Yeniden umuda yolculuk

Bir kez daha, yeniden umutla…

 

Tüketmedik umutları, sevgiyi

Çocuk gülümsemesi gözlerimizde

Büyütmeden oyunlarımızı

Çocuk kalabilmek ne güzel…

 

NURAN AYAN

GERÇEK DOST

Haziran 14, 2008

 


 Hayatımızdan çıkarmak istediğimiz

Yaşanmış güzellikler  olsa bile

Miadını dolduran dostluklar,sevgiler

Yok mu ? sanıyorsunuz

 

Rutin merhabalar, sahte gülüşler

Kalıplaşmış sözcükler,

Saygıyı, sevgiyi yitirmeden

Geçmiş günlerin hatırına

 

Dostun anlamını bilen var mı?

Ayağa düşmüş, sevgi gibi

Anladığında gerçekleri

Ardına bakmayacaksın,

 

Acıtsa da canını ayrılıklar

Gerçek dost ise bulacaktır.

Gerisi hikaye diye

Boşuna dememişler.

 

NURAN AYAN

 

GERÇEK OYUNCULAR

Haziran 14, 2008
 

  

 

 

 

 

Uzaklarda bacası tüken bir ev,

Çocukların neşeli çığlıkları

Annenin şen kahkaları

Babanın onurlu bakışı

 

Kaç ev vardır bu şekilde

Riyanın,ihanetin ulaşamadığı

                                           Elindekilerde yetinebilen

Tertemiz kalmayı başarmış..

 

Yaşam denilen bu oyunda

Başrolü oynayabilen

Gerçek oyuncular

Neşeli çığlıklar, şen kahkalar,onurlu bakış

 

NURAN AYAN

 

YOLA DEVAM

Haziran 14, 2008

Umutlarımız vardır gülüm

Kimimizin sıcak bir gülüşe

Dostça bir yaklaşıma

Riyasız bir dünyaya

 

Kimimizin sıcak bir çorbaya

Düşlerimiz vardır gülüm

Aydınlık bir geleceğe

Onurlu bir yaşama

 

Önünde engeller vardır gülüm

Günü yaşa derler sana

Başını eğmeden yaşadığın

Yaşayacağın günleri bilmeyenler

 

Düşünürsün be gülüm, bir anda olsa

Günü yaşamak mı, baş eğerek

Onurlu bir yaşam mı?

Sonrası malum, eğilmeden, bükülmeden…

 

 

NURAN AYAN

 

SAĞANAK

Haziran 14, 2008

 

Yeni bir başlangıç için

Önce kapkaranlık bulutlar sarıyor

Sonra hafiften rüzgar

Yavaş yavaş fırtına ardından

 

Sağanak başlıyor gökyüzünden

Yaşlar da ıslatırken gözlerini

Karışıyorlar birbirine şiddetle

Öfke, kızgınlık dolu bir halde

 

Yüreğini sıkan nedir bilemezsin

Neye ağladığını bilmediğin gibi

Mutluluğu ararken uzaklarda

Yağmurun ardından açan güneş

 

Birde bakarsın çıkan gökkuşağı

Hafiften ısıtır güneş içini

Silersin gözlerini dinmiştir fırtına

Yeni bir yaşama merhaba dersin…

 

 

NURAN AYAN

GAFFAR OKKAN ( 1952-2001)

Haziran 11, 2008

Silahlı ve bombalı saldırı sonucu öldürülen Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan 1952 yılında Sakarya’nın Hendek ilçesinde dünyaya geldi.İlk ve ortaokulu memleketinde tamamladıktan sonra Ankara Polis Enstitüsü’ne girdi ve 1970 yılında görevine başladı. Ege Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olan Okkan, İzmir, Eskişehir, Urfa ve 1993’de Mehmet Ağar’ın Emniyet Genel Müdürlüğü döneminde Kars’ta görev yaptıktan sonra Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne atandı.

Kars Emniyet Müdürü iken, Diyarbakır gibi yıllarca PKK ve Hizbullah terörünün ve aşırı göçün ağır sonuçlarını yaşayan bir ile emniyet müdürü olarak atandı. Hüseyin Velioğlu’nun İstanbul Beykoz’daki villasına yapılan baskında büyük rolü vardı. Gaffar Okkan, Hizbullah’ın çökertilmesinde çok önemli bir rol oynadı. Kadın polisler Diyarbakır’da ilk kez onun emriyle sokağa çıktılar, trafiği yönettiler. İki küçük otomobil aldı Gaffar Okkan. Mavi-beyaza boyattı. İkişer kadın polis görevlendirdi. Bir otomobil kaybolan çocukları toplayıp ailelerine teslim etti, diğeri de yürümekte zorlanan yaşlılara yardım etti. Havaalanındaki kadın polisler yaşlı yolcuların bilet işlemlerini yaptı, uçağa kadar götürdü. Havaalanına tekerlekli sandalye aldırdı. Okkan’ın ilklerinden biri de şehrin kritik noktalarına kurdurduğu kameralardı. Gece yarılarına kadar makam odasındaki dev ekranda sokakları gözlerdi.

Evli ve iki çocuk babası Okkan’ın son Emniyet Müdürleri Kararnamesi’nde ismi İstanbul için geçmişti. Hükümet içinden Diyarbakır’da büyük başarı gösteren Okkan’ın İstanbul’a atanması için yoğun baskı gelmişti. Ancak İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, ‘‘Diyarbakır’da başarılı işler yapıyor, onlara devam etsin’’ demişti.Okkan’ın adı daha önce Ankara Emniyet Müdürlüğü için de geçmişti. Diyarbakırspor Kulübü Başkanı olarak sporla yakından ilgilenen ve halkla içiçe yaşayan ve Gaffar Okkan 24 Ocak 2001 tarihinde Diyarbakır’da pusu kurularak öldürüldü.Okkan’la birlikte 5 polis memuru da öldürüldü.Suikastı Hizbullah örgütünün yaptığı sanılıyor.

Ölmeden önce Diyarbakırspor Eğitim Vakfı’nın kuruluş çalışmalarını yürüten Gaffar Okkan, 30 Eylül 2000 tarihinde, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti tarafından Diyarbakır’da huzur ve güveni sağladığı için ´Yılın Bürokratı´ seçilmişti.

ADNAN KAHVECİ

Haziran 10, 2008

 

Zekası ve ürettiği yeni fikirlerle Türk siyasi tarihinde önemli bir yeri bulunan Adnan Kahveci, 1949 yılında Trabzon’un Sürmene ilçesinde dünyaya geldi. Hayatı hep birincilikle geçen Kahveci, Milliyet Gazetesi’nin açtığı ilkokullar arası bilgi yarışmasının ilk birincisidir. 1966 yılında Kabataş Lisesi’ni dönem birincisi olarak bitiren Kahveci, aynı yıl üniversite sınavlarında da Türkiye birincisi oldu. İstanbul Üniversitesi burs sınavında yine en yüksek puanı alarak birinci olan Kahveci, daha sonra ABD’de Indiana’da Purdue Üniversitesi’ne girdi. Buradan elektrik mühendisi olarak mezun olan Kahveci, mezuniyetinin ardından Missouri Üniversitesi’nde doktora yaptı. Ardından da aynı üniversitede asistan profesör olarak çalıştı.

 

Kahveci, Türkiye’ye döndükten sonra Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı. Ardından da İçişleri Bakanlığı teknik danışmanlığında bulundu. 12 Eylül döneminde Başbakanlık Danışmanlığına atandı ve o sıralarda Turgut Özal’la tanıştı. 1983 yılında ANAP’ın kurucuları arasında yer alan Kahveci, askeri yönetim tarafından veto edildiği için milletvekili olamadı. Daha sonra 1987 yılında İstanbul’dan milletvekili seçildi ve Devlet Bakanı oldu. Bir süre sonra da Maliye Bakanlığı görevine getirildi.

 

5 Şubat 1993 tarihinde eşi ve iki çocuğu ile birlikte Bolu-Gerede yakınlarında trafik kazası geçirdi. Adnan Kahveci ve eşi olay anında hayatlarını kaybederken, 17 yaşındaki çocukları Aslıhan Kahveci yaralı olarak kurtuldu ancak, bitkisel hayata girdi ve 10 gün sonra vefat etti. Kamuoyunda dürüstlüğü ile tanınan ve çok sevilen Adnan Kahveci’nin yeni yapılan otobanda ters yola girerek kaza yapması, çeşitli şüphelerin ortaya atılmasına sebep oldu.