Archive for the ‘Anlamlı sözler’ Category

Düşünürler ve düşünceleri

Aralık 15, 2006
Düşünürler ve DüşünceleriDüşünürler, düşüncelerini zaman zaman öyle güzel cümlelerle dile getirmişler ki; üzerinden yıllar hatta yüzyıllar geçtiği halde hâlâ bir altın parçası gibi ışıl ışıl parlamaktadırlar. İşte bunlardan bazıları:Başkasının düşüncesiyle yargıya varma!
ŞEYH BEDRETTİN

Başkalarının bilgisiyle bilgin olabilsek bile ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz.
MONTAIGNE

Düşünmeden konuşmanın cezası; sonradan düşünmeye mahkum olmaktır.
-.-

İnsanların, güzel konuşmaya veya susmaya yetecek kadar zekâlarının olmayışı büyük talihsizliktir.
LA BRUYÉRE

Herkes aynı şeyi düşünüyorsa hiç kimse çok düşünmüyor demektir.
-.-

Bir gün gelecek insanlar olmayacak, yalnız düşünce kalacak.
George Bernard SHAW

Size en çok yardım eden kitaplar, sizi en çok düşündüren kitaplardır.
Theodor WALKER

Cezaevleri var oldukça, hangimizin içinde olduğu hiç önemli değildir.
George Bernard SHAW

İyi bir ilk izlenim bırakmak için, kimsenin ikinci bir şansı yoktur.
-.-

Eğitime gereken parayı askerliğe harcamak, bir insanı kuvvetlendirmek için beyni ile beslemeye benzer.
NAMIK KEMAL

Öğrenmek pahalıdır ama, cehalet daha pahalı.
Henry CLAUSEN

Şans hazırlıklı kafalara güler.
Paul EHRLICH

Siyasetle uğraşmak istemeyen aydınları bekleyen korkunç bir son vardır: O da cahiller tarafından idare edilmektir.
ARİSTO

Hata yapmaktan korkan bir insan hiç bir şey yapamaz.
LİNCOLN

Ne güzel söylemişler değil mi? Ağızlarına, dillerine sağlık!

Bakış Gazetesi, Sayı 8, Samsun Temmuz 1996 (Babür AKDAĞ)

 

Gazi Paşa’yı Görmek İsteyen Nine

Kasım 22, 2006

Gazi Çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rasladık.
Atatürk attan inerek bu ihiyar kadının yanına sokuldu.
-Merhaba nine
Kadın Ata’nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
-Merhaba dedi.
-Nereden gelip nereye gidiyorsun? Kadın şöyle bir duralayıp,
-Neden sordun ki, dedi. Buraların sabısı mısın? Yoksa bekçisi mi?
Paşa gülümsedi.
-Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır.
Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın başını salladı.
Tabii söyleyeceğim, ben Sincan’ın köylerindenim bey, otun güç bittiği,
atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindeyim. Bizim mıhtar bana bilet
aldı trene bindirdi, kodum Angara’ya geldim.
-Muhtar niçin Ankara’ya gönderdi seni?
-Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da….
Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez
görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi
Gazi Paşa. Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı
Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan
belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.
– Senin Gazi Paşa’dan başka bir isteğin var mı? Kadını
birden yüzü sertleşti.
– Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki… O bizim
vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin
mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde
şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun
sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol
paşam!
Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek.
Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de
Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver. Atatürk’ün gözleri dolu dolu
olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek,
-Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır… Benim
köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu. Attan indim. Yaşlı kadının elini
tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını
süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında
duruyor.
Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere
fırlatıp, Atatürk’ün ellerine sarıldı. Görülecek bir
manzaraydı bu. İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan,
ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü
atanın ellerini.
Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha
doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk’e
uzattı;
– Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa,
bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.
Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini
söyledi.
Sonrabirlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi;
“Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün.
Giderken de kendisine benim bütcemden üç inek verin armağanım
olsun.”

Tags: Atatürk


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.