Archive for Aralık 2006

İNTERNETTE BİLMEDİĞİNİZ LİNKLERE TIKLARSANIZ.

Aralık 31, 2006

İnternette bilmediğiniz linklere tıklarsanız başınızı belaya sokabilirsiniz.

İnternette kendi halinizde dolaşıp keyifli vakit geçirmek için oyun veya fal içerikli sayfalar ararken birdenbire kendinizi pornografik sayfaların içinde bulabilirsiniz. Normal içerikli web sitelerinin içinde birçok pornografik link gizlenmiş durumda.

Önce isim sonra alan

İnternet sitesinden porno yayını yapan onlarca web sitesine link vererek site sahibine para kazandıran sistem şöyle işliyor: Domain satışı yapan sitelerden kullanılmak istenen adres 6 ila 12 dolar arasında değişen fiyatlarla satın alınıyor. Daha sonra site için bir hosting firmasından ücret karşılığı alan bulunuyor. Satın alınan alanın büyüklüğü, hızı ve server desteğine göre hosting ücreti değişiyor. Site internet üzerinden yayın yapmaya başlamasıyla birlikte yahoo, google gibi arama motorlarına kaydediliyor ve başka firmaların banner’larını yayımlayarak tıklama başına ücret alıyor. Bu banner’lar arasında zaman zaman pornografik içerikli siteler de bulunuyor.

Porno yayını yapan bazı siteler kendi adreslerinin linklerini fal, oyun, müzik ve arkadaşlık içerikli sitelere gizli veya açık bir şekilde koyarak, kullanıcıları porno içerikli adreslere yönlendiriyor. Bu sitelerde dolaşan vatandaşlar oyun sitesinin veya manken resimlerinin linkine tıkladığını zannedip bir anda çocuk pornosu yayını yapan bir siteye yönlendiriliyor. Açılan pornografik siteler çoğu zaman ücretli oluyor.

İndirmeye göre ücret

Bu yönlendirmeler sonucunda taşeron site tıklama başına ortalama 20 kuruşluk bir reklam payı alıyor Bu pay günlük olarak aynı IP numarasından sadece tek giriş için geçerli oluyor. Yönlendirme trafiğinin yoğun olması durumunda reklam payı tıklama başına 50 kuruşa kadar yükselebiliyor. Yönlendirme yapılan porno sitelerde genellikle kredi kartı hesap numarasıyla üye olunan ve indirilen video boyutuna göre ücret alınıyor.

Genellikle yüksek meblağlar ödenen bu sitelerin arasında üç aylığı dokuz dolara kadar inebilen siteler de olabiliyor. İndirme ücretlerini kredi kartıyla çok rahat bir şekilde çeken siteler çoğu zaman kredi kartlarındaki hesap özetlerine verilen hizmetin cinsini farklı olarak geçiriyor.

* * *

Korunma için ne yapmalı?

Porno sitelere yönlendirmeden korunma yöntemlerinden biri filtre programı kullanmak. Filtreleme programının satış sorumlusu elektronik mühendisi Selçuk Kaçer bu tip yönlendirmeler yüzünden birçok masum vatandaşın polis tarafından takibe alındığını belirterek şöyle konuşuyor: ‘Filtre programı açılan sayfalarda tarama yaparak uygunsuz sayfalara erişimi direkt olarak kesiyor. Kendi programımızda 40 binin üzerinde site engellenmiş durumda. Bunun yanında programdaki kelime filtresi açılan sayfada ‘porno’, ‘sex’ gibi istenmeyen kelimeler bulduğunda siteye ulaşımı engelliyor. Program tek defaya mahsus olmak üzere 25 YTL’ye satılıyor. İsteyen daha sonra ücretsiz olarak programın güncellemelerini yapabiliyor. Filtre programının yanı sıra pop-up (kullanıcının isteği dışında açılan yeni pencereler) açılımını engelleyen, ‘mozilla firefox’ gibi browserları kullanmak ve çocukların girdiği web sitelerini düzenli olarak denetmek de faydalı mücadele yöntemleri. Tabii ki en önemli korunma yolu şüpheli görünün linklere hiç tıklamamak. Çünkü bu tip sitelerden hiçbir şey indirmeden sadece dolaşılsa dahi, virüs, spy gibi zararlı yazılımlar bilgisayarınıza bulaşabiliyor.’

Radikal

BİR ŞİİR VE HİKAYESİ(MELİH BAKİ)

Aralık 31, 2006

BİR ŞİİR VE HİKAYESİ (MELİH BAKİ)

HAYDİ ABBAS VAKIT TAMAM

Haydi Abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalp ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber sal çıksın bu gece;
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumana,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş’ta;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

C.Sıtkı TARANCI

Bu güzel şiirin öyküsü:
Cahit sıtkı..Beşiktaşta lisede yatılı okurken..hafta sonları dışarı çıkılırdı..Akşam dışarı çıkanlar bir birlerine anlatırlardı..kimle buluştukları..ne yaptıkları..Ama Sevgili Cahit Sıtkının hİç anlatacağı kız arkadaşı veya sevgilisi yok..herkes anlatığında birde cahit sıtkı tarancıya sorarlardı..cahit sen ne yaptın..Bir gün akşam vakti Okula dönerken(Kabataş lisesi) Ünlü ŞAİR yolda düşmüş güzel bir bayanın fotografını bulur..Alır ve doğru beyoğluna gider..Oturur..kendi kendine bu güzel bayanın dilinden mektup yazar..fotografı da mektubun içine koyarak kendi kendine okula postalar..Bir iki gün sonra postacı geldiğinde Mektupları bırakırken bağırırlar CAHİT mektubun var..Cahit alır mektubu..yatakhanede açar..vakit akşamdır..Ve herkese yüksek sesle okur..Fotogarafıda arkadaşlarına gösterek mağrur bir şekilde hava atar.. Her ahfata bu mektup yazma işini devam ettirir..Cahit Sıtkı bu arada boş durmaz..o zaman bu kadar nufüsa sahip olmayan istanbulda bu kızı arar..Bulur..Kız Bir Albayın kızı ve evlenmiş çoluk çocuğa karışmıştır.Gün gelir Büyük Şair başka bir kızla evlenir..ama kendi kendine yarattığı bu büyük aşkı hiç unutmaz..Bir pazar günü evinde şair isyan edip bu şiiri yazar..Şairlerin yüreklerinde bazen böyle büyük aşklar saklanır..
 

GÜL YAPRAĞI

Aralık 31, 2006

Gül Yaprağı

Uzakdoğu’da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi.
Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu.
Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki budist, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan
sonra söz’süz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu.
Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı.
Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yabancı tapınağın bahçesine döndü, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı.
Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı.
İçerideki budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir
gül yaprağına her zaman yer vardı.
 

BÜYÜKLERDEN BÜYÜK SÖZLER

Aralık 31, 2006

Büyüklerden büyük sözler.
Birileri birşeyler demiş…!

Meşhur bir filozofa:
– Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar
fakirsiniz? diye sorulduğunda:
– Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan, demiş.

Dostlarından biri, Fransız kralı 15. Lui’ ye:
– Majesteleri, demiş. Akıl vergisi almayı hiç düşündünüz mü?
Hiç kimse budalalığı kabul etmeyeceğine göre, herkes böyle bir
vergiyi seve seve öder. Kral, alaylı alaylı gülerek:
– Hakikaten enteresan bir fikir, cevabını vermiş.
Bu buluşunuza karşılık, sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum.

Fransa hükümet ricalinden biri Napolyon’u bir muharebede
tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek:
– Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini
zapdetmeliydiniz, gibi fikirler belirtmeye başlayınca, Napolyon:
– Evet, demiş. Onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım.

Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı
yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:
– Sen sır saklamayı bilir misin? diye sormuş. Vezir:
– Evet hünkarım, bilirim dediğinde, Yavuz cevabı yapıştırmış:
– Ben de bilirim.

Sultan Alparslan 27 bin askeriyle bizans topraklarında ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla:
– 300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor, der.
Alparslan hiç önemsemeyerek şöyle der:
– Biz de onlara yaklaşıyoruz.

Bir filozofa sormuşlar: Şansa inanır mısınız?
Filozof:
Evet, yoksa sevmediğim insanların başarısını neyle açıklardım.

HAYATI ISKALAMA LÜKSÜN YOK SENİN

Aralık 31, 2006

 : resimli siirler

HAYATI ISKALAMA LÜKSÜN YOK SENİN!

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına
inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat
olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve
yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme
yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya
hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan ‘Bu kuşun kanadı
neden beyaz değil? ‘ diye bir soruyla bile
karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin.
Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her
zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi
halin cezanda indirim sağlamaz.

Sen, ‘Ama senin için şunu yaptım’ derken o, ‘şunu
yapmadın’ diye cevap verecektir. Ve ne söylesen
karşılığında mutlaka başka bir iddiayla
karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması
gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın,
güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
‘Peki o ne yaptı’ deme. Herkes kendinden sorumludur
aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine
engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik
yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak
için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?
Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o
lüksü sonuna kadar yaşasın.

Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. ‘Acılara tutunarak’
yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani,
yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu
hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki…. Epeydir
eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken
de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin
sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif
verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında.
Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de
cabası….

Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun
asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip
de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın
sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter
ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda
duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o
zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler
değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini…

NAZIM HİKMET

İSTANBUL

Aralık 31, 2006

İSTANBUL

Evin içinde bir oda, odada İSTANBUL
Odanın içinde bir ayna, aynada İSTANBUL
Adam sigarasını yaktı, bir İSTANBUL dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada İSTANBUL
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada İSTANBUL
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede İSTANBUL, masada İSTANBUL
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İSTANBUL
İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada İstanbul.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Hiç merak ettiniz mi? Kalp niye solda.

Aralık 31, 2006

Hiç merak ettiniz mi kalp niye solda
Vücudumuzun içinde her şey çok farklı: Kalp, dalak ve pankreas solda, safra kesesi ve karaciğer sağda… Peki neden kalp sağda değilde solda? İşte cevap:

Hatta akciğer gibi çift organlar da sağ ile sol arasında morfolojik farklılıklar sergilerler: Sağ akciğer için üç lob ve sol için de iki lob. Bağırsaklar da sürekli aynı yönde dolandığından yanaldır.

Peki nasıl oluyor da, başlangıçta bütünüyle simetrik olan embriyo sağı soldan ayırıp organlarını yanlamasına dizebiliyor?

Bilim adamları uzun zamandır bu sırrı çözmeye çalışıyorlardı. Nihayet amaçlarına ulaştılar. Son yıllarda, bu organizasyonun, embriyonun birkaç hücresinin yüzeyindeki küçük kirpikler tarafından gerçekleştirilen rotasyon hareketlerinin sonucu olduğunu belirlediler.

Kararlı bir rotasyon

Nice Sophia Üniversitesi’nde gelişim biyolojisi ve kanser araştırma, işaretleme enstitüsünü yöneten Stephane Noselli, 2004 yılından beri yapılan araştırmaların, simetriyi kıran bir yapı olarak kirpiklerin rolünü gittikçe daha fazla kanıtladığına dikkat çekiyor.

Her şey ‘düğüm’le başlıyor

Her şey otuz yıl kadar önce, Kartagener sendromu olarak bilinen, ender rastlanan genetik bir hastalığa yakalanan kişilerin incelenmesiyle başladı.
Son on yılda fareler üzerinde yapılan sayısız araştırma ve özellikle de, aynı zamanda hem kirpikleri hem de iç asimetriyi etkileyen mutasyonların incelenmesi bu asimetrinin nerede başladığının keşfedilmesini sağladı.

Her şey ‘düğüm’ düzeyinde başlıyor. Bu düğüm, gastrülasyon olarak adlandırılan, embriyonun gelişiminin erken bir evresinde (2. hafta) , ventral kutupta oluşan geçici, küçük bir çöküntü.

Bu aşamada, embriyo hala tam olarak simetriktir ve sırtın, karnın, başın ve ayakların neye dönüşeceğine karar vermiştir. Bu düğüm, her biri birer kirpikle donanmış, son derece sıkışık 200 ila 300 hücreden oluşur.

Gizemli sinyal

Ancak 1998 yılında Hirokawa ekibinden Shigenori Nonaka video-mikroskopi sayesinde bunun herhangi bir kirpik olmadığını belirledi. Nedeni ise, organizmamızın önden arkaya doğru açılıp kapanan klasik kirpiklerinin (iç kulak, solunum mukozaları) tersine, düğüm kirpiklerinin moleküler yapıları nedeniyle, saatin akrep ve yelkovanı doğrultusunda dönmeleridir.

Shigenori Nonaka embriyonun simetrisini bu hareketin bozup bozmadığını anlamak amacıyla düğümü yıkayan embriyon dışı sıvıya floresan bilyeler ekleyip kımıldamalarını seyretti. Hepsi aynı doğrultuda, sola doğru hareket ediyordu. Bu ilginç fenomen bilim adamları tarafından ‘düğümlü akım’ olarak adlandırıldı.
Bu akım oldukça belirleyiciydi. Kirpiklerin dönerken meydana getirdikleri bu akım embriyoyu asimetrik kılmak amacıyla soluna gizemli bir sinyal gönderiyordu.

Peki ama niye sol?

Bununla birlikte ufak bir sorun söz konusu: Bir rotasyon hareketinin bir tarafta akım yaratırken diğer tarafta yaratmaması için hiçbir neden yok.
Nobutaka Hirokawa’nın ekibi geçen yıl ultra hızlı bir kamera sayesinde bu baş ağrıtan soruyu cevaplamayı başardı. Rotasyon eksenini üç boyutlu inceleyen ekip, bunun embriyonun 40 derece arkasına yönelmiş olduğunu belirledi.

Kirpikler embriyonun iç simetrisini nasıl kırıyorlar?

Embriyon gelişiminin ilk iki haftasında tamamen simetriktir. Simetri kırılması embriyonun yüzeyindeki çukur olan ventral düğümde meydana gelir. Bu düğüm kirpikli hücrelerden oluşmuştur. Bu kirpikler sıvıyı karıştırıp embriyonun soluna iterek morfojen moleküllerin konsantrasyonunu sağlarlar.

1. Kabarcıklar meydana gelir. Düğümün hücreleri organların konumunda rol oynayan morfojen kabarcıkları serbest bırakırlar.
2. Kirpikler harekete geçer. Bir saatin akrep ve yelkovanı doğrultusunda dönen kirpikler kabarcıkları sola doğru iterler.
3. Kabarcıklar solda birikir. Kabarcıklar solda birikerek kirpiklerin karşısında patlar ve morfojenleri salıverir.
4. Simetri kırılır

Morfojenler hücre içinde asimetriye yol açan bir dizi olayı tetiklerler
Başka bir deyişle, kirpik eğer embriyo yüzeyinden uzakta dikilmişse etkili bir harekete yol açıyor; düğümün hücrelerine sürtündüğünde ise, etkisiz bir hareket oluşturuyor. Sonuçta da, embriyonun soluna doğru, sağdakine kıyasla çok daha önemli bir akım oluşuyor. Peki tüm bunlar asimetriyi açıklıyor mu?
Bu akımın organların yanlamasına sıralanmasını nasıl gerçekleştirdiği tam olarak bilinmediği için bu soruya kesin bir evet yanıtı verilemiyor.

İki model

Ancak yine bu konuda da son sözü 2005 yılında Nobutaka Hirokawa söyledi. Japon araştırmacı kirpikli hücreleri inceleyebilmek amacıyla bunları hücre zarının lipitlerine bağlanan floresan bir maddeyle belirginleştirdi.
Kendisi araştırmalarıyla ilgili şu açıklamalarda bulunuyor: ‘Sadece düğüm hücrelerini incelemeyi düşünürken, o zamana kadar bilinmeyen bir madde olan, çapları 0.3 ila 5 mikrometre arasında değişen ve sola düğüm akımıyla iletilen küçük kabarcıklar belirledik.’

Hirokawa bunları NVP (Düğüm kabarcık parçacıkları) olarak adlandırıyor. Bu keşif tam da, düğüm akışının asimetriyi nasıl tetiklediğini açıklamak için iki modelin çarpıştığı bir döneme denk geldi.

Birinci senaryoya göre, bu akım düğümün çevresindeki kirpikler tarafından tamamen mekanik bir şekilde hissediliyor. İkinci model ise, bu akımın o zamana kadar bilinmeyen morfojen (canlılarda dış şekillerin oluşumu.) molekülleri embriyonun solunda topladığını öngörüyor.

Morfojen hipotezi

Nobutaka Hirokawa, keşfettikleri düğüm kabarcık parçacıklarının morfojen molekül hipotezini güçlendirdiğini belirtiyor. Hirokawa’ya göre, düğümün her bölgesinden yayılan bu kabarcıklar daha sonra düğüm akımı tarafından embriyonun sol tarafına taşınıyorlar.

Burada da patlayıp içlerindeki Sonic Hedgehog ve retinoik asit moleküllerini salıveriyorlar. Bu ikisi de organların asimetrik sıralanmasında rol oynuyor.
Bu moleküller hücre içi kalsiyum düzeyini yükseltirken, bunu genlerin asimetrik aktivasyonu izliyor. Embriyonun organojenez olarak adlandırılan (5-8 hafta) gelişim sürecinde bu genlerin ürünleri organların yerleşimini belirliyorlar.
Nobutaka Hirokawa, memelilerdeki asimetrinin sayısız hücre sürecinin koordinasyonunun iyi bir örneğini oluşturduğunu kaydediyor.

Böylece göz açıp kapayıncaya kadar geçen sürede, kirpikler kalbi sola yerleştiriyor. Daha sonra diğer kilit işlevleri yerine getirmek üzere başka kirpikler devreye giriyor. Bu işlevler, nöronlara yer değiştirtmek, solunum yollarını artıklardan temizlemek ve spermlerin devinimini sağlamak olarak sıralanabilir.

Hürriyet

Dolandırıcılar cebe dadandı.

Aralık 31, 2006

Dolandırıcılar cebe dadandı, tuzak mesajla ‘cep’ten kontör çalıyorlar
Dolandırıcılar ‘cep’e dadandı. Logo veya melodi hattına istedikleri numarayı abone yapıyor, ardından mesaj atıyorlar. Mesajı okuyan, farkına varmadan ya 40 kontörden oluyor ya da faturasına 3 YTL ekleniyor. GSM operatörleri ise sorumluluk kabul etmiyor.

Bilişim sektöründe, internet üzerinden banka hesaplarının boşaltıldığı dolandırıcılık yöntemine bir yenisi daha eklendi. Dolandırıcılar rotayı şimdi de cep telefonlarına çevirdi. Tuzak melodi ve logo mesajları gönderen korsan şirketler, abonelerin bilgisi olmadan faturalarının kabarmasına yol açıyor. Birçok cep telefonu kullanıcısı herhangi bir sözleşme imzalamadığı halde, farkına varmadan, ‘tuzak mesajlarla’ bu sitelere abone yapılıyor. Cep telefonu kullanıcılarına atılan mesajlar abone tarafından okunduğunda kontörlü hatlarda 40 kontör giderken, faturalı hatlarda mesajın okunması ile birlikte üyelik gerçekleşmiş oluyor. Kabul etmese dahi logo melodi servisi, 3 lira 177 YKr ve KDV ücreti kesiyor. Cep telefonu operatörleri de, farkında olmadan 3 günde bir bu parayı ilgili aboneye faturalandırıyor. Bu konuda tüketici derneklerine her gün onlarca şikayet ulaşıyor. Ancak bilişim sektöründeki dolandırıcılık yöntemleri konusunda yeterli bilgiye sahip olunmadığı için, bu türden sahtekârlıklar kamuoyunun gündemine getirilmiyor. Uzmanlar kaynağı belirsiz mesajlar konusunda vatandaşların dikkatli olmasını isterken, ‘evet’ veya ‘hayır’ şıklarının bulunduğu mesajların mutlaka reddedilmesi gerektiğini belirtiyor.

Benzer şikayetlerin kendilerine de ulaştığını kaydeden GSM operatörleri ise sorumluluk kabul etmiyor. Konunun kendileriyle ilgili olmadığını vurgulayan şirket yöneticileri, tanıtım ve bilgilendirme amaçlı firmalara sadece toplu SMS sattıklarının altını çiziyor.

Türkiye’deki yaklaşık 40 milyon cep telefonu kullanıcısından biri olan Turkcell abonesi M.P., kendisine bilmediği bir siteden mesaj geldiğini belirterek, ‘Mesajın ne olduğunu bilmeden reddettim. Ancak cep telefonum kilitlendi.’ diyor. Bunun üzerine ancak bataryasını çıkararak telefonunu tekrar çalıştırabilen M.P.’ye, bu olayın ardından yüklü bir fatura gelmiş. Fatura detaylarını kontrol ettiğinde ise her gün günde bir Cep Master sitesine mesaj attığını görmüş. ‘Torunumun oyun oynadığını düşündüğüm için ilk önceleri kabarık faturayı dikkate almadım.’ diyen M.P., geçen ay cep telefonu ile görüşme yapmadığı halde yüksek fatura gelince müşteri hizmetlerini arıyor. Kendisine, Cep Master diye bir siteye üye olduğu belirtilerek, iptal ettirmesi için bir telefon numarası veriliyor. Söz konusu numarayı arayarak ne zaman abone olduğunu bilmediği üyeliği iptal ettiriyor.

‘Paramı kimden alacağım? ‘

Fakat her cep telefonu kullanıcısı M.P. kadar şanslı değil. İnternet ortamında araştırma yaparken farkında olmadan Vibramobil servisine üye olan bir başka kullanıcı ise faturasını incelediğinde şoke oluyor. Söz konusu şirkete ait ve her biri 3 YTL civarında 5 mesaj gönderdiğini fark eden abone, mesajları kabul etmediği halde bu tuzağın içine düşmüş olmaktan rahatsız. Konuyu Turkcell’in müşteri hizmetlerine taşıyan kullanıcıya verilen telefon numarası ise defalarca aramasına rağmen meşgul çıkıyor. Konuyla ilgili suç duyurusunda bulunmaya karar veren mağdur abone, yetkililerden şikayetçi: ‘GSM operatörleri bu türden sitelere servis sağlayıcılığı yaptığı için suç işlemiş sayılmıyor mu? Haksız yere benden kesilen paraları kimden alacağımı bilmiyorum. En büyük sorunumuz muhatap bulamamak. Benim gibi yığınla şikayetçi var. Kimi uğraşmak istemiyor, kimisi ise farkında bile değil. Ayrıntılı fatura almayan ve yanlışlıkla bu sitelere abone olan birçok kişinin üzerinden paralar kesiliyor. Yaşadığımız mağduriyet başlıbaşına dolandırıcılıktır.’

Veysel Bozkurt isimli bir hazır kart abonesinin başına gelen benzer hadise de kontörlü hatlardaki dolandırıcılığı ortaya koyuyor. Dito mito denen bir siteden kendine mesaj atıldığını ve bu mesajı okuduğu anda 40 kontörünün gittiğini anlatan Bozkurt, olayı arkadaşlarıyla paylaştığında birçok kişinin aynı durumda olduğunu anlıyor. Bozkurt, ‘Bir mesaj geldiği zaman bunu okumadan anlayamazsınız. Ben de mesajı okuduğum anda kontörlerim gitti. Arkadaşlarım bu durumu önlemek için cep telefonunun mesaj servisinde ayar yapmamı tavsiye etti.’ diyor. Avea’nın 551 907**** numaralı müşterisi ‘Viıbramobıle popweb’ şirketine bir ay içinde 150 kontör kaptırdı. Karşılığında ne hizmeti aldığını bile bilmeyen abone, araştırdığı zaman her hafta 48 kontörünün kesileceğini öğreniyor. İptal için ‘popweb iptal’ yazıp 3033’e gönderiyor. Avea müşteri hizmetlerini aradığında şirketin yan kuruluşu olduğunu öğreniyor. GSM şirketi tarafından verilen numarayı aradığında karşısına çıkan müşteri hizmetleri yetkilisinin kendisine nezaketsizçe davrandığını ifade ediyor. Nereye ve nasıl başvuracağını bilmeyen abonelerin çoğu ya hattını kapatıyor ya da yüksek faturaları ödemeye devam ediyor.

Konunun kendilerine ulaşması üzerine bir açıklama yapan Turkcell İletişim Koordinatörü Filiz Karagün, GSM operatörleri olarak, tanıtım ve bilgilendirme amaçlı firmalara sadece toplu SMS sattıklarını belirtiyor. Mobil mecrayı kullanarak tanıtım yapmak isteyen firmaların, mesaj gönderecekleri numaraları kendilerinin belirlediğini belirten Karagün, bu numaralara mesajlar gönderildiğini belirtiyor. ‘Abonelerin SMS ile tanıtılan herhangi bir servise abone olabilmeleri, ancak kendilerine gelen mesajlara kısa mesaj ile ‘evet’ cevabı vermeleri ile mümkün olmaktadır.’ diyen Karagün, bu aboneliklerin haftalık olduğunu kaydediyor. Üyeliğin iptal edilmemesi durumunda servis sağlayıcısı firma tarafından otomatik olarak her hafta yenileniyor. Oyun ve melodi aboneliği, her hafta için servis başına 25 SMS/50 kontör olarak ücretlendiriliyor. Ayrıca indirilen her melodi için 2 SMS/4 kontör ödeniyor.

KUTLAMA

Aralık 31, 2006

atbafa13_t.jpgHEPİMİZİN KURBAN BAYRAMI VE YENİ YILINI KUTLAR,SAĞLIK,SIHHAT,MUTLULUK,BARIŞ VE HOŞGÖRÜ DOLU NİCE YENİ YILLAR VE BAYRAMLAR DİLERİM. SAYGI VE SEVGİLERİMLE.

 NURAN AYAN

Bir Elimden Babam Tutsun….!***

Aralık 31, 2006

Bir Elimden Babam Tutsun…! ***

Nasılda geçmiş geçmez dediğimiz zamanlar,
Nasılda büyümüşüz farkına bile varmadan….
Nasıl……..

Aynalar aynı ayna,
Ama gel gör ki,
Bakışlarımız değişmiş….
Siyahlar yorgun düşmüş
Beyazlarla olan kavgalarında,

Ve ilk kez beyazlar galip gelmiş
Yenilmem dediğin bu savaşta…..

Bazen düşünüp durduğum o an var ya hani,
*Ne çokta benziyorum git gide Baba’ma* dediğim
Ve derin bir iç çektiğim…..
Sanki boğazımı sıkıyorlar,
Sanki üstüme üstü’me geliyor bu dünya…..

O an gözlerimde babamın gözleri
Başımı okşayıp duran nurlu bir dokunuş,
Tenimi yakan bir sıcaklık….

Dokunma..
Ağlasın gözlerim ağlayabildiği kadar
Kime ne?
Gel yalvarırım gel artık,
Bir elimden babam tutsun,
Bir elimden sen tut Anne…

El yarası geçiyor da,
Dil yarası geçmiyor işte….

Ne yaparsan yap olmuyor..
Hamurumdan mı, suyundan mı,
Bu sus pusluğum…
Dişlerimi sıkıyorum bazen kahrımdan
Bazen yumrukluyorum sağır dilsiz duvarları….

Elimdeki kınalarım çoktan çıktı,
Kurban ederken yaktığın ellerime….
Sabır çekiyorum bazen
Babamdan gördüğüm….
Bazen tövbe tövbe diyorum….
Geçiyor mu diyorsun
Geçmiyor…
Geçmiyor, ama ahvalim
İşte böyle…

Alışmak her şeye, evet,
Alışmak hayır biliyor musun
Hasretine…..

Gel artık gel diyorum,
Bir elimden babam tutsun,
Bir elimden sen tut Anne…

Dünya bu dünya değildi bir zamanlar
Ben, bu ben değildim
Adım gibi biliyorum….

Buğulanan camları yeniden siliyorum
Her sabah….
Görebilmek adına o güzelim dünyayı,
Bir başka renk arıyor gözlerim,
Gel gör ki hep siyaha tutsak
Hep siyaha mecbur
Hep siteme dair sözlerim…..

Sevenler sevmiyor artık….
Meleşmiyor eskisi gibi kuzular,
Ne dağda kardelenler kaldı,
Nede beraber topladığımız çiğdemler…
Kışın karlar da beyaz yağmıyor artık,
Biliyor musun…..
Biliyor musun yağmurlar ıslatmıyor,

Korkuyorum…
Korkuyorum ne yapsam da….
Muhtacım şimdi
Anla beni ne olur,
Muhtacım bir sözüne….
Ne olursun duy beni
Duy artık….
Bir elimden babam tutsun,
Bir elimden sen tut Anne…

Ali ALTINLI