Archive for Ocak 2007

DÜN BÜTÜN BİR GÜN….

Ocak 31, 2007

 

Dün bütün bir gün… 

Dün bütün bir gün…
belirsiz adımlarla dolaştım Bursa’yı,
vitrinlerde delice bir yılbaşı telaşı,
simler ve gözalıcı dekorlar donatmış dört bir yanı,
mankenlerde bile, o cansız bakışlarda,sanki gerçekliği aradım.
Hani tek bir ağız hareketi görsem,
sanırsınız ki
el sallayacağım.
Koşuşturan insanların arasında kayboldum.
İşporta tezgahlarında,
ekmek kavgasındaki gencecik insanlara baktım,
ve tam Heykelönünde,
kent müzesinin arka aralığında,
yere diz çökerek oturmuş,
gitar çalan topluluğa takıldı bakışlarım,
uzun saçlı oğlanlara,
hippi özentili darmadağınık saçlı kızlar,
tempo tutarak,
çığlık çığlığa,
çağı yakalama kavgasında…
Oradan upuzun bir geçişle,
Ulucaminin avlusuna düştü yolum,
yem verdim kuşlara,
bambaşkaydı buradaki efsunlu dünya,
oradan Tophane sırtlarına çıktı adımlarım,
bugün ayaklarım beni nereye taşırsa oradayım,
kayıtsız şartsız,
bugün hem baş,hem ayak bana,
bu adımlar.
Tophane çay bahçesinde,
tüm Bursa ayaklarımın altında,
ve hava,AYAZ MI AYAZ,
sevgililer göz göze,kol kola,
sarınmışlar kalın paltolara,
oturdum bir masaya,
içimi ısıttı içtiğim duble çay,
ve gördüğüm kuşbakışı manzara.
Oradan MURADİYE sırtlarını dolaştım,
Hisardaki surların içine gömülü,
taş evlere hayran kaldım,
Nalbantoğlu,
ve tekrar HEYKELÖNÜ eve dönüş yolu,
Fimaya uğradım,
bir iki cd ve kitap aldım,
Kızlisesi formalı kızları izledim,
Kafkas pastahanesinde hayat aynı eskiden olduğu gibiydi,
en büyük hovaralığımızdı o yıllar,
ayak üstü kestaneli pasta ve yanında taze sıkılmış portakal suyu,ya da limonota

Pastahanenin dekorundan başka,
fazlaca birşey değişmemişti,
içeriye baktığımda buralarda…
BURSA’nın sokaklarından ve geçmiş yıllardan,
izler silinmemiş kaldırımlardan…
Gazetelerimi ve
Setbaşı fırınından yeni çıkmış taze ekmeğimi alarak,
YEŞİL CADDESİNİ İZLEYEN,
O yolları yenilenmiş parke bulvarda,
hızlı adımlarla yürüyerek,
döndüm ait olduğum dünyaya.

Nilgün Çakıcı

Reklamlar

ZORDUR İSTANBULU ÖZLEMEK…

Ocak 31, 2007

k_memocan_haydarpasagunbatimi1.jpg 

Zordur İstanbulu Özlemek

 Zordur İstanbul’u ozlemek. kagit kesigi gibi sizlar.Bazen “ulan kucucuk bir yara iste nedir ki” deseniz de, varligini hep hissettirir.İlaci yoktur, zehri kaniniza islemistir. Caddesi, sokagi, kosesi, berisi degildir ozlediginiz… Topyekun kendisidir… Gecenin bir yarisi kafaniz bozulunca bir dostun kapisini calabileceginiz yerdir. Baska yerde yok mudur oyle dostlar? Ne hikmetse yokturlar…

 Ya da sizde bir uyusmusluk, bir tutukluk vardir, misafirlige gidilen evde buzdolabini acamamak gibi kasilir kalirsiniz. Boyle hasretken, boyle yanmisken gidersiniz İstanbul’a… İciniz icinize sigmaz… “Yare geldim, koynuna geldim İstanbul’um” dersiniz en arabesk coskunuzla, ama bu kez baska birsey vardir sizi yaralayacak. “İstanbul’u icindeyken ozlemek” karmasasi…

Degisen sey, sehrin cehresinden ziyade size kuskunlugudur. Onca hasretini cektiginiz dostlar, siz yokken de hayatlarindan birsey eksilmemis bicimde yasamislardir. Zira siz hepsinden, herseyden, sizi siz yapan tum birikimden uzakta yasarken, onlar sadece sizden ayri kalmislardir, derdinizi anlayamazlar. Yureginize bicak gibi giren sakalasmalar baslar:

 “Sizin orda nasil diyorlar…” “Tabii sen bilmezsin simdi bunu, senin yasadigin ulkede yok bu kavramlar…” Kayboldugunuzu hissedersiniz… Artik hicbir yere ait degilsinizdir. Ne zaman birine “yahu İstanbul’da kalsam mi?” diye sorsaniz, “aklini peynir ekmekle mi yedin, ne halt var burda, cennet gibi yerde yasiyorsun, sacmalama” cevabini isitirsiniz. Gercekten iyiliginiz icin mi boyle soyleniyordur, yoksa artik yoklugunuza mi alisilmistir, karar veremezsiniz.Caniniz daha da yanar… Zordur İstanbul’u ozlemek.

 Çunku ozlemeye bir basladiniz mi, ardi arkasi gelmez bu meretin…

~netten~

Not: İstanbul’u daima  özlediğim için bu yazıyı çok beğendim umarım sizlerde beğenirsiniz…

MOD.BABA DAN ALINTIDIR.TEŞEKKÜRLER.

Haftanın Çizgisi

Ocak 30, 2007

Haftanın Çizgisi

yemekduasi.jpg

 

 

YEMEK ÖNCESİ DUASI

 

TANRIM EĞER BENİ ZAYIFLATMAN MÜMKÜN

DEĞİLSE LÜTFEN BÜTÜN ARKADAŞLARIMI

ŞİŞMANLAT

AMİN

 

Eğer  “Haftanın Çizgisi” ni

10 dakika içinde 3 kişiye yollarsanız 10 günde 3 kilo

5 dakika içinde 7 kişiye yollarsanız 4 günde 6 kilo vereceksiniz

 

EY KOCA DÜNYA BENDE ÖLDÜM….

Ocak 29, 2007

EY KOCA DÜNYA BENDE ÖLDÜM

Ey koca dünya bende öldüm,

Belli ki hiç birinizin haberi yok,

Hem de DİNK’ten sadece bir gün önce,

Ama sen ne duydun,ne gördün, ne de umursadın…

Ölümümden hemen sonra kameralar gelmedi oraya,

Halk’ta toplanmadı ellerinde karanfil ve mumlarla,

Hiçbir devlet büyüğü ve Amerika’da kınamadı ölümümü,

Ve yazmadılar adımı mezar taşımdan başka, hiçbir yere…

Halbuki benim adım öz ve öz Türkçe idi,”Kadir AYDIN ,,

Okunması,söylenmesi ve yazılması onunkinden daha kolaydı,

Ama anmadı beni babamdan gayrı kimse,onu andıkları gibi,

Ve yazılmadı başka hiçbir yere adım,anamın yüreğinden başka…

Ben gencecik fidandım,daha hiç tomurcuk vermemiş,

Ve soldurdular beni Lice’de hayatımın baharında,

Beni de vurdular,ben de öldüm,bilmem duydunuz mu?Ama

Bulamadılar beni vuranları 32 saate,belki de hiç aramadılar…

Ben kendi vatanımda,vatanımı vatansızlardan korumak için öldüm

Ben Türk’tüm,adım Türkçe,ama öğrenemedi adımı hiç kimse,

Bir kez bile manşet de olmadım ya o gül yüzümle gazetelere,

İşte EY KOCA DÜNYA BEN ASIL O GÜN ÖLDÜM

KIR SAATİ

Ocak 29, 2007

Kır saati

Çocuklukta bir çağ vardır
Üç ile beş yaş arası
Pelte pelte konuşmalar
Tatlı tatlı gülüşmeler

İnsan ister zaman dursun
Kır saati parçalansın
Hep bu tattaki çocuklar
Büyümesin öyle kalsın

Nerden, nasıl, ne şekilde
Geldin girdin bilmiyorum
Seni böyle ölümüne
Neden sevdim bilmiyorum

İstiyorum zaman dursun
Kır saati parçalansın
Geleceği olmayan aşk
Büyümesin böyle kalsın

Aşk büyürse üzülecek
Bir çok gönüller küsecek
Bütün bunların vebali
Sevenlerden sorulacak

Dilerim ki zaman dursun
Kır saati parçalansın
Yaşanan bu temiz sevda
Büyümesin böyle kalsın

İbrahim Coşar

Badegül,Songül ve Gülcan…

Ocak 26, 2007

Badegul, Songül ve Gülcan 75-80 yaslarında, çok eski üç arkadastır.

Bir gün Badegul Gülcan’a telefon eder ve Songül’e gitmeye
karar verirler ve giderler.
Biraz muhabbetten sonra Songül kahve yapar
ve içerler. Biraz sonra Songül yine ‘ay kusura bakmayın unuttum, birer
kahveyapayım da içelim’ der. Badegül ve Gülcan bir şey demezler ve içerler.

Aradan biraz zaman geçer. Songül yine ‘size bir kahve bile yapmadım
hemen yapayımdaiçelim’ der ve yapar getirir. Bizimkilerde yineitiraz yok. Aksama
doğru Badegul ve Gülcan kalkarlar,yola düşerler. Yolda bastonları ile
yavaş yavaş yürürken aralarında şu konuşma geçer;

Badegul: ‘Kız Gülcan, gördün mü Songül’ü..! ! ! Ne kadar pinti olmuş. Bize bir kahve bile ikram etmedi’

Gülcan: ‘Kiizzz Songül’ü ne zaman gördün? ?

Hüzün

Ocak 26, 2007

af9570caedae2b1a69d005e0fc8a7ab31.jpg    

  ey gecelerimin sultanı sevgilim

  sabah güneşi seninle beraber doğuyor

        akşam güneşi seninle batıyor

                güneş aya bırakınca seni,

      artık uzun gecenin yalnızlığında

                    bir yığın hüzünle birlikte

seninle başbaşa,seninle hayallerdeyim

                                       feridun erdoğan

Başkasını sevmedim…

Ocak 26, 2007

image0011.gif      

      bir sonbahar akşamıydı 

   sana sevdiğimi söylediğim

          yağmurlar şahidimdir

senden başkasını sevmedim

                     feridun erdoğan

Buralarda duramam..

Ocak 26, 2007

yagmur056_gulll.gif

ayrılmış olacaksak 

hiç yoktan sebepsiz

bu şehirde ikimiz

kal desende kalamam

sensiz nefes alamam

şehir bana dar gelir

sensiz ayrı bu şehirde

sen bensiz.ben sensiz

yokluğuna dayanamam

sensiz şehir dar gelir.

Feridun Erdoğan

SAYGI

Ocak 25, 2007

 Image hosted at bigoo

Dolu başak eğilirmiş,

Sen eğilmedin ki.

Biraz ukala,biraz küstah,

Saygı nedir bilmedin ki,

Şişirilmiş balon gibi,

Havalanma sakın öyle,

Bir iğneye bakar havan.

Saygı nedir bilmedin ki.

Olduğun gibimisin,

Olmak istediğin gibi mi,

Gerçek sen hangisi

Bunu anlamadım ki.

Havalanıp durma öyle,

Onunda bir sonu vardır.

Tepetaklak geliverirsin.

Saygı nedir bilmedin ki.

Nuran Ayan

Image hosted at bigoo