Archive for Kasım 2006

Bu böyle gitmeyecek

Kasım 28, 2006

Başlamalı bir yerlerden,başlamalı unutmak için

Sevdiğim  şiirleri yok etmeli  önce

Sonra resimlerini , gülen gözlerini gözlerimden,

 Başlamalı bir yerlerden, sevdiğin şarkıları silmeli

Adını çıkarmalı telefon defterinden

Konuştuğun arkadaşları aramamalı bir süre

 Şarkı,şiir dinlememeli

Nefes almamalı bir süre,

Unutmalı………

Reklamlar

Bazen

Kasım 26, 2006

4 yıl acı tatlı 4 yıl diye düşündü.Nilgün bir devlet dairesinde çalışıyordu. Servisindeki arkadşlarına baktı.Buraya geldiği ilk günleri düşündü.Kendini kabul ettirebilmesi için bayağı bir süre geçmişti.Beni tanımaları uzun sürdü diye gülümsedi.Çoğunluğu çok eski arkadaş idi.Arkadaşlıkları okul yıllarına dayanıyordu.Bugüne kadar aralarına kimseyi kabul etmemişlerdi,bunu daha sonra yine kendilerinden öğrendi,Nilgün.Belliki beni İstanbul’dan gelmiş,kendini beğenmiş biri olarak görüyorlardı,bunu hiç bir zaman açıkça söylemediler ama öyleydi galiba. Nilgün de onların guruplaşmasına ses çıkarmıyor,ilgilenmiyor,yada öyle görünüyordu… Öğlen tatillerinde yalnız kalıyordu ama bu şehri tanımak için tek başına dolaşıyordu.Daireye geldiğinde yine hepsi aynı şekilde ilgilenmiyor gözüküyorlardı ama hakkımda konuştuklarına emindim.diye düşündü Nilgün.Benim sabrımı denemek istiyorlardı belkide çünkü ufak tefek önemsiz işleride yaptırmaya çalışıyorlardı,bende öğrenmek adına sesimi çıkarmadan yapıyordum.Bir süre olayları akışına bıraktı…. İzliyordu Nilgün,şimdilik. Zerrin diğerlerine nazaran daha hassas biriydi.Evli l oğlu vardı. Oğluna adeta tapıyordu.Bunu oğluna devamlı aldığı oyunlardan anlamıştı.O gün yine oğluna çok güzel bir araba almıştı…. Dayanamadım. Çok güzel oğlun çok sevinecek..Zerrin dedim.Gülümsedi.Ama o bile arkadaşlarından çekiniyordu, hissettim. uzaklaştım yanından.Benimle konuştuğu için zor durumda kalmasın diye.Neden bu şekilde davranıyorlardı,bu kadar zormuydu yeni birini aralarına almak. Birgün…Servisteki 2 arkadaşın dışarı çıkması gerekiyordu.Aralarında konuşurlarken duymuştum.Müdür Muavininden izin almadan gidip geleceklerdi.Onlar henüz çıkmıştı ki,Müdür Muavini servise gelmişti.Ve tesadüf bana sormuştu.Giden Arkadaşları.Bir an ne diyeceğimi bilememiştim.Arşivde diye söyleyivermiştim.Çağır o zaman onları bana demişti.Ne yapacaktım şimdi.Mecburen arşive indim.Orada olmadıklarını söyledim.Geldiklerinde bana gelsinler… tamam diyebilmiştim.

Yarım saat sonra arkadaşlar geldiğinde durumu anlatmıştım.Meğer Müdür Muavini onları çıkarken görmüş,bunu arkadaşlardan öğrendim.Onlara kızmıştı,tabii.Sonrada bu olay bizi birleştirdi.Ayrılmaz bir bütün olduk adeta.Aileden ileriydik.Acı,tatlı bir çok olay yaşadık birlikte.Ortak özelliğimiz zor arkadaş seçiyorduk,seçtiğimizdede bırakmıyorduk.Darıldığımız günlerde bile arkadaştık. 

Sonra bana ilk yakınlık gösteren Zerrin Arkadaşımızın hastalığı.Yoğun bakımda olduğu dönemlerde,hastane koridorlarında,bekleme salonlarında geçen günlerimiz bizi daha da birbirimize bağladı.O hastanede yattığı dönemde ailesinin en yakın yardımcıları yine bizdik.Sonra o gün,Zerrin Arkadaşımız yenildi,hastalığına.Bırakıp gitmişti bizi,oğlunu eşini bırakıp. Ertesi gün Arkadaşımızı son defa dairenin önüne getireceklerdi, Müdür Muavinimiz,Nilgün haydi Arkadaşını alıp gelelim,dedi. O nu alıp daireye getirişimiz. Sonra bütün Arkadaşlarımızın helalleşmesi….Artık ayakta duracak halimiz kalmamıştı.Ona son kez veda ettik.

Sonra servisimizdeki diğer arkadaşlar,sanki nazara gelmiştik.Hepimizin başına birşeyler geliyordu.En son Neriman’ın eşi bir kazada vefak etmişti.Yeni evliydi.Teselli etmenin imkanı yoktu,Arkadaşımızı.Onunla ilgilendiğimiz dönemde,yine bir arkadaşımız kaza geçirmiş,çocuğuna hastanede sıra ile yine bizler bakmaya başladık derken benim kayınpederimin vefat etmesi.Artık kararımı vermiştim.Kaçıp gidecektim.Başka bir daireye tayin dilekçemi verdim.Öylede yaptım.Kaçtım. Ama kendimden yaşadıklarımdan kaçamamıştı.Arkadaşlık bazen kaçmaktır.Sevdiğin,çok sevdiğin arkadaşların için bir şey yapamıyorsan,bazen kaçmak gerekebilir.Bende öyle yapmıştım.

Ömer Hayyam

Kasım 25, 2006

RÜBAİ (25667 Hit)

Dünyada akla değer veren yok madem,
Aklı az olanın parası çok madem,
Getir şu şarabı, alın aklımızı:
Belki böyle beğenir bizi el alem!

 ÖMER HAYYAM
RÜBAİ (14449 Hit)

Sevgiyle yuğrulmamışsa yüreğin
Tekkede, manastırda eremezsin.
Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada
Cennetin, cehennemin üstündesin.

 ÖMER HAYYAM
 RÜBAİ (13547 Hit)

Ömür defterinden bir fal açtım gönlümce;
Halden anlar bir dost gelip falı görünce:
Ne mutlu sana, dedi; daha ne istersin:
Ay gibi bir sevgili, yıl gibi bir gece.

 ÖMER HAYYAM
İnsan yiyeceksiz, giyeceksiz edemez:
Bunlar için didinmene bir şey denmez.
Ondan ötesi ha olmuş, ha olmamış:
Bu güzelim ömrünü satmaya değmez.

 ÖMER HAYYAM

RÜBAİ (14764 Hit)

Neylesem bu benim iç kavgalarımla?
Pişmanlığım, kendime düşmanlığımla?
Sen bağışlasan da ben yerim kendimi:
Neylesem bu yüzkaram, bu utancımla?

 ÖMER HAYYAM

Gazi Paşa’yı Görmek İsteyen Nine

Kasım 22, 2006

Gazi Çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rasladık.
Atatürk attan inerek bu ihiyar kadının yanına sokuldu.
-Merhaba nine
Kadın Ata’nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
-Merhaba dedi.
-Nereden gelip nereye gidiyorsun? Kadın şöyle bir duralayıp,
-Neden sordun ki, dedi. Buraların sabısı mısın? Yoksa bekçisi mi?
Paşa gülümsedi.
-Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır.
Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın başını salladı.
Tabii söyleyeceğim, ben Sincan’ın köylerindenim bey, otun güç bittiği,
atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindeyim. Bizim mıhtar bana bilet
aldı trene bindirdi, kodum Angara’ya geldim.
-Muhtar niçin Ankara’ya gönderdi seni?
-Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da….
Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez
görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi
Gazi Paşa. Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı
Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan
belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.
– Senin Gazi Paşa’dan başka bir isteğin var mı? Kadını
birden yüzü sertleşti.
– Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki… O bizim
vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin
mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde
şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun
sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol
paşam!
Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek.
Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de
Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver. Atatürk’ün gözleri dolu dolu
olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek,
-Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır… Benim
köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu. Attan indim. Yaşlı kadının elini
tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını
süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında
duruyor.
Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere
fırlatıp, Atatürk’ün ellerine sarıldı. Görülecek bir
manzaraydı bu. İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan,
ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü
atanın ellerini.
Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha
doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk’e
uzattı;
– Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa,
bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.
Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini
söyledi.
Sonrabirlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi;
“Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün.
Giderken de kendisine benim bütcemden üç inek verin armağanım
olsun.”

Tags: Atatürk

GİDİYORUM

Kasım 14, 2006

Seni bu şiire hapsedip gidiyorum,
Martılar kadar hür,deniz ortasında
Uçup gidiyorum süzülerek,dilimde sükut,
Büyüdüm ben bu aşk ile ,mağrur,yalnız…….
Gidiyorum,süzülerek sensiz yarınlara umutla,
Şiirde yazmak haram bana.
Kalemimin ucunda sen,Büyümüş,ruhsuz ben…
Sen senki,dünyanın merkezi,yanıldın sevgili,
Büyüttü bu aşk beni,yokluğunla,
Sende git artık kendi yoluna,
Gidiyorum,süzülerek kendi yoluma,
Şiirde yazmak haram bana……..
Sen varsın her yanımda,herşeyimde,bende….

Bitmedi bu sevdan

Kasım 13, 2006

Bitmedi bu sevdan,
Nefes alabilmek sensiz,bu kadar mı zor?
Niye çarpıyor yüreğim,gittin…..
Kal sende yalnız sevdalara.
Anlarsın bir gün sende yokluğunun acısını,
Çaresizliğin şiddetini,acımasızlığını,
Bitmedi bu sevdan,bitmedi
Sesini duymak bile acı veriyor şimdi…
Yetmiyorsun artık sen bile,
O kadar güçlü bu sevdan,
Canımsın,candan öte.

Toparlan Gidiyoruz.

Kasım 13, 2006

Toparlan gidiyoruz

Toparlan gidiyoruz
Bugünün gemisiyle
Dünün limanından
Yarınlara

Toparlan gidiyoruz.
Anıları al yanına
Mutlulukları bir valize
Hüzünleri başka bir valize
Sıkıca kapat ikisinide
Gidiyoruz.

Toparlan gidiyoruz
Birini al yanına
Adı dost olsun
Yolculukta sana
Yoldaş olsun
Arkadaş olsun
Sırdaş olsun
Ama ille de adam olsun.

Toparlan gidiyoruz
Bugünün gemisiyle yarınlara
Hiçbirşey alamasan da yanına
Bir tek umudunu unutma
Bugün yarına vardığında
Halatın olacak umudun unutma.

Toparlan gidiyoruz
Bugünün gemisiyle yarının limanlarına…..

Oya Özpoyraz

Ben Her Gözde Seni Arıyorum

Kasım 13, 2006

Ben her gözde seni arıyorum

yine bir bahar geldi sensizliğe inat
ve yine aşk havası soluyor yürekler
yakamozlara tutunuyor yeni sevdalar
ve yeni gönüllere akıyor
oysa ben birkez daha sensizim

ben hep karlı havalarda aşık oldum
ve ilk baharda sevdiğim tek sen vardın
şimdi ilk bahar geldi neden yoksun?

seni unutmam için mevsimleri üçe indirsinler
ağaçlar da çiçek açmasın
yeşil olmasın çimenler
ve gidişinin ezgisini çalmasın
hiçbir gitarın telleri

oysa ben
giderken bıraktığın gibiyim
tek fark
bir yudum içmesem dahi
her akşam masamda iki kadeh
bir şişe
senin hiç bilmeyeceğin halde
özenle duruyorlar önümde
birde
senin sevdiğin o kokulu mumlar yanıyor
köşedeki konsol üzerinde
seni hatırlatsınlar diye

ne çok sevmişim meğer seni,
vedasızca gidişinden beri
her gece sen kokan odamda
sensizliğe kahrederken
unutmak yerine
daha da işledin içime
ya sen nerdesin?
hiç geldim mi aklına?
bir kez olsun andın mı beni?
ve ağladın mı bir damla dahi olsa?
artık senle gittiğimiz hiçbir yere gitmiyorum
gidemiyorum
başka gözlerde sen hiç beni aradın mı be
ben her gözde seni arıyorum
ve her bulamadığım gözden
bir damla yaş çalıyorum.

seni bulamadığım her gözden
çaldığım yaşların hesabını veririm de
kaybolan yılların hesabını
ben kimden sorayım?

Galip Sinecikli

Hadi artık git.

Kasım 13, 2006

hadi artık git

kapatalım bir birimize bakan pencereleri

ve son sayı üç olsun

bir, iki,

dur az daha göreyim hilal kaşlarının karasını

ve gülü ver bana son kez

aklımda gül kokuşların kalsın

bu son veda öncesi

sen mutluluklara daha yakınsın

gidemem deme bana

acıtma içimin en hüzzam yerlerini

her şarkıda biraz acı vardır

ve her hikayede mutlak bir sancı

sen mutlu günlere gebesin

acılar bende kalsın

ve çekeyim onların sancılarını

şimdi git

bir, iki …

ama dur

son geceyi doyasıya yaşayalım istersen

sevişmemizde pencereden olsun

yüzümüze çöken hüzünlerin

saklanma vakti çekmecelere

giyin bana çıplaklığını

ve giriver koynuma

sol yanımdan

usulca

öp beni

ve şimdi git

bir, iki …

ama bekle az daha

bir ömre sığmayan sevgiyi

nasıl sığdırırız

birbirimizle geçmeyen vurgun anlara

daha ay ışı sonatını bile dinleyememişken

yıldızları nasıl söndürürüz

her şey olmak isterken

şimdi hiç mi olacağız

bakma hani mavişim dediğin gözlerime

ben kendim seçmiştim ya bu yalnızlığı

işte sana bu yüzden dön diyemedim

durma şimdi kapat pencereni

hadi

bir, iki …

şimdi üç diye kim söyleyecek

hangimiz yüreğini salık verip bir firara

sihir gibi çöken bir geceye

yeminleri emanet bırakıp

rehin bir mutluluğu alacak koynuna

mukadder olan aşk hangimizde kalacak

birimiz üç deyince

şimdi ben sustum

sen sayıver

son sayı üç

bir, iki …

Galip SİNECİKLİ

ARKADAŞ

Kasım 12, 2006

ARKADAŞ (15783 Hit)

Olmasın o ta içten
Gülen gözlerde yaş
Bir gün gelip ayrılsak da
Seninle arkadaş

Bir kıvılcım düşer önce
Büyür yavaş yavaş
Bir bakarsın volkan olmuş
Yanmışsın arkadaş

Dolduramaz boşluğunu
Ne ana ne kardaş
Bu en güzel bu en sıcak
Duygudur arkadaş

Ortak olmak her sevince
Her derde kedere
Ve yürümek ömür boyu
Beraberce el ele

Olmayacak o ta içten
Gülen gözlerde yaş
Bir gun gelir ayrılsak da
Seninle arkadaş

YILMAZ GÜNEY