Archive for the ‘İLGİNÇ HİKAYELER’ Category

Dünyadan ilginç olaylar…Ee bu kadar olur….

Ocak 16, 2007

Güney Afrika’nın Cape Town şehrindeki bir hastahanede devamlı olarak gizemli ölümler oluyordu. Hemşireler haftalardır üst üste her cuma günü 311 numaralı yoğun bakım odasına yatırılan hastaları ölü bulmaktaydılar. Bu sırlı ölümlere uzun süre açıklama getirilemedi.
Herkes meselenin çözülmesi için seferber oldu:Uzmanlar odanın havasını bakteriyolojik olarak kontrol ettiler. Güney Afrikanın önde gelen bilim adamları ölenlerin aileleriyle üç hafta boyunca görüşmeler yaptılar. Hatta işin içine polis de girdi ve akla gelen her ihtimal tek tek değerlendirildi,ancak onların araştırmaları da sonuçsuz kaldı.
Ve tabii bu arada 311 numaralı odadaki hastalar sebepsiz ölmeye devam ediyordu. Son çare olarak hastaların kaldığı 311 numaralı yoğun bakım odası sürekli gözetim altına alındı ve sonunda odadaki ölümlerin nedeni ortaya çıktı.
Sonuç çok trajikomikti;cuma sabahı saat 6′da odaları temizleyen temizlikçi kadının
hastanın bağlı bulunduğu solunum cihazının fişini çekerek , kendi elektrik süpürgesinin fişini taktığı ve işini bitirdikten sonra solunum cihazının fişini tekrar yerine takıp gittiği görüldü…

Filozof

Ocak 12, 2007

Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen,bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır.İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir.Mağrur zengin,hoş görülü filozofa:

-”Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem.” der.Diyojen,kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir:

-”Ben çekilirim.  “

KARINCA VE AĞUSTOS BÖCEĞİ

Ocak 11, 2007

KARINCA VE AGUSTOS BÖCEĞİAğustos böceği ve karınca fıkrasını, 3 ülkeye Gore Üç farklı şekilde yazmışlar.

ÇİN ERSİYONU
Karınca bütün yaz çalışır evini, yiyeceklerini hazır eder. Ağustos
böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, vur patlasın çal oynasın yazı geçirir. Ve kıs gelir. Karınca sıcacık yuvasında karni tok bir şekilde kişi geçirirken, Ağustos böceği açlık ve soğuktan iki gün sonra ölür.
FRANSA VERSİYONU
Karınca bütün yaz boyunca çalışır ve kıs için evini, yiyeceklerini  hazır eder. Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, vur patlasın çal oynasın barlarda yazı geçirir. Ve kış gelir. Karınca sıcacık yuvasında karni tok bir şekilde sıcacık kişi geçirmeye hazırlanırken kapı çalar. Bakar elinde bavulu ağustos böceği;-Ne haber aptal komsum? Kışı geçirmek için Karaim Adaları’na gidiyorum da, bir isteğin var mı sorayım dedim.
Hadi bana eyvallah.
TÜRKİYE VERSİYONU
Karınca bütün yaz çalışır evini, yiyeceklerini hazır eder.Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, vur  patlasın, çal oynasın yazı geçirir.Ve kıs gelir.Karınca sıcacık yuvasında karni tok bir şekilde kişi geçirirken,ağustos böceği bir basın toplantısı düzenleyerek,

‘Etrafta onca aç ve üşüyen varken, karıncalar nasıl bir vurdumduymazlıkla sıcacık yuvalarında yasayabiliyorlar’diye olayı kamuoyunun vicdanına sunar.
–ATV, KANAL D, STAR zavallı aç ve açıktaki ağustos böceği ile karni  tok sırtı pek karıncanın resimlerini yan yana yayınlayarak tarafları tartışmaya davet eder.Türkiye olayın şokunu yasamaktadır. Nerededir bu devlet? YBKD(Yeşil Böcekleri Koruma Derneği) ‘den bir temsilci Ati’deki TEKETEK programına çıkarak otuz yıldır çektikleri sefaletin tek nedeninin sırf yeşil renkli olmalarından kaynaklandığını anlatır.
Dünyanın en taninmiş Nobel ödüllü yazarımız Orhan PAMUK ve taninmiş aydınlarımız olayı Avrupa düzeyinde protesto ederek Türkiye’yi kınarlar.Konu Bakanlar Kurulu’nda tartışmaya açılır ve Başbakan KANAL D ye verdiği özel demecinde ‘Daha önceki hükümetler tarafından bunca yıldır  sorunları göz ardı edilen değerli ağustos böceği kardeşlerimizin bundan böyle huzur ve refah içerisinde yasamaları için gerekenler yapılacaktır. ” der.Diğer yandan Reha Muhtar karıncayı canlı yayına çıkararak,’Reklâmını  yapmak için zavallı bir ağustos böceğinin içler acısı durumundan

yararlanmaya utanmıyor musun?’ diye bir güzel haşlar.Ertesi akşam TEKE TEK’te ise ‘Ağustos böceğinden yürüttüğün para ve yiyecekleri nereye akladın, öt çabuk’diye Fatih ALTAYLI’ dan dan bir güzel dayak yer.
Karınca en sonunda çareyi yurtdışına kaçmakta bulur.Ve ağustos böceği onun evine yerleşir, yiyeceklerine konar,  eşyalarının üzerine yatar ve refah içerisinde gül gibi yaşar gider.
Ve güzel ülkemizde tarafsız ve doğrucu (!) medyamız sayesinde adalet yerini bulur. (mu?)


“Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar.” 
                                                                                      M. Kemal ATATÜRK
 

 

CEMAL ÖZÜDOĞRU                                                                                            

GÖZ ÇUKURU

Ocak 9, 2007

Halinden yoksul olduğu anlaşılan bir adan,deniz kenarında oltayla balık tutuyordu.Tesadüfen oradan geçmekte olan ülkenin padişahı bu gariban adamla ilgilendi ve ona.

-”Oltana ben burada iken ilk takılan şey ne olursa sana onun ağırlığınca altın vereceğim,” dedi.

Biraz sonra oltaya takıla takıla ortası delik bir kemik takıldı.Hükümdar balıkçıya,

-”Ne yapalım,şansın bu kadar,oltana ağır bir şey takılmadı” diyerek alıp sarayına götürdü.

Saraya varınca adamlarına,balıkçıya elindeki kemiğin ağırlığınca altın vermelerini emretti.Kemiği terazinin kefesine koydular,öbür kefesine de altın koymaya başladılar.Beş,on ,yirmi,elli diyerek altınları koydular ama kemik yerinden oynamıyordu.Görünüşte dört beş altını zor tartar göründüğü halde,tahminlerin on milli üzerinde altın koydular kemik bana mısın demedi.Altını doldurmaya devam ettiler,terazinin kefesi doldu taştı ama kemik tarafı yerinden kımıldamıyordu.Bunda bir sır olduğunu anladılar.

Bir bilgeyi çağırıp bu sırrın ne olduğunu sordular.Bilge kemiği eline alıp şöyle bir baktıktan sonra şu açıklamada bulundu.

 ” Bu kemik açgözlü bir insanın göz çukurudur.Siz bunu tartmak için bütün hazineyi koysanız yine yerinden oynamaz.Çünkü doymaz.Ama bir avuç toprak bunu doyurur”

 Nitekim bir avuç toprak alıp terazinin kefesine koydu ve kemik yukarı kalkıverdi.

IŞIĞI GÖRMEK

Ocak 9, 2007

4 Temmur l952 günü 34 yaşında bir kadın,Pasifik Okyanusu’na dalarak,Catalina adasından,2l mil batıda kalan,Kaliforniya’ya doğru yüzmeye başladı.Eğer başarılı olursa,bunu yapan ilk kadın olacaktı.Adı Florance Chadwick olan bu yüzücü,Manş Denizi’ ni her iki yönde geçen ilk kadındı.O sabah su, vücudu uyuşturacak kadar soğuktu ve sis o kadar yoğundu ki, beraberindeki tekneleri güçlükle seçebiliyordu.Milyonlarca insan televizyonlarından onu izliyordu, köpekbalıkları ve dondurucu soğuğun etkisini hiçe sayarak l5 saat yüzdü.Yakındaki bir teknede bulunan annesi ve antrenörü, karaya çok yaklaştığını ve devam etmesini söyledilerse de o kendisini sudan çıkarmalarını istedi.Azimli yüzücü Kaliforniya kıyısına yarım mil kala sudan çıkışının nedenini şöyle açıkladı.”Karayı görebilseydim başarabilirdim !”Vazgeçmesinin nedeni ne yorgunluk,ne de soğuktu…Tek neden sis yüzünden karayı görememekti……..

KADIN TAŞIMAK

Ocak 9, 2007

İki keşiş yolda giderlerken, bir su birikintisinden karşıya geçmek için bekleyen genç bir kadını görürler.Keşişlerden biri,genç kadını kucakladı ve suyun öteki karşısına geçirdi. Öteki keşiş arkadaşının bu davranışını  başka bir biçimde yorumladı ve bu nedenle hic de hoş karşılamadı.Yaklaşık bir kilometre sonra ise, kendini daha fazla tutamadı, arkadaşına bu davranışının yanlış olduğunu anlatmak istedi.

“Böyle bir şeyi nasıl yapabildin ?  ” dedi.

“Biz keşişiz,bırak bir kadını kucaklayıp karşıya geçirmek,onlara bakmamız bile yasaktır. “

Öteki keşiş,arkadaşına şöyle yanıt verdi.

“Ben o genç kadını bir kilometre geride bıraktım ”  dedi.

“Sen ise onu hala taşıyorsun. “

İLGİNÇ HİKAYELER (GERÇEK)

Ocak 8, 2007

Bir kız ve bir delikanlı,bir motosikletin üzerinde l80 Km hızla gidiyorlar ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyor;

 Kız; Lütfen yavaşla , ben korkuyorum.

 Delikanlı; Hayır,bak ne kadar eğlenceli,

 Kız ; Lütfen,lütfen çok korkuyorum.

 Delikanlı; Peki,beni sevdiğini söyle

 Kız ; Seni çok seviyorum,Lütfen yavaşla,

 Delikanlı; Şimdi de bana sıkıca sarıl

 Kız delikanlıya sıkıca sarılır.

 Delikanlı; Kaskımı alıp,kendine takar mısın? Başımı çok sıktı.

 Ertesi gün gazetelerde şöyle bir haber çıktı;

 Motorsiklet Kazası; Motorsiklet,fren kazası nedeniyle,bir binaya çarptı.Üzerindeki 2 kişiden sadece biri kurtuldu.

 Gerçek ise şöyleydi.Yolun yarısında,delikanlı frenlerin bozulduğunu anlamış ama bunu kıza belli etmek istememişti.Bunun yerine,kızdan kendisini sevdiğini söylemesini istemiş ve……….

İLGİNÇ HİKAYELER(TAPINAK)

Ocak 8, 2007

“Hindistan’ da yüksek bir dağın doruğuna yapılmış “BİN AYNALI TAPINAK” adlı görkemli bir tapınak vardı.

Günlerden bir gün bir köpek dağa tırmandı,tapınağın merdivenlerinden çıkarak “BİN AYNALI TAPINAK  ” a girdi.

Tapınağın bin aynalı salonuna geçtiğinde bin tane köpek gördü.Korkarak tüylerini kabarttı,kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırdı,korkutucu hırıltılar çıkararak dişlerini gösterdi.Ve bin köpek de tüylerini diktiler,kuyruklarını bacaklarının arasına alıp korkunç sesler çıkartıp dişlerini gösterdiler,Köpek paniğe kapılarak tapınaktan kaçtı.

   Ve o andan itibaren bütün dünyanın tehlikeli,korkunç köpeklerle dolu olduğuna inandı.Bir süre sonra bir başka köpek gelip dağa tırmandı.O da tapınağın merdivenlerinden çıkıp “BİN AYNALI TAPINAK ” a girdi.Tapınağın bin aynalı salonuna geldiğinde bin tane köpekle karşılaştı ve çok sevindi. Kuyruğunu salladı, neşeyle oradan oraya zıpladı ve köpekleri oynamaya çağırdı.

  Bu köpek tapınaktan çıktığında dünyanın dost ve sevecen köpeklerle dolu olduğuna inanıyordu.


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.