Kaç Kişiymişiz biz ? Kerimcan Kamal

Kaç kişiymişiz biz?

Son yazımı yazdığımdan bu yana epey geçmiş.

Bu süre içinde çok kereler oturdum bilgisayar başına ama içim el vermedi.

Ne yazarsam yazayım sonu hep şehitlere geliyordu.

Ölüm karşısında insanoğlunun çaresizliğini iyi bilenlerdenim.

Sıralı,sırasız çok kaybettim.

Hele ki böylesi bir ölüm karşısında söylenecek ne vardı ki?

Yazmadım,yazamadım,çokça ağladım ,yazdıklarımı sildim ve böyle bir acıyı katmerlemek istemedim.

Bu arada koca bir seçim geldi geçti.

Kampanyalar,söylenen sözler,kavgalar,dövüşler benim için anaların evlatlarının,eşlerin kocalarının,nişanlıların,sevgililerin,babaların kayıpları yanında bahse değer değildi.

Ama artık bir şeyler söylemenin zamanı geldi.

Seçimin ilk sonuçlarını geldiği dakikadan bu yana çok telefon aldım.

Merak eden,şaşıran,bizim takım sizinkini yendi yollu alay eden,küfreden,ağlayan,eyvah diyen,sen artık git sahil kasabasına yerleş diyen…

En sevdiğim telefon ise bir AKP’li izleyiciden geldi.

Önce “Tuncay Özkan’ı telefona versene” dedi,sonra “o yayında benim adım Kerimcan deyince”,

“Oooo Kerim Bey kaç kişiymişiz gördün mü”dedi.

Evet,her arayanın kendince hakkı var.

Ağlayanın da,alay edip eğlenenin de,sen git sahil kasabasına yerleş diyenin de…

Çünkü ortada AKP’nin büyük bir başarısı var.

Muhalefetin ise büyük bir yenilgisi.

CHP’yi kastediyorum.

Ağlayan haklı, dünü, bugünü düşünüp yarın neler olabileceğini görüyor …

Alay eden haklı çünkü böyle yenilirseniz alay ederler…

“Sen git sahil kasabasına yerleş” diyen ise ilk bakışta en haklı görünüyor.

Çünkü bu seçimin sonucuna göre Türkiye’de her iki kişiden birinin AKP’ye oy verdiği ortaya çıkıyor.

Yani,

Oy kullanan her iki kişiden biri AKP’nin durmayıp, yola devam etmesini istiyor.

Yani,

Her iki kişiden biri ekonominin iyi gittiğini düşünüyor.

Her iki kişiden birinin kredi kartı batağında değil,çeki,senedi dönmemiş,icraya uğramamış,mutlu.

Her iki kişiden biri Türkiye’nin en kilit tesislerinin dışarıdan borç alınan milyarlarca doların fazini ödeyebilmek adına sözde Ermeni soykırımını dünyaya kabul ettirmek için çalışan Ermeni diasporasının zenginlerine satılmasında bir mahsur görmüyor.

Her iki kişiden biri Türkiye’de işsizlik gibi bir sorun olduğunu düşünmüyor.

Her iki kişiden biri okuyan kızının, oğlunun iş bulabileceğinden emin,okumayanlar ise göbek atıyor.

Her iki kişiden biri terörün AKP döneminde yeniden hortladığına inanmıyor.

Her iki kişiden biri Başbakan’ın teröristbaşına “sayın” şehitlere “kelle” dediğine inanmıyor ya da “iyi ki demiş,oh iyi yapmış kardeşim,sana ne” diyor.

Her iki kişiden biri AKP’nin uyguladığı dış politikaların başarılı olduğuna inanıyor.

Her iki kişiden biri Kıbrısı’ın elden gittiğini düşünmüyor.

Her iki kişiden birini Başbakan’ın danışmanlarının ABD heyeti önünde “onu delikten aşağı süpürmeyin” dediğine inanmıyor ya da hakikaten ABD’nin Türk Başbakanlarını delikten aşağı süpürebilme hakkı olduğunu düşünüyor.

Her iki kişiden biri Kuzey Irak’tan başlayan Kürt devleti rüzgarının kısa süre içinde bugün seçimlerde meclise girmeyi ve grup kurmayı başaran partinin temsilcileri tarafından dile getirilen eyalet formülü ile -Türkiye içinde bir bölünmeye,toprak kaybına yol açağını ve AKP’nin buna karşı tavırsız,haraketsiz politikası ile çanak tuttuğunu düşünmüyor.

Her iki kişiden biri bölünecek bölgede petrol olduğunu ve hükümetin seçimden önce apar topar Türk Petrollerinin işletme hakkını yabancılara vermek için bir kanun çıkardığına duymamış,bilmiyor ya da duymak ve bilmek de istemiyor.

Her iki kişiden biri Başbakan’ın düne kadar “alt kimlik,üst kimlik” derken seçimler sırasında “tek millet, tek devlet” demesini samimi buluyor.

Her iki kişiden biri kendi çocukları işsiz gezerken Başbakan’ın 26 yaşındaki oğlunun çalışıp alın teri ile milyonlarca dolar değerinde gemi alabilimesini doğal karşılıyor.

Her iki kişiden biri Başbakan’ın artık para mefhumunu kaybetmiş olmasını,ülkesinde milyonlarca kişi açlık sınırında yaşarken kendi kolundaki saati “on bin dolara,on beşbin dolara satarım” demesini normal buluyor.Saatin değeri kırküç bin dolarmış bu arada.

Her kişi kişiden biri Başbakan’ın söylediği gibi Cumhuriyet Mitinglerine katılan milyonların”bindirme kıta ve çete” olduğunu düşünüyor.

Her iki kişiden biri Başbakan’ın söylediği gibi “Ananı da al git”in küfür olduğuna inanmıyor ya da Başbakanların vatandaşlarına bu tür hakaretler etmesini doğal karşılıyor.

Her iki kişiden biri ayyuka çıkmış yosuzluklar yüzünden AKP’den isitifa eden AKP’li milletvekillerini hiç dinlememiş, duymamış ya da onlara inanmamış.

Her iki kişiden biri oy karşılığı sadaka almaktan hoşnut .

Her iki kişiden biri görmeyen,duymayan,yazmayan ama sürekli zenginleşen bir medyadan mutlu.

Ya da sandıktan çıkan sonuç bunlarla ilgili değil.

Peki AKP’nin bu bu ezici başarısı neyle ilgili ?

Peki AKP’nin aldığı bu ezici sonuç “kaç kişiyiz biz”in yanıtı mı?

Orada sorulan soru ile burada verilen yanıt birbirini örtüyor mu?

Peki yıllardır bütün bunları gösteren,duyuran ve yazanlardan biri olarak ben sahil kasabasına gönderilmeyi hakediyor muyum?

Ben “kaç kişiyiz biz” sorusunun yanıtının mitinglerde verildiğini düşünüyorum.

Sandıktan çıkan yenilginin o mitinglerdeki birleşmenin kendisine oy getireceğini sanan yanlış siyasi startejinin sonucu olduğunu düşünüyorum .

Seçimi CHP kaybetmiştir.

Mitinglerdeki halk değil.

Yenilgiyi,o mitinglerde ki iyi niyeti,çalışmayı,çabayı kendi çalışması sanan ve daha sonra da bunun tembelliğine düşen stratejinin getirdiğini düşünüyorum.

Bu ağır mağlubiyete,yenilenme isteğine yeterince kulak verememiş siyasi kurgunun sebep olduğunu düşünüyorum.

Seçimi AKP kazanmıştır.

Ancak AKP yanlız değildir.

Seçimi AKP’nin yanı sıra büyük sermaye ve büyük medya kazanmıştır.

Ve AKP’nin bu zaferini seçimlerde tüm küresel güçlerin ve Türkiye’deki tüm uzantılarının halkın tercihleri üzerinde son derece etkin bir propaganda yürütmelerine bağlıyorum.

Ben yıllardır her türlü baskıya rağmen doğru bildiklerini söyleyen benim gibi insanların sahil kasabalarına gönderilmesi “gerekmediğini” düşünüyorum.

Çünkü Türkiye’de bugün her iki kişiden biri görmek,duymak,bilmek istemese de “dünya yuvarlak ve güneşin etrafında dönüyor”.

Asıl sahil kasabasına gitme zamanının “dünyanın durduğu zaman” geleceğini bilenlerin ne ümitsizliğe ne de vezgeçmeye hakları olmadığını düşünüyorum .

Ve “kaç kişiyiz biz” sorusunun asıl şimdi sorulması gerektiğini düşünüyorum.

Olguları,sorunları doğru tahlil edebilecek,ve bu tahlilden yola çıkarak çalışabilecek,vazgeçmeyecek,kaç kişi var aramızda ?

Ben sıranın başına kendimi yazıyorum.

Ya siz?

Kck
KANALTÜRK

9 Yanıt to “Kaç Kişiymişiz biz ? Kerimcan Kamal”

  1. mustafaemingul Says:

    aferin güzel yazı yazıyorsun ama bir de şu bağnazlığı, kemalizm yobazlığını bıraksan senden iyi adam olurdu…olaylara tek pencereden baktığınız için milletle ters düşüyorsunuz.istersen bait birkaç örnekle içinmde bulunduğun durumu anlatayım ama anlayacağına pek inanmıyorum.mesela ğüreş yapan iki kişiyi görsen ilkin kavga ettiğini zannedersin ama durum hiç de öyle değildir.mesela ‘ben içki içerim sonra ezan okunduğunda ağzımı çalkalar namazımı kılarım’ diyen ahmaklar var diyen bir imamı dinlesen ve sadece ahmakların sözünü söylediği kısmı alsan ve hoca böyle diyor desen ne kadar ahmaklık etmiş olduğunu anlarsın.ve buna benzer bir çok örnek var ama vaktim yok sana şimdilik bu kadar yeter

  2. candandostluk Says:

    Kemalizm, Atatürk’ün ortaya koyduğu eylemler ve belirttiği düşüncelere bir ideoloji olarak kendisi tarafından verilen bir isimdir.

    Mustafaemingul burada sizi rahatsız eden sorun nedir?

  3. mustafaemingul Says:

    Ana Britannica Ansiklopedisi’ni alın… Kemalizm maddesini açın… O sizi “Atatürkçülük” maddesine yollayacaktır.
    Bakın orada ne yazıyor:
    “…..Cumhuriyet Halk Partisi’nin 1935 tarihli tüzüğünden 1937’de ,3115 sayılı yasayla Anayasa’ya geçirilen ilkeler,Altı Ok, Kemalizm diye adlandırılır.”
    Neymiş?
    Kemalizm, “Altı Ok” demekmiş.
    Ne zaman anayasaya konuyor?
    Tek partili dönemde… O zaman sadece CHP var… Başka parti yok
    kemalizm atatürkün değil CHPnin çıkardığı bir ideolojidir.sebep ile muktaziye bakacak olursak; sebep: milli birlik ve beraberliği artırmak,
    muktazi:dinden ve dier ideolojilerden uzaklaştırılan bir milletin ülkeye ve insanlığa hizmet edemeyeceğinin ve milli birlik ve beraberliğin devam ettiremeyeceğinin anlaşılmasıdır.
    bu taraftan bakılırsa kemalizm kendi içinde savunulacak bir ideolojidir veya bir dindir-dinler tarihine bakarsanız orta asya ve uzak doğudaki dinlerin de böyle ortaya çıktığını görürsünüz- ve kendi dininden uzaklaştırılmış bir milletin, atatürkün de dediği gibi dinsiz bir millet yaşayamaz,yaşayabilmesi için bir ideoloji gerekiyordu ve böylelikle kemalizmi ortaya attılar. ve bu ideolojiyi yayabilmek için hayatın her alanında özellikle eğitimde bunları uygulamaya başladılar,başta köy enstitüleri olmak üzere dini kemalizm olan bir millet ortaya çıkardılar.işte bugün kemalizm, laiklik diye çığırtkanlık yapanlar o beyni yıkanmış insanların çocukları ve torunlarıdır ve bir kısmı da ta kendileridir.

    beni rahatsız eden meseleye gelince; o dönemde fakir halk çocuğunu okutamadığı için kemalizmden etkilenmesi sınırlı kaldı ama zengin kesim çocuğunu okuttu ve o okuyan çocuklar islamı bırakıp birer kemalist olarak yetiştiler ve onlar da çocuklarını öyle yetiştirdiler. işte onlar ve onların çocukları bu gün ordunun en üst kademelerinde,ünversitenin yöentim kademelerinde,anayasada,yargıtayda,danıştayda,cumhurbaşkanlığında koltuklarını sabitleyip ceplerini doldurup,kendilerini diğer insanlardan üstün tutup,milletin efendisi gibi davranmalarıdır.

    ve şunu da söylemek istiyorum, siz ve sizin gibilerin bu ülkeyi korumak kollamak gibi bie gayeniz bir hedefiniz yok,bütün bu ülke elden gidiyor sözlerinizin arkasında koltuklarımız eleden gidiyor sesleri yankılanmaktadır.

    bu isyanınızı da anlıyorum makamınızı mevkinizi kaybediyorsunuz bu zor bir durum kim olsa elinde tutmak için birşeyler yapar ama bir insan ülkenin %80’ini karşısına alma aptallığını nasıl gösterir anlaşılması zor.

  4. candandostluk Says:

    Sizin yazınıza cevap olarak bunu yayınlıyorum.Biz Atatürk’ün fikirlerini savunanlar olarak hiç bir zaman makam derdinde olmadık,bizleri biz yapan onun düşünceleri ve fikirleridir.Bizleri ulus yapanda bu değil midir?
    Bir ülkenin %80’ini karşısına almasını aptallık olarak niteliyorsanız geçmişe Çanakkale Savaşlarına bakmanızı ve bu Vatanımızın nasıl kurtarıldığına bir bakmanızı rica ederim..Daha da anlamadıysanız size söyleyecek bir lafım yok zaten…

    ATATÜRK SUÇLU….
    Atatürk suçlu…
    Çünkü dünya görüşünde, evrene bakış felsefesinde, ideolojik içeriğinde ‘Aydınlanma’ yı yeğlemiş Atatürk, ‘Akıl inançtan, bilim dinden bağımsızdır’ demiş. A benim canım Mustafa Kemal’im, uygarlığın ışığına neden yüzünü dönersin? İran’a bak, Suudi Arabistan’a bak!.. Bırakaydın, bağnazlığın dipsiz kuyusunun bostan dolabında dönenseydik. En büyük suçunu ‘Gerçek yol gösterici bilimdir’ diyerek işledin.

    Atatürk suçlu…
    “Vatanın bağrına düşman dayamışsa hançerini” Gazi Paşa görmezlikten geleydi; “İngiliz muhibbi” olaydı, “Amerikan mandacılığı” na sarılaydı; “Ya istiklal ya ölüm” deyip ortalığa atılarak pişmiş aşa neden soğuk su kattı?

    Atatürk suçlu…
    Osmanlı, Sevr Antlaşması’nı kuzu kuzu imzalamışken bizlere Konya Ovası yetmez miydi? Denizi zaten sevmeyiz, dağların gerisine çekilip bozkırda otururduk. Eloğlu vatanın minarelerine çan takar, bizim cami yaptırma dernekleri de Haymana bölgesinde çalışmalarını yoğunlaştırırdı. Nemize gerek İstiklal Savaşı? Nemize gerek İzmir, Aydın, Edirne, Çanakkale, İstanbul? Nemize gerek Lozan, a Mustafa Kemal Paşa?

    Atatürk suçlu…
    Sevgili Mustafa Kemal, kadın hakları senin neyine? Bak, şimdilerde genç kızımız başına türban dolarken sana da verip veriştiriyor. Yurttaşlık Yasası çıkardın, erkek karısını iki sözcükle boşayamıyor; ama kadın kara çarşafa girip sana beddua ediyor. Hukuk devrimini neden yaptın Kemal’im?

    Atatürk suçlu…
    Çünkü cumhuriyeti ilan etti. Haydi padişah efendimize kıydı, hilafete neden dokundu? Laik devletten daha büyük günah olur mu şu dar-ı dünyada Gazi Kemal’im?..

    Atatürk suçlu…
    Osmanlı’nın cengâverliğinden bizi soyutladı; 1923’ten bu güne “Yurtta barış, dünyada barış” diye yaşamak erkekliğimizi öldürmedi mi? Biz korkak mıyız a Gazi Paşa? Savaşçılıktan nasıl vazgeçeriz? Senin en büyük suçun barışçılık değil mi?

    Atatürk suçlu…
    Çünkü 1923’te kurulan cumhuriyete 1925’te başkaldıran Şeyh Sait ‘e el sürmeyecekti; hilafetçi Said-i Nursi ‘yi başkente buyur edip devletin başına oturtacaktı. On bir yıl süren savaşlardan sonra temelini attığı devleti, İngiliz işbirlikçisi şeyhlere, aşiret reislerine, seyyitlere lokma lokma sunarak, parça parça edecekti. A benim Mustafa Kemal Paşam, ayaklanmalara karşı neden beyaz teslim bayrağını çekmedin de üstlerine yürüdün?

    Atatürk suçlu…
    Öyle bir cumhuriyet kurmuş ki, bir türlü yıkılmıyor. 21’inci yüzyıla yaklaşıyoruz, devleti Amerika’ya teslim edemedik, parçalayamadık; bu yüzden Gazi’ye çok kızıyoruz, cumhuriyetin harcını sağlam karmış diye öfkeleniyoruz.

    Atatürk suçlu…
    Yetmiş yıl önce bağımsız bir cumhuriyet kurmuş, bize bırakmış; yarım yüzyıldan beri laik cumhuriyeti çağdaş demokrasiye yakışır bir düzeye getiremedik; bu yüzden öfkelendikçe yarım yüzyıl öncesine dönerek Atatürk’e veriştiriyoruz.

    Atatürk suçlu…
    Çünkü canım Mustafa Kemal, bizim adam olacağımızı sandı, biz cüdam olduk; başımızı dik tutacağımıza, Ortadoğu’da “süper yabancı devlet” in taşeronluğuna soyunduk; içimizdeki aşağılık duygusunu Atatürk’ü eleştirerek gidermeye çabalıyoruz

  5. mustafaemingul Says:

    Atatürk suçsuz,suçlu olan sizsiniz,Atatürkün fikirlerini savunduğunuzu söylüyorsunuz ama hangi fikirlerini savunuyorsunuz?demokrasi için vermiş olduğu savaşı on senede bir darbe yaparak mı savunuyorsunuz?yıkılmaktan kurtardık diyorsunuz ülkeyi ama Atatürkten aldıktan sonra ne verebildiniz ülkeye?amerikalılar çeyrek dolar verip WCye giderken sen bir milyon TL verip gidiyordun,türk milletini bütün dünyaya rerzil ettiniz.Atatürk dış borca karşıydı peki ya siz? ülkeyi 23 milyar dolarla IMF’nin kucağına oturtup, bankalardaki milletin tasarrufların hortumlayıp milleti dımdızlak bıraktıktan sonra yabancı yatırım yapılmasın diyerek mi Atatürkün fikirlerini sanunuyorsunuz?siz atatürkün fikirlerini savunmuyorsunuz,siz kendi çıkarlarınızı savunuyorsunuz!bu ülkeye şimdiye birşey yapmış gibi bir de ülkeyi sahipleniyorsunuz.kurtuluş savaşında siz yoktunuz,çanakkalede yoktunuz ama benim dedelerim vardı toprağı kanıyla ıslatarak savunan dedelerim.şavaşlara gelmişken çanakkale savaşında Atatürkün üstünde 300e yakın komutan vardı yüzbinlerce asker şehit oldu ama hala tarih kitaplarında çanakkalede Atatürkten başka hiçbir komutanın adı geçmiyor,hatta 8 orgeneralden bile hiç bahsedilmiyor.kurtuluş şavaşında ise yaptıkları takdire şayan ama herşey o kadar abartılı ki…doğu ve güney cephesinde düzenli ordu savaşmadığı için basit bir mahalle kavgası gibi bahsediyorlar,kazım karabekirin hiç bir başarısından bahsedilmiyor,daha bunun gibi birçok bilgi tarih kitaplarının ideoloji içermesinden dolayı işlenmiyor.bunun neresinde akılcılık neresınde bilimsellik var söyler misin?
    şeyh sait ve said nursiden bahsetmişsin ya onlar davalarında haklılarsa? ya orada Atatürk haksızsa?said nursinin ankaraya gelmesi için Atatürkün ne kadar çaba sarfettiği malum ve Atatürkle anlaşamadığı için memleketine dönüp inzivaya çekilen nursiyi zorla kaldığı yerden alıp göz altına aldıklarında bile halkına isyan etmemeleri için uyardığı tarihe geçmiştir.ankaradan ayrıldıktan sonra değil hilafeti getirmek, siyasetle dahi ilgilenmemiş ve şiddetle kaçınmıştır ve ömrünün sonuna kadar Bin’e yakın dava açılmış ve hepsinden de beraat etmiştir.şeyh saite gelince isyan ettmeden said nursıden yardım istemiş ama destek bulamamış buna rağmen ingilizlerin yardım teklifini geri çevirmiş bir dava adamıdır.iyidir kötüdür ama ülke için milleti için savaşı göze almış biridir.

    ‘ilim dinden bağımsızdır’ bu düşüncenin aksini ispatlayan onlarca kitap biliyorum ama saplanıp kaldığınız o ideolajı bataklığından çıkıp okuyamayacağınız için ve okusanız da körelmiş beyinlerinizle anlayamayacağınız için tavsiye etmiyorum.’Akıl inançtan bağımsızdır’ meselesi de daha derin ama yarı doğru bir söz.ve anlamını hiç düşünmediğiniz belli çünkü aklınız kemalizm inancıyla baglı.

    son olarak;
    yukardaki yazıda tarihi öyle yorumlamışsınız ki sanki atatürk olmasa olmazmış gibi bir izlenim uyandırıyor, ama şunuda unutmayınki liderler zort şartlarda ortaya çıkar, eğer atatürk olmasa mutlaka bir lider çıkacaktı belki de o lider atatürkten daha iyi olacaktı ama bu sefer şans Atatürkten yana oldu o da askeri ve siyasi bir deha olarak eline geçen fırsatı iyi değerlendirdi.

  6. candandostluk Says:

    Kurtuluş savaşında Çanakkale Savaşında hepimizin dedesi savaştı,bu Ülke için canını verdiler.Atatürk liderdi.Ama binlerce askerimiz,komutanımız omuz omuza mücadele verdiler..Şu anda burada bunları özgürce konuşup tartışabiliyorsak onlara borçlu olduğumuzu unutmamalıyız.Onlar için ne denilse azdır…Saygıyla anıyorum..

  7. mustafaemingul Says:

    o savaşta atatürk lider değildi,sadece 150 kadar askerden sorumluydu ve sorumlu olduğu askerlerin hepsi üniversite öğrencisiydi ve hepsi de şehit oldu ama Atatürk kurtuldu.şu anda sadece burada bunları konuşabiliyoruz başka biryerlerde konuşsak kemalizm yanlıları etmediğini bırakmaz.şimdiye kadar düşüncelerinden dolayı kaç kişinin yıllarca hapiste kaldığını milyonlar biliyor,tek suçları vardı kendi akıllarını kullanıyorlardı başkalarının papağanlığını yapmıyorlardı.ve sana bir ilginç istatistik vereyim.resmi kayıtlara göre kurtuluş savaşında 12.5 bin şehit vermişiz,ülkeyi kurtarmak için ama daha sonralarına baktığımızda 1940’a kadar 1 milyona yakın insanı asmışlar niye biliyor musun?inklapları korumak için,asılanlar hacılar hocalar imamlar seyhler,arap alfabesiyle yazı yazanlar yani milletin önde gelen dindar insanları asıldı,ve büyük bir çoğunluğu 30 yaş üzeriydi,onların sayısına bir de ailelerini ekle ve onların akibetlerini görüp de sesini çıkaramayanları ekle 13 milyonluk nüfustan çıkart kaç kişinin inklap yanlısı olduğunu gör ve savunduğunuz insanların yaptığı zulumlerden utanın.bir de milleti cumhuriyet karşıtı olarak göstermekten vazgeçin bu millet cumhuriyeti sizden daha çok istiyor ve benimsiyor,bu milletin tepkisi dinine inancına ters gelen ilke ve inklaplardır.birde bazı kendini bilmezler şeriat devleti kurmak istiyorlar diye iftira atıyor ama bilmiyorki şeriat devleti cumhurıyettir…candandostluğun için teşekkürler

  8. candandostluk Says:

    Bakın konu nereden nereye geldi.Kemalizm’in Altı ok olduğunu belirtmiştiniz.Şimdi ise şeriat devleti cumhuriyettir diyorsunuz.Ülkemizi bölmek isteyenler, başörtü meselesini,yok sen alevisin,diğeri sünni,yok sen şeriatı istiyorsun diğeri laik meselelerini öne sürmüyorlar mı? Ne zaman birlik olacağız,hepimiz bu Türkiye Cumhuriyetinde yaşamıyormuyuz? Hepimiz müslümanız…Allah ile kul arasına kimse giremez..Bence artık bu meseleleri bırakıp ilerlemek için ne gerekliyse yapmalıyız.Bunu çocuklarımız için gelecek nesil için hiç yapmalıyız en azından…

  9. burcu Says:

    evet kimse Allah ile kul arasına giremez, evet Atatürk Kurtuluş Savaşı’nda ve sonrasında tek başına mücadele etmemiştir.
    Unutulmaması gereken şudur ki, bir önderin çizdiği yolda yürünmüş ve zafere öyle varılmıştır.
    Peki zaferi kazanmak yeterli olmuş mudur? Yine bir önderin çizdiği yolda ; ilke ve inkılaplarımızla modern bir sanayi devleti haline gelinmiştir.
    Şu an hür bir şekilde Allah’a secde edebilen bizler,
    o büyük Türk olmasaydı, yabancı bir devletin elinde bir vatandaş olarak, şu an her pazar kiliselerde dua ediyor olacağımızı unutmamalıdırlar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: