‘SEÇİLMİŞ ŞİİRLER’ Kategorisi için Arşiv

Sustum !!!

Nisan 25, 2009

n1224296547_2340816_414

Sustum!
Ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
kendimle konuşuyorum şimdi yalnız…
yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime
kimse duymuyor…

sustum
sustu dudağımdaki şarkı, gözlerimdeki şiir
yaraları yalayan rüzgar
sokaklarında kahrolduğum şehir
gözlerim konuşuyor yalnız!

sustum!
bin ah sürüp dudaklarıma
ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
sustu benimle deniz,
sustu deli dalgalar, sustu martılar…
umutlarımı sarıp rüzgarlara
uzaklara savuruyorum her gece
yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne
kimse görmüyor…

saçı ağarmış hayaller
nemli kirpiklerle
bulutlandığında gözlerim
gökte şimşek olup çakıyorum
kimse görmüyor…

Sustum!
tuz basıp yaralarıma!
sustum
içinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi
yaslanıp yalnızlığın duvarına
gül döküp kalabalıklara
kimsesiz geziyorum gönül ülkemi her gece
kimse bilmiyor…

sustum!
tam sevdiğimi haykıracaktım ki, sustum
sustu benimle gök, sustu dağ, sustu toprak
acılar konuşuyor şimdi yalnız
yaralı gönlümün sızıları konuşuyor
tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir
atıyorum uçurumlardan
kimse görmüyor

sustum!
saçlarını kokluyorum rüzgarların
dudaklarından öpüyorum hayatı
içimde incecik bir sevgi ürperiyor
sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme
gelmiyor beklediğim bahar
yaralar merhem tutmuyor
gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara
mendil silmiyor
yağmur dinmiyor
sevdiğim bilmiyor

sustum
tam acılarımı haykıracaktım ki, sustum
sustu benimle sarı sabır, sustu hasret, sustu zaman
sustum
yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata
kimse duymuyor

sustum!
İçimdeki dalgalar kabardıkça volkanlar gibi
sustum
sustu dudaklarım, sustu gözyaşlarım
sustu gözlerimdeki şiir
gönlümdeki nehir
bulutlar haykırdı isyanımı
şimşekler haykırdı
sadece ben duydum
sadece ben

ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat
ey kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi
yaralar merhem tutmuyor
geceler avutmuyor
ben sustum
acılarım konuşuyor yalnız
yaralı gönlümün sızıları konuşuyor

ben sustum!
susmuyor yüreğimi kavuran kasırga
pencereme vuran yağmur damlaları
susmuyor her gece dışarda inleyen rüzgar
bahar gelmiyor
kuşlar sevinmiyor
yıldızlar küs
ay üzgün
güneş doğmuyor
acılar dinmiyor
içimde binlerce şiir kanıyor her gece
kimse bilmiyor

sustum!
sustu benimle sarı sabır, sustu hasret,
sustu hayat, sustu zaman
acılar konuşuyor yalnız
acılarım konuşuyor
kimse duymuyor…
duymuyor…
duymu…
duy…

Nuri CAN

Bugün muzipliğim üstünde,

Nisan 7, 2009

 

manzara131

 

Bugün muzipliğim üstünde,

Aşkdan bahsedenler güldürdü

Kimi bavulunu toplamış,kimi üzgün

Hayat sadece aşk demek değil ki…

 

Sevdim denilince saygı duymak gerek..

Sevgi emek ,fedakarlık demek..

Aşktan üstünlüğü tartışılmaz..

Aşk bir mevsimse, sevgi  bir ömürdür..

 

Herkes aşık, ölüyor aşkından J

Yere göge sığamıyor aşığım diye

Güldürmeyin yine beni

Bugün muzipliğim üstünde..

Yağmur Öncesi..

Şubat 27, 2009


Senden bu mesajlar bana dost,aymağa durdum
Hiç böyle derin gönlüme düşmezdi bu sevda!
Yerden ayağım kurtuluyor, saymağa durdum…
Hiç böyle derin gönlüme düşmezdi bu sevda !

Ben, sende bulup kendimi, yalnız sana verdim
Savruldu bu yangınla dumanlar gibi derdim..
Ruhum uçuyor, kuşların esrarına erdim;
Hiç böyle derin düşmezdi bu sevda !

Sönmez bu ateş; aşk ile beslenmişim özden..
Kim böyle şakır; nazıma heveslenmişim özden..
Artık susamam, bir kere seslenmişim özden,
Hiç böyle derin gönlüme düşmezdi bu sevda !

Bekir Sıtkı Erdoğan.

İşte Bizim Masalımız..Feridun Erdoğan

Şubat 27, 2009

54ll

 

Herkesin bir hikayesi yada masalı vardır. Masalında kahramanı, ne zaman çıkıp geleceği hiç belli olmaz. Birgün kapınız çalıverir, hiç tanımadığınız ve o güne kadar hiç görmediğiniz, masalınızın kahramanı karşınızda durmaktadır. Masal bu ya… Diye başlar her masal, sonra gökten üç elma düşer. Nineler, dedelerin beşiğini tıngır mıngır sallarken, pireler deve olur,  develerse tellal olur. Bir vardır bir yoktur bu masal diyarında. İşte var olduğunda dalıvereceksin içine, yaşayacaksın kendi masalını, zaman seni kovalamaktan vazgeçene kadar. Sonrasında herşey senin, ister pamuk prenses ol istersen dev. Sen seç rolünü. Kim bilir belki masallar gerçek biz masalızdır. Birileri anlatıyordur bir varmış bir yokmuş diye. Ve işte bizim masalımız;

Ne sen beni tanırdın, ne de ben seni.

Bir yerlerdeydin ve mutlaka gelecektin,

Belki çok çok uzaklarda,

Belkide bana çokta yakındın.

Ben seni nasıl bulacaktım ?

Bildiğim tek şey gökyüzünde,

Aynı yıldıza bakıyorduk ikimizde,

Birbirimizi görmesekte,

Birbirimizi duymasakta.

Diyordu ki falcı kadın;

Ve o gökten üç elma yerine

Üç yıldız düşecek

Biri yüreğine,

Biri gözlerine,

Bir ellerine.

Diyordu ki o falcı kadın;

Çok yakında birisi, çalacak kapını,

Bu düşlerindeki sevgili.

Düğününüz çok yakın,

Ve bir gün çıktın karşıma.

Günlerden Cumartesi yada Pazardı,

Çıkıp gelivermiştin ansızın kapıma,

Seni ilk kez görüp,

Bir kapı aralığında , “merhaba” dediğimde;

Ürkek, gizemli, buğulu;

İstanbul gibi bakıyordu gözlerin.

O gün hani seni ilk gördüğüm gün,

Yıldızlardan düşüp kapımı çaldığın gün,

Gözlerinin gözlerime,

Ellerinin ellerime değdiği o gün.

İşte o gün doğuyordu yeni gün.

Senin ellerinde, senin gözlerinde

Ben sen oluyordum,

Sense ben …

Ve o ilk gün uzun ama upuzun bir yoculuk başlayacaktı seninle ellerin ellerimde. Misafir değildin, ev sahibiydin yüreğimin ta orta yerinde. Nasılda çabuk sevdi o ürkek buğulu gözlerini. Nasılda çabuk kabullendi seni yüreğim. Biliyordum artık yıllarca beklenen o sevgili sendin, beraberce baktığımız yıldızda asılı duran göklerde, senin gözlerindi.

Ve gökten o yıldızdan

Üç parça yıldız düştü,

Gözlerin gözlerime,

Yüreğin yüreğime,

Ellerinse ellerime..

Yeni bir hayat yeni bir yaşama koşacak nice mevsimler ve baharlar yaşayacaktık. İlk yürüyüş maraton olacaktı hayat yolunda sevgi çiçeklerini büyüterek. Seninle tüm mevsimleri bahar tadında yaşarken, çiçekler açmıştı gönül bahçelerimizde, Önce iki kişiydik üç olduk sonra da dört. Sanki beşinci mevsimi yaşıyorduk. Hep birlikte. Ve akıp geçecekti seneler.

Sen sevdiğim can yoldaşım,

Sen geldin hayat ve can verdin.

Sen geldin ben öldum aşk oldum.

Sen geldin ben sevdalın oldum.

Sen iyiki geldin.

*

Sevdamın diğer ortağı,

Bak duyuyormusun dinle;

Yüreğimden gelen sesler sana ait.

Her nefes alışımda içime akan sen,

Her soluduğumda can olan sen,

Hayat bulan ben !

**

Hayat yolunda

Hangi yoldan yürümüşsem,

Hangi sokağa sapmışsam,

Tüm yollar ve sokaklar sana çıktı.

Seni gösterirdi tüm mecburi istikametler.

Sana gelişlerimde,

Yeşil yanıverirdi bütün ışıklar.

*

Artık senle bir sevdanın iki ortağıydık.

Hiç kimse sevdama senin kadar yakışmadı,

Sevdam hiç kimseyi senin kadar yaşatmadı yüreğimde.

Adınki şiir oldu dudaklarımda,

En güzel mevsimleri seninle yaşadım.

Baharımsın , kışımsın, yazımsın,

Senki benim son baharımsın.

Sen dilimden hiç düşmeyen,

Bitmez tükenmez şarkımsın.

Sen benim hem gerçeğim,

Hiç bitmesini istemediğim düşümsün.

Bitmeyen masalım

Her gece uykum, sabahsa güneşim,

Bitmez yolculuğum, sonsuzluğum

Sen gözüm, elim, yüreğim, bebeğim sen.

Senki bana tanrının en güzel armağanısın.

Feridun Erdoğan

Seni Seviyorum Yağmurları

Şubat 26, 2009

72461831

Seni Seviyorum YağmurlarıBir gün başak tarlalarının arasında

Bakarken dalgın sonsuz ufka

Uzaklarda çok uzaklarda görürsen

Tanıdık bir kaç bulut bir kaç resim

Ne olur gülümse

Çocuksu sevdalarımı,

Umutlarımı yükledim

O bulutlara yağmur olup aksın diye

Gülüşlerini savur yüzüme

Umutlarım yeşerşin gülüşünle

Rüzgarım ol güneşim ol

Sevdam ol, aşkım ol

Ben sen olurken, sen ben ol

Yağdır gökyüzünde asılı duran bulutları

Yağmur olsun yağsın sokaklarına

Islatsın başak rengi saçlarını

Süzülsün yanaklarından dudaklarına,

Ben olup yağarken yağmur sokaklarına…..

Camlarına vuran her yağmur damlasının tınısı

Seni seviyorumlu şarkıları söylesin

Hiç susmasın şarkılar

Sesime ses versin rüzgarlar..

Ve bir ses duyuyorsan derinden

Ve bir el saçlarına dokunurken gizliden

Seni seviyorum yağmurları yağar kentine

Susuz toprağın suya hastreti gibi

Susuz bırakma kendini

Topraksız bırakma beni

Suyun toprağa hasreti

Toprağın suya hasreti

Ve hasretlerin bitmesi gibi…………………..

Feridun Erdoğan.

 

BU AŞK, BU ŞEHİR, BU KEDER…BEHÇET AYSAN

Şubat 24, 2009

yagmur

BU AŞK, BU ŞEHİR, BU KEDER1.
hoşça kal ayak izim
serseri sokaklarda
hoşça kal
kendine bir başka
gökyüzü büyüten
kardeşim
gece feneri
hoşçakal kal çaldığım
Islık
söylediğim türkü
doludizgin karlarda.
hoşça kal
annemin
yüzü
hep beyaz yaşmaklı
sırı dökülmüş bir yalnız
aynada.
hoşça kal
dolunayın
altında
ıhlamur ağaçlarına
kazıdığım
şey
hoşça kal uzaklarda yanan
anızların parıltısı hoşça kal.

 

2.
bir gün gelecek bu gün de
bir anı olacak nasılsa
oturduğumuz bu masa
bu kum saati, bu rüzgar, bu eski
komodin
bu kırık
sandalye
bu kelepir yürek
bu aşk
nasılsa.

3.
hoşça kal ayak izim
serseri sokaklarda
hoşça kal
yarım kalmış
duvar yazıları
hoşça kal
bir gün gelecek
akacak yeraltı suları
hoşça kal
yakut, bezirgan, gön
hoşça kal eski zaman
aktarları
gidiyorum
bu şehri bu yağmuru
bu düşleri
bu aşkı bu kavgayı bu kederi
size bırakarak.

BEHÇET AYSAN

DAĞ BAŞINI DUMAN ALMIŞ

Temmuz 5, 2008

atatrk_resimleri.jpg

DAĞ BAŞINI DUMAN ALMIŞ

Bir sisli kasım sabahıdır bu;
Düştüler yollara Kırklar Yediler..
Dağ başını duman almış kardeşim,
Gün doğmayacakmış, dediler.

Baktım ki bütün gökyüzü baştan başa tenha,
Bir kapkara matem sarıyor memleketi,
Her sineyi bir kapkara yas dolduruyor,
Ev ev bacalardan taşıyordu.
Bir sisli kasım sabahı baktım,
Baştan başa öksüz koca bir yurt,
Taş taş döğünüp ağlaşıyordu.

Nereden çıktı bu ferman nereden?
Dağ başını duman almış kardeşim,
Ansızın bir karayel esti meğer pencereden,
Karıştı tarihin sayfaları..

Toz duman içinde Anafartalar!
Samsun, Erzurum, Sivas,
Baş döndürücü bir hız geçiyor memleketi,
Nefesler tıkanıyor, adımlar şaşıyordu.
Büyüdü ellerim, ayaklarım, kafam!
Sakarya boylarında bir yanık türkü,
Akdeniz’i gösteriyor Mustafa’m!
Kağnılar mermi değil, iman taşıyordu.

“Dağ başını duman almış” kardeşim,
“Gümüşdere durmaz akar.”
Bir dert ki kemirir içimiz kasım sabahları,
Bir dert ki yakar!

Yeni bir bayrama girmişti vatan,
Her taraf mutlu ve hür,
Tuttu baştan başa Türk yurdunu bir resmi geçit,
Yürüyor koskoca millet,
Yürüyor başta Atam,
Devrim devrim geçiyor memleketi,
Tepelerden gece gündüz aşıyordu.
Med miydi, cezir miydi bilinmez,
Bir seyrediyor şöyle uzaktan uzağa,
Bir yaklaşıyordu.

“Rabbim yeni bir mucize versin, diye Türk’ü
Gönderdi bu dünyaya muhakkak Atatürk’ü.”
Böyle söylerdi kesik kollu dedem.
Gördüler de analar babalar o kara günleri,
“Allah gönderdi Gazi’yi,
Allah yüzümüze bakmış.” Dediler.

Ama bir gün
Bir sisli kasım sabahı
Dağ başını duman almış, kardeşim;
Gün doğmayacakmış, dediler!
Baktım ki bütün gökyüzü baştan başa tenha
Bir kapkara matem sarıyor memleketi,
Her sineyi bir kapkara yas dolduruyor,
Ev ev bacalardan taşıyordu.

……………………………………

Bir sisli kasım sabahı baktım,
Hâlâ vuruyor nabızlarımızda,
Hâlâ yaşıyordu.
Lâkin kesilip dinmedi ruhumda o sancı,
Hâlâ o yetim bakışlarımda
Donmuş bir avuç hâtıra kalmış!
Dağ başını duman almış kardeşim,
Dağ başını duman almış!
                              

~ Bekir Sıtkı ERDOĞAN  ~

BENİM BABAM

Haziran 14, 2008

Bir adam tanıdım yıllar önce

Doğruluk abidesi, yakışıklı dimdik

Eğilmeyen, minnet etmeyen

Onurlu yaşamı seçen

 

Sofrasında ki aşını dostlarıyla paylaşan

Yine de en büyük ihaneti

Onlardan gören bir adam tanıdım

Gözlerimde canlandı o an ki hali

 

Belli etmez di bize üzüntülerini

işte o zamanlar bir deftere yazardı

ne yazdığını göstermezdi bizlere

yıllar sonra okuyabildik ancak.

 

Adam gibi adam olduğunu

Yaşadıkça öğrenecektik

İnsanları tanıdıkça birer birer

Onu daha iyi anlayacaktık

 

Hayatın tüm yükü omuzlarında

Yine de gülümseyen gözleriyle

Kol kanat germişti bizlere

Bu adam benim babam dı..

 

Hayata karşı dimdik durabilen

İçindeki çocuğu büyütmeyen

Çocukla çocuk, büyükle büyük olan

Öyle bir adam tanımadım daha..

 

İhaneti affetmeyecek kadar gururlu,

Paraya, mevkiye tapmayacak kadar onurlu

Ağzındaki lokmayı paylaşacak kadar,eli açık

Bir adam tanıdım yıllar önce….

 

NURAN AYAN 

YENİDEN

Haziran 14, 2008

miscellaneous_142.gif

 

 

 

Yaşama sanatı bu olsa gerek

Her şeyin bittiği nokta da, ümitle, yeniden

Dimdik ayakta kalabilmek, umursamadan

Üstüne üstüne gelen olumsuzluklar

 

Alabora olsa da umut gemilerin

Vurgun yesen de beyninin derinliklerine

Kara kışları beyazlar için sevmesen de

İhaneti görsen de, onun yüzünde

 

Bırakacaksın ihaneti  gözlerinde

Görmemek için ölesiye

Yeniden umuda yolculuk

Bir kez daha, yeniden umutla…

 

Tüketmedik umutları, sevgiyi

Çocuk gülümsemesi gözlerimizde

Büyütmeden oyunlarımızı

Çocuk kalabilmek ne güzel…

 

NURAN AYAN

GERÇEK DOST

Haziran 14, 2008

 


 Hayatımızdan çıkarmak istediğimiz

Yaşanmış güzellikler  olsa bile

Miadını dolduran dostluklar,sevgiler

Yok mu ? sanıyorsunuz

 

Rutin merhabalar, sahte gülüşler

Kalıplaşmış sözcükler,

Saygıyı, sevgiyi yitirmeden

Geçmiş günlerin hatırına

 

Dostun anlamını bilen var mı?

Ayağa düşmüş, sevgi gibi

Anladığında gerçekleri

Ardına bakmayacaksın,

 

Acıtsa da canını ayrılıklar

Gerçek dost ise bulacaktır.

Gerisi hikaye diye

Boşuna dememişler.

 

NURAN AYAN