Denize gidemeyenler için.

image013.jpgDenize Gidemeyenler İçin                                                         Fügen Ünal Şen

 


Tam mavi değil…
Daha çok lacivert, biraz da mora çalıyor.
Garip.
Tanımlamak zor.
Aslında gereksiz de. 

İnce, tılsımlı ve sonu olmayan yollar gibi minik bedeni çizgilerle dolu.
Dikkatli bakınca görebiliyorum, çizgiler kesik, kesik.
İlginç bir parlaklığı var.
Ama bu sürekli değil. 

Gün içinde pırıltılı gelgitler yaşıyor.
O hep orada duruyor, belki gün geliyor, gidiyor.
Bilmiyorum belki de o yüzden küskün ve hatta nazlı.

Bir ısınan, bir soğuyan hava, uzak köy evlerinin kiremitli bacalarından tüten beyaz duman gibi, denizin üstüne serildiğinde, o hep en kıyıda oluyor.

Bir yanı tuzlu, berrak, duru suda, bir yanı sarıya dönük kumda.
Gidip geliyor.
Gidip, geliyor, gidip, geliyor. 

Sis, denizi denizden alıp sessizce, yüzüme  bırakıyor.
İyot soluyorum.
Gözbebeklerimde dalgalar kırılıyor.
Yüzümde uzayıp giden çizgiler, maviye dönüyor.
Uçuşan billur taneleriyle serinliyorum.
Yanaklarımdan deniz akıyor. 

Kumda ağırlığımca iz bırakıp, suyun gazoz köpüğü gibi kıpır, kıpır oynaştığı yere varıyorum.
Kıyıda, en kenarda, kararsız, nazlı hatta küskün deniz kabuğunu seyrediyorum.
Ve yanındaki midyeyi ve yanındaki deniz minaresini, istiridyeyi.

Sessizliğe martı çığlığı düşüyor birden.
İrkiliyorum.
Parmak uçlarımda deniz, gözbebeklerimde bir çift kanat…
Öylece kalıyorum. 

Sis öyle beyaz ki, koca gagalı martı, bir leke gibi asılı kalıyor boşlukta.

Minik midyeyi alıyorum sudan. Zaten aralık olan iki kabuğu biraz daha ayırıyorum, avucuma deniz akıyor.
Kabukları birbirinden koparmadan, sarı kuma bırakıyorum, usulca.
Ve bekliyorum.
Denizin mor çizgili çocuk midyesi, sanki bir kelebek gibi duruyor sarı kumun üstünde.
Kanatlarını açmış uçmaya hazır bir kelebek gibi…
Öylece duruyor.
Kıpırdamadan.
Uçabilse denize gider biliyorum.
Suya gider, maviye, lodosa, poyraza, derine gider…
Sessizce dinlerim hikayesini.
Anlarım. 

Çünkü ben de durup, durup denize gidenlerdenim.
Gün, güneş dinlemeden, yağmur, çamur düşünmeden.
Gözümü kaparım, denizin mavisi çağıldar önümde.
Derin maviye dalarım.
Ve ben ne zaman denize gitsem, deniz sesini, iyotunu, yosununu, dalgasını, billurunu bir minik deniz kabuğuyla evime gönderir.
Ona gidemediğim günler için, yanı başımda nöbette bekler; ben ne zaman mavinin uzağına düşsem…

Bilirim deniz benimledir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: