|
Kaç kişiymişiz biz? |
|
Son yazımı yazdığımdan bu yana epey geçmiş. Bu süre içinde çok kereler oturdum bilgisayar başına ama içim el vermedi. Ne yazarsam yazayım sonu hep şehitlere geliyordu. Ölüm karşısında insanoğlunun çaresizliğini iyi bilenlerdenim. Sıralı,sırasız çok kaybettim. Hele ki böylesi bir ölüm karşısında söylenecek ne vardı ki? Yazmadım,yazamadım,çokça ağladım ,yazdıklarımı sildim ve böyle bir acıyı katmerlemek istemedim. Bu arada koca bir seçim geldi geçti. Kampanyalar,söylenen sözler,kavgalar,dövüşler benim için anaların evlatlarının,eşlerin kocalarının,nişanlıların,sevgililerin,babaların kayıpları yanında bahse değer değildi. Ama artık bir şeyler söylemenin zamanı geldi. Seçimin ilk sonuçlarını geldiği dakikadan bu yana çok telefon aldım. Merak eden,şaşıran,bizim takım sizinkini yendi yollu alay eden,küfreden,ağlayan,eyvah diyen,sen artık git sahil kasabasına yerleş diyen… En sevdiğim telefon ise bir AKP’li izleyiciden geldi. Önce “Tuncay Özkan’ı telefona versene” dedi,sonra “o yayında benim adım Kerimcan deyince”, “Oooo Kerim Bey kaç kişiymişiz gördün mü”dedi. Evet,her arayanın kendince hakkı var. Ağlayanın da,alay edip eğlenenin de,sen git sahil kasabasına yerleş diyenin de… Çünkü ortada AKP’nin büyük bir başarısı var. Muhalefetin ise büyük bir yenilgisi. CHP’yi kastediyorum. Ağlayan haklı, dünü, bugünü düşünüp yarın neler olabileceğini görüyor … Alay eden haklı çünkü böyle yenilirseniz alay ederler… “Sen git sahil kasabasına yerleş” diyen ise ilk bakışta en haklı görünüyor. Çünkü bu seçimin sonucuna göre Türkiye’de her iki kişiden birinin AKP’ye oy verdiği ortaya çıkıyor. Yani, Oy kullanan her iki kişiden biri AKP’nin durmayıp, yola devam etmesini istiyor. Yani, Her iki kişiden biri ekonominin iyi gittiğini düşünüyor. Her iki kişiden birinin kredi kartı batağında değil,çeki,senedi dönmemiş,icraya uğramamış,mutlu. Her iki kişiden biri Türkiye’nin en kilit tesislerinin dışarıdan borç alınan milyarlarca doların fazini ödeyebilmek adına sözde Ermeni soykırımını dünyaya kabul ettirmek için çalışan Ermeni diasporasının zenginlerine satılmasında bir mahsur görmüyor. Her iki kişiden biri Türkiye’de işsizlik gibi bir sorun olduğunu düşünmüyor. Her iki kişiden biri okuyan kızının, oğlunun iş bulabileceğinden emin,okumayanlar ise göbek atıyor. Her iki kişiden biri terörün AKP döneminde yeniden hortladığına inanmıyor. Her iki kişiden biri Başbakan’ın teröristbaşına “sayın” şehitlere “kelle” dediğine inanmıyor ya da “iyi ki demiş,oh iyi yapmış kardeşim,sana ne” diyor. Her iki kişiden biri AKP’nin uyguladığı dış politikaların başarılı olduğuna inanıyor. Her iki kişiden biri Kıbrısı’ın elden gittiğini düşünmüyor. Her iki kişiden birini Başbakan’ın danışmanlarının ABD heyeti önünde “onu delikten aşağı süpürmeyin” dediğine inanmıyor ya da hakikaten ABD’nin Türk Başbakanlarını delikten aşağı süpürebilme hakkı olduğunu düşünüyor. Her iki kişiden biri Kuzey Irak’tan başlayan Kürt devleti rüzgarının kısa süre içinde bugün seçimlerde meclise girmeyi ve grup kurmayı başaran partinin temsilcileri tarafından dile getirilen eyalet formülü ile -Türkiye içinde bir bölünmeye,toprak kaybına yol açağını ve AKP’nin buna karşı tavırsız,haraketsiz politikası ile çanak tuttuğunu düşünmüyor. Her iki kişiden biri bölünecek bölgede petrol olduğunu ve hükümetin seçimden önce apar topar Türk Petrollerinin işletme hakkını yabancılara vermek için bir kanun çıkardığına duymamış,bilmiyor ya da duymak ve bilmek de istemiyor. Her iki kişiden biri Başbakan’ın düne kadar “alt kimlik,üst kimlik” derken seçimler sırasında “tek millet, tek devlet” demesini samimi buluyor. Her iki kişiden biri kendi çocukları işsiz gezerken Başbakan’ın 26 yaşındaki oğlunun çalışıp alın teri ile milyonlarca dolar değerinde gemi alabilimesini doğal karşılıyor. Her iki kişiden biri Başbakan’ın artık para mefhumunu kaybetmiş olmasını,ülkesinde milyonlarca kişi açlık sınırında yaşarken kendi kolundaki saati “on bin dolara,on beşbin dolara satarım” demesini normal buluyor.Saatin değeri kırküç bin dolarmış bu arada. Her kişi kişiden biri Başbakan’ın söylediği gibi Cumhuriyet Mitinglerine katılan milyonların”bindirme kıta ve çete” olduğunu düşünüyor. Her iki kişiden biri Başbakan’ın söylediği gibi “Ananı da al git”in küfür olduğuna inanmıyor ya da Başbakanların vatandaşlarına bu tür hakaretler etmesini doğal karşılıyor. Her iki kişiden biri ayyuka çıkmış yosuzluklar yüzünden AKP’den isitifa eden AKP’li milletvekillerini hiç dinlememiş, duymamış ya da onlara inanmamış. Her iki kişiden biri oy karşılığı sadaka almaktan hoşnut . Her iki kişiden biri görmeyen,duymayan,yazmayan ama sürekli zenginleşen bir medyadan mutlu. Ya da sandıktan çıkan sonuç bunlarla ilgili değil. Peki AKP’nin bu bu ezici başarısı neyle ilgili ? Peki AKP’nin aldığı bu ezici sonuç “kaç kişiyiz biz”in yanıtı mı? Orada sorulan soru ile burada verilen yanıt birbirini örtüyor mu? Peki yıllardır bütün bunları gösteren,duyuran ve yazanlardan biri olarak ben sahil kasabasına gönderilmeyi hakediyor muyum? Ben “kaç kişiyiz biz” sorusunun yanıtının mitinglerde verildiğini düşünüyorum. Sandıktan çıkan yenilginin o mitinglerdeki birleşmenin kendisine oy getireceğini sanan yanlış siyasi startejinin sonucu olduğunu düşünüyorum . Seçimi CHP kaybetmiştir. Mitinglerdeki halk değil. Yenilgiyi,o mitinglerde ki iyi niyeti,çalışmayı,çabayı kendi çalışması sanan ve daha sonra da bunun tembelliğine düşen stratejinin getirdiğini düşünüyorum. Bu ağır mağlubiyete,yenilenme isteğine yeterince kulak verememiş siyasi kurgunun sebep olduğunu düşünüyorum. Seçimi AKP kazanmıştır. Ancak AKP yanlız değildir. Seçimi AKP’nin yanı sıra büyük sermaye ve büyük medya kazanmıştır. Ve AKP’nin bu zaferini seçimlerde tüm küresel güçlerin ve Türkiye’deki tüm uzantılarının halkın tercihleri üzerinde son derece etkin bir propaganda yürütmelerine bağlıyorum. Ben yıllardır her türlü baskıya rağmen doğru bildiklerini söyleyen benim gibi insanların sahil kasabalarına gönderilmesi “gerekmediğini” düşünüyorum. Çünkü Türkiye’de bugün her iki kişiden biri görmek,duymak,bilmek istemese de “dünya yuvarlak ve güneşin etrafında dönüyor”. Asıl sahil kasabasına gitme zamanının “dünyanın durduğu zaman” geleceğini bilenlerin ne ümitsizliğe ne de vezgeçmeye hakları olmadığını düşünüyorum . Ve “kaç kişiyiz biz” sorusunun asıl şimdi sorulması gerektiğini düşünüyorum. Olguları,sorunları doğru tahlil edebilecek,ve bu tahlilden yola çıkarak çalışabilecek,vazgeçmeyecek,kaç kişi var aramızda ? Ben sıranın başına kendimi yazıyorum. Ya siz? Kck |
Temmuz, 2007 için Arşiv
Kaç Kişiymişiz biz ? Kerimcan Kamal
Temmuz 26, 2007Ağlama gülüm..BEKİR COŞKUN
Temmuz 26, 2007|
Ağlama gülüm… |
|
Seçim sonuçları belli olduğunda, bir televizyon ekranında gördüm onu. Belli ki güvenli bir ülke özlemi çeken, bu ortaçağ görünümlü Türkiye’den mutlu olmayan ve gerektiğinde bayrağını alıp meydanlara koşan çağdaş Türk kadınlarından birisiydi. Ağlıyordu… Bir kadının çocukları için ısrarla isteyebileceği; güven-huzur-gelecek gibi masum ve haklı talebinde yalnız kalmıştı. Gözyaşlarını elinin tersi ile sildi… Hiç konuşmadan çekip gitti. Oysa ben bu günleri bilirim. Sahte balonlar kaplar gökyüzünü, ikiyüzlülüğün havai fişekleri peş peşe patlar başımızın üzerinde. Elinde fırıldaklar vardır dönekliğin. Ağlama gülüm, ben meslek hayatım boyunca kaç kez yaşadım bu yalancı bayramları. Hep böyle oldu bu. Bir teki doğru olsaydı bu bayramların, bir teki gerçek, bir teki haklı olsaydı, bu ülke zaten böyle olmayacaktı. Kaç kez kaçıp saklanacak delik aradık. Kaç kez bize “Hainler… Siz gerçeği göremediniz… Siz gökten yağan nurun farkına varamadınız…” dediler. Zaten eğer biz bir kez yanılmış olsaydık, bugün “Türkiye istikrara kavuştu” diye böyle bayram yapmayacaklardı. Geçmişteki bayramlar yalandı çünkü. Ben bu günleri bilirim. “Ben size demiştim, aldınız mı ağzınızın payını…” diye sallanan parmakların önünde ezile ezile öğrendim ben. 1950’den bu yana iktidarını sürdüren tek partinin ve onun yarattığı mutlu azınlığın düzenlediği bayramlardır bunlar. Kör-sağır-dilsiz bir halk, bunca kurtuluş bayramı yapıldığı halde neden hálá kurtulamadığını düşünmeden el çırpar. Neyse… Ben senin ağladığını unutmayacağım, sen de benim bu yazımı unutma. Biz; haklıların er geç haklarının verildiğini, yalan bayramların ise er geç bittiğini de öğrendik. Ve tek başımıza kalsak da inandığımız yolda yürümeyi… Ağlama gülüm… HÜRRİYET |
FASILLAR..TÜRK SANAT MÜZİĞİ SEVENLER İÇİN..
Temmuz 25, 2007| FASILLAR-TÜRK SANAT MÜZİĞİ SEVENLER İÇİNCD 1 / Nihavent
1. Bir İhtimal Daha Var 2. Unutturamaz Seni Hiçbirşey 3. Kimseye Etmem Şikayet 4. Şarkılar Seni Söyler 5. Doymadım Sana 6. Bir Demet Yasemen 7. Gözemi Geldik 8. Yine Bu Yıl Ada Sensiz 9. Ud Taksimi 10. Gel Güzelim Çamlıcaya 11. Kalamış 12. Yıldızların Altında 13. Nerelerde Kaldın 14. Bekledimde Gelmedin 15. Hatırla Ey Peri 16. Yemeni Bağlamış CD 2 / Hüzzam 1. Kanun Taksim 2. Sen Sanki Baharın Gülüsün 3. Senin Sesini Gözlerinin Rengini 4. Klarnet Taksim 5. Kara Bahtım Kem Talihim 6. Pişman Olurda Birgün 7. Leyla Bir Özgecandır 8. Her Gece Yollarda Gözledim Seni 9. Ölürsem Yazıktır 10. Bu Ne Sevgi Ah Bu Ne Izdırap 11. Gezdiğim Dikenli Aşk Yollarında 12. Akasyalar Açarken 13. Kanun Taksim 14. Ömrümüzün Son Demi 15. Beklerim Bu Sahillerde 16. İndim Havuz Başına 17. Arabaya Taş Koydum 18. Dürüyemin Güğümleri CD 3 / Kürdili Hicazkar 1. Klarnet Taksim 2. Koparan Sineme 3. Her Tel Saçını 4. Avuçlarımda Hala Sıcaklığın 5. Bağa Girdim Kamışa 6. Uzun Yıllar Bekledim 7. Şen Gözlerine 8. Seyre Çık 9. Sefalar Getirdiniz 10. Sirto 11. Klarnet Taksim 12. Sevmek Acı Bir Arzu 13. Nereden Sevdim O Zalim Kadını 14. Yıldızlı Semalarda 15. Bu Akşam Bütün Meyhanelerini 16. Gidelim Göksuya 17. Seni Ben Ellerin Olsun Diyemi Sevdim 18. Geçmesin Günümüz 19. Karşıyakada İzmirin Gülü 20. Hani Ya Sen Benimdin CD 4 / Hicaz 1. Bir Nigah Et 2. Sen Sevda Çiçeğim 3. Solsanda Sararsanda 4. Ben Gamlı Hazan Sen Ki Bahar 5. Gülşeni Hüsnüne Kimler Varıyor 6. Pencerenin Perdesini 7. Söyleyemem Derdimi Hiç Kimseye 8. Kırmızı Gül 9. Dağlar 10. Muhabbet Bağı 11. Erkenek Bağları 12. Yar Saçların Lüle Lüle 13. Vardar Ovası CD 5 / Uşşak 1. Kimseler Gelmez 2. Yalnız Bırakıp Gitme 3. Derdimi Anlatırdım 4. Bu Yaz Geçen 5. Keman Taksimi 6. Benzemez Kimse Sana 7. Gamzedeyim 8. Anar Ömrümce 9. Mehtaplı Gecelerde 10. Menekşe Gözler 11. Telgrafın Tellerine 12. Siyah Ebrulerin 13. Yangın Olur Biz Yangına Gideriz 14. Sakın Geç Kalma 15. Kara Bulutları Kaldır Aradan 16. Benli 17. Bu Kış Hanım CD 6 / Rast 1,Gönül Aşkınla Gözyaşı Dökmekten Usandı Artık (4:08) 2.Bir Gönül Vardı Bende (2:40) 3.Baharın Gülleri Açtı (0:29) 4.Yasemen (3:16) 5.Açılan Bir Gül Gibi Bir Kalbe (3:25) 6.Dua (2:42) 7.Bu Kadar Yürekten Çağırma Beni (4:27) 8.Gül Ağacı (1:17) 9.Eski Dostlar (1:29) 10.Kanun Taksim (0:52) 11.Saçların Tarumar (2:07) 12.Sensiz Kalan Gönlümde (2:53) 13.Unut Beni Kalbimdeki Hicranla (3:28) 14.Ömrümce Hep (2:41) 15.Nihansın Dideden Ey Serv-i Nazım (3:38) 16.Kara Gözlüm Efkarlanma (2:09) 17.Ben Kalender Meşrebim (2:56) 18.Adana’nın Yolları Taştan (2:31) 19.Rüya Gibi Her Hatıra (2:39) CD 7 / Segah 1.İncecikten Bir Kar Yağar 2.Kapat Gözlerini Kimse Görmesin 3.Buruk Acı 4.Karam 5.İzmir’in Kavakları 6.Kıskanırım Seni Ben 7.Benim Sen Nemsin Ey Dilber 8.Seni Her Dem Arıyorum 9.Peşrev 10.Suy-i Kağıthanede 11.Ayrılık Yaman Kelime 12.Bir Rüzgardır Gelir Geçer Sanmıştım 13.Ben Seni Unutmak İçin Sevmedim 14.Leyla Bir Özge Candır 15.Ölürsem Yazıktır Sana Kanmadan 16.Olmaz İlaç Sine-i CD 8 / Hüseyni 1.Ud Taksim 2.Ezelden Aşinanım Ben Ezelden 3.Kanun Taksim / Hem Cemalin 4.Keman Taksim 5.Geçti Sevdalarla Ömrüm 6.Klarnet Taksim 7.Senden Bilirim Yok Bana Faide 8.Hicran Oku Sinem Deler 9.Edalı Bir Yosma Kararım Aldı 10.Sinemde Bir Tutuşmuş 11.Tez Geçse De Her Sevgide 12.Köşküm Var Deryaya Karşı 13.Yanık Ömer 14.İçtim Suyunu Şu Coşkun Derenin 15.Menekşe Kokulu Yarim 16.Keklik Dağlarda Çağılar 17.Ağlama Yar Ağlama 18.Saza Niye Gelmedin 19.Al Fadimem 20.Dağlar Kızı Reyhan CD 9 / Saba 1.Kanun Taksim 2.Seni Herkesten Kıskanıyorum 3.Güle Sorma O Bilmez Aşkı Sevdayı 4.Mendilimin Yeşili (Aman Doktor) 5.Uzayıp Giden Tren Yolları 6.Keman Taksim 7.Neydin Güzelim 8.Öyle Bir Afet-i Yekta-yı Emelsin Meleğim 9.Klarnet Taksim 10.Bir Nigah Et 11.Ud Taksim 12.Semt-i Dildare Bu Demler 13.Bir Esmere Gönül Verdim 14.Bir Dalda İki Kiraz 15.Aksaray’dan Geçer İken 16.Daracık Sokaklar (Yüksek Minare) 17.Kara Gözlü Çingenem CD 10 / Muhayyer Kürdi 1.Peşrev 2.Var Mı Hacet Söyleyim 3.Rüzgar Söylüyor Şimdi O Yerlerde 4.Bir Kızıl Goncaya Benzer Dudağın 5.Bağa Girdim Kamışa 6.Klarnet Taksim 7.Unutulmuş Ne Varsa 8.Safalar Getirdiniz Sefa Geldiniz 9.Ah Bu Şarkıların Gözü 10.İstanbul Sokakları 11.Sarmaşık Gülleri 12.Geçmesin Günümüz 13.Neredesin Neyleyim 14.Çile Bülbülüm Çile 15.İçin İçin Yanıyor 16.Karşıyaka’da İzmir’in Gülü 17.Ay Doğdu Batmadı Mı 18.İşte Seni Seven Benim 19.Batan Gün Kana Benziyor 20.Zeynebim 21.İstanbul’dan Üsküdara 22.Çayır İnce Biçemedim |
BURSA NUTKU..
Temmuz 24, 2007Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”
Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!
Mustafa Kemal Atatürk
Bursa, 5 Şubat 1933
GENÇLİĞE HİTABE….
Temmuz 24, 2007
GENÇLİĞE HİTABE
Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet’i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK
20 Ekim 1927
CAN AKIN SEN NASIL ?
Temmuz 23, 2007
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN HIZINI AZALTMAK İÇİN BEN NE YAPABİLİRİM?????
Temmuz 20, 2007 
Günlük yaşamımızda tükettiklerinizi ve enerji ihtiyçlarımızı karşılamak için doğanın verdiği imkanları bilinçsizc ve hoyratça kullanmamız sonucunda ortaya ” SERA GAZLARI”nın (esas olarak karbondioksit ve metan gazları) sebep olduğu iklim değişikliği ve dünyamızı geri dönülemek bir felakete doğru götürmektedir.
Bu iklim değişikliği küresel ısınma,çevre kirliliği ve içme suyu yetersizliğinin,çok kısa bir zaman sonra bildiğimiz hayat formlarını ve insanlığı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bırakması kaçınılmaz olacaktır…
Alınabilecek önlemler için hala zamanımız vardır.Ancak bu sadece kamunun,sanayi ve tarım sektörünün gayretleriyle mümkün olamaz.Her insan günlük yaşamını içinde alacağı tedbirlerle bu tehlikenin azaltılmasına destek olmak zorundadır.
Bu tedbirlerden bazı pratik ve kolay olanlarını aşağıda veriyoruz.Hepimiz iklim değişikliği hızını azaltmak için “BEN NE YAPABİLİRİM..? ” diye düşünmeli ve yapmalıdır.
l – (Bulunduğunuz ortam sıcaklığını düşürün)
Fazla değil ,sadece l C düşürün,böylece bir miktar enerji tasarrufu yapabilirsiniz.Eğer üşürseniz, ki bu ihtimal genelde yoktur,üzerinize modaya uygun bir kazak,süveter giyebilirsiniz..
2- (Evinizin ısısını havaya atmayın)
Evinizin çatı arasını,duvarlarını,sıcak su hatlarını ve kazanı ısı kaçaklarına karşı kontrol edin.Kapıyı,pencereyi açık veya aralık bırakmayın.Evinizi ılık tutun,sıcak değil ve böylece gezegenimizi biraz daha soğutmuş olursunuz.
3-Elektrikli cihazların Stand by konumunda bırakmayın.
Televizyonlarımızı standby konumunda bırakmak bir miktar enerjiyi gereksiz yere harcamamıza neden olur.Kumandayla kapatmak yerine oturduğunuz yerden kalkarak TV’ yi üzerinden kapatabiliriz.
4- Şarj cihazlarını prizlere takılı bırakmayın..
Kücük şarj cihazlarını kullanılmadıkları zaman bile bir miktar enerji harcarlar.Cep telefonu,Playstation..gibi cihazlarınızı şarj etmediğinizde yada pilleri dolduğunda şarj cihazlarını prizde bırakmayınız..
5_ Daha fazlasını kaynatmayın.
Su ısıtıcıları sizin çay ya da kahve içmeniz için gereken enerjiden çok daha fazlasını harcarlar.Kaç bardak içilecekse sadece o kadar su kaynatın daha fazlasını değil..
6_Ütü yapmayı azaltın.
Biraz kırışık-buruşuk giysi sizi daha kötü göstermez.Unutmayınız ki ütü evde en fazla enerji harcayan ev aletidir.
7-Çok parlak ve fazla-gereksiz ışıkları söndürün.
Gerçekten onlara ihtiyacınız yoksa lütfen onları kapatın.Zira onlar çok fazla enerji tüketirler.Paranızın olması enerji israfı hakkı vermez.Eğer bir gösteri merkezinde yaşamıyor ve karanlıktan korkmuyorsanız,inanın fazla ışık gerekli değildir.
8-Daha verimli ampul kullanın.
Düşük enerji ampulleri size gereken ışığı verdikleri gibi 3 kat daha güç harcarlar.Eğer ki bir gece kulübünde yaşamıyorsanız,tüm ampullerinizi değiştirin.
9-Dondurucularınızı sızdırmaz hale getirin,buzdolaplarını fazla doldurmayın.
Dondurucular çok iyi sızdırmazlık sağlandığında en yüksek verimde çalışırlar.Bu sayede havayı dondurmak için yoğun bir şekilde çalışmak zorunda kalmazlar.Fazla dolu buzdolabı gereksiz enerji harcar..
10- Elektrikli ısıtıcı,soğutucuları,klima ve fırınları en az süreyle kullanın.
Elektrikli ısıtıcı ve soğutucular ütü gibi çok fazla elektrik kullanırlar.Üşüyorsanız kazak-çorap giymek,terliyorsanız pencere açmak daha az enerji tüketmek ve daha az para harcamak demektir.
11-Arabanızı olabildiğince az kullanın.
Yürüyün,bisiklete binin,koşun,paten kayın,toplu taşıma araçları kullanın yada en kötüsü otostop yapın.Her ne durumda olursa olsun,aracınızı kullanmamaya çalışın.
12-Kendi bölgenizin yiyecek ve ürünlerini tercih edin.
Yakın çevrenizdeki yiyeceklerle beslenin, bölgenizin ürünlerini tercih edin.Dünyanın bir ucundakilerle değil.Sadece çevrenizdeki yiyecekleri yemekle ve ürünleri kullanmakla ölmezsiniz.Böylece bunlar dünyanın diğer uçlarından uçaklarla size taşınmaz.
13-Çamaşır yıkama sıcaklığını ve süresini düşürün.
Kıyafetlerinizi 40-60 derecede yıkayacağınız yerde 30 derecede ve kısa programda yıkayın.Aynı sonucu alırsınız ama makineniz daha az enerji kullanmış olur..
14-Çok yapraklı bitkiler-ağaçlar dikin.
Bahçenize plastik,tahta metal veya taş dekorasyon yerine fert başına 4-6 az su isteyen-ağaç ve bitki dikin.Vahşi bahçe zevkini tercih edin.Unutmayın ki yetişkin bir ağaç,iki insanın bir yıl boyunca kullanacağı oksijeni sağlar.
15-Suyu tasarruflu ve birkaç defa kullanın.
Banyo,temizlik,bulaşık,çamaşır için suyu en tasarruflu biçimde kullanın,atık suları tuvalet gideri,bahçe sulaması ve araba yıkamada tekrar kullanmaya çalışın.Sulamaları sabah erken veya akşam saatlerinde yapın.
16-İçme suyunu hortumla kullanmayın.
Arabanızı,balkonu vb.kova ve sünger ile temizleyin.Hortum ile araba yıkamak,bir insanın 3-4 günlük su ihtiyacını yok etmek demektir.
17-Banyo yerine duşu kullanın.
Duşlar,küveti doldurarak banyo yapmanız için gerekli olan suyun l/3 ünü harcarlar ve suyun ısıtılması için daha az enerji gerektirirler.
18-Sensörlü veya zaman ayarlı musluklar kullanın,kullandırın.
Evimizde,işyerimizde,okullarda,sinema ve ticaret mekanlarında el yıkarken,diş fırçalarken suyun boşuna akmasını önlemek için,sensörlü veya zaman ayarlı musluklar kullanılmasını sağlayalım.
19-Musluk ve rezervuar vb.sızıntıları engelleyin.
Damlayan musluklar ve sızıntı yapan tuvalet rezervuarları düşündüğünüzden çok fazla su kaybına yol açar.Saniyede l damla akan musluk yılda 3 ton eder.Paranız çok olabilir ama hepimizin ortak kaynağı olan suyu israf etmemeliyiz.!!!!!!
20-Tuvalet rezervuarı hacmını azaltın.
Tuvaletlerdeki rezervuar hacmini ya daha küçük bir rezervuar ile değiştirerek azaltın veya mevcut rezervuarınız içine kapasitesine göre l litrelik-2,5 litrelik pet kişe koyarak hacmi düşürün,suyun daha az kullanılmasını garanti edin.Emin olun aynı temizlik düzeyini koruyacaksınız.!!!
21-Atık yağ,plastik ve lastik yakmayın.
Yok etmek veya ısınmak için yakacağınız atıkyağ,lastik veya plastik çıkartacağı gazlar nedeniyle ciddi kirlenme yaratırlar….Hakkımız Yok…!! Yakmayın, bilgilendirin,yaktırmayın.
22- En az sentetik tarım-bitki ilacı kullanın.
Bahçenizde,tarlanızda kullandığınız ilaçların yer altı sularını kirletme düzeyi inanılmaz..!! Olabilecek en az sentetik ilaç kullanın,tabii ilaç ve koruyucuları tercih edin.
23-Alışverişlerinizde file veya sırt çantısı kullanın.
Ürün taşımak için eskiden olduğu gibi uzun süre dayanan fileleri-torbaları kullanın veya alaşverişe sırt çantanız ile gidin.Plastik poşet veya kesekağıdı istemeyin,Plastik ve kağıt ambalajlı ürünleri tercih etmeyin.
24-Daha az çamaşırsuyu,daha az deterjan kullanın.
Temizlik-mikrop öldürmek için kullandığımız çamaşır suyu,temiz su için gerekli bakterileri de öldürür,deterjan atıkları ise çevreye aşırı zarar verir.Her ikisini de alıştığınızın yarısı miktarda kullanın.Daha iyisi doğal sabunları tercih edin.Çamaşırlar ve eviniz göreceksiniz yine temiz ve beyaz olacak.Tasarruf edeceğiniz para da ödülünüz olacak.
25-Kullanılmış kızartma yağlarınızı lavaboya,toprağa dökmeyin.
Bir kilo atık yağ, l000 ton suyu kirletebilmekte.Kullanılmış yağlarınızı plastik bir şişeye koyarak,geri kazanılmasına veya en azından çöplüğe gitmesini sağlayınız.
26-Çöplerinizi oldukları gibi atmayın..
Çöpleri metal,kağıt,cam olarak ayırın,bunlar geri dönüştürülür ve enerji kaynak tasarrufu sağlar.Sebze-meyve-yemek artıklarınızı ise bahçenizde bir köşede toprağa gömün ve tabii gübre elde edin.Böylelikle metan gazının oluşmasını önlemiş olursunun ve bitkileriniz için bedava gübreniz olur.
GEMİCİKLERDE TALİM VAR…YILMAZ ÖZDİL
Temmuz 19, 2007Gemiciklerde talim var…
İktidar, dut gibidir.
Kendini hep tepede görür.
Ama ahali bi silkeler…
İllaki düşer.
![]()
Bakın, Başbakan çıktı, aniden, “tek başına iktidar olmazsam, çekilirim” dedi.
![]()
Niye dedi?
![]()
Açtım telefonu… İnsan davranışları konusunda saygın yere sahip, üç profesör ile konuştum.
Ve sordum,
“niye dedi?”
![]()
Rica ettiler.
İsimlerini yazmıyorum… Kendilerine tebelleş olunmasından korkuyorlar… Halimiz maalesef bu.
Ortak görüşleri ise, şu…
![]()
Bir…
“AKP’ye değil, Tayyip Erdoğan’a oy verin, imajı yaratılıyor. Abdullah Gül bile, bir iki yer hariç, kürsüye çıkarılmıyor. Televizyonlara bakın… MHP adına konuşan çok sayıda kişi var. CHP adına Baykal’dan fazla gördüğümüz insanlar var. Tayyip Erdoğan ise, tek tabanca olarak sunuluyor. Sanki parti yok, sadece bir kişi var, gibi davranılıyor. Dikkat edin, AKP olarak bırakırız demiyor, bırakırım diyor… Çünkü bu, Cumhurbaşkanlığı seçiminin provası aslında.”
İki…
“Erdoğan’ın bu lafı, kararsız seçmenleri etkilemez… Çünkü bir siyasetçinin sonunun ne olacağı kimseyi ilgilendirmez. İnsanlar, kendi sonlarının ne olacağıyla ilgilenir… CHP’ye oy verecek insanları da ilgilendirmez, aksine sevinirler. MHP’ye oy verecek insanları da ilgilendirmez, zaten siz gidin diye MHP’ye oy veriyorlar. Erdoğan’ın durumundan, Genç Parti’ye, Demokrat Parti’ye gönül veren insanlara ne? Hiç etkilemez.”
E nedir?
Üç…
“Tayyip Erdoğan, bu açıklamasıyla, AKP’ye oy veren seçmeni hedefliyor… Ama AKP’de ısrar edenleri değil… Geçen seçimde AKP’ye oy verip, umduğunu bulamayan, benden bu kadar, bu sefer başkasına oy vereceğim, diyenleri hedefliyor.
Nasıl yani derseniz…
Geçen seçimde CHP’ye oy verip, bu sefer AKP’ye oy verecek olan yok. Geçen seçimde MHP’ye oy verip, bu seçimde AKP’ye dönecek olan da yok. Ama, geçen seçimde AKP’ye oy verip, bu sefer, diğer partilere, özellikle MHP’ye ve Saadet’e kayan çok… Seçmen, kimsenin demirbaşı değildir… Tayyip Erdoğan, işte bu şiddetli kanamayı durdurmaya çalışıyor…”
![]()
Niye dedi?
Bundan dedi.
![]()
Çünkü, 95 metrelik harbi gemiye “gemicik” diyor Başbakan ama… Tayfa bavulları topladı, ilk limanda inmeye niyetli.
KARA TİMURTAŞ VE OĞULLARI
Temmuz 18, 2007
|
||
|
|
||
KARA TİMURTAŞ PAŞA
Temmuz 18, 2007Kara Timurtaş Paşa, Osman Gazi‘nin silah arkadaşlarından Aygut Alp‘in torunudur. Babası Kara Ali Bey olup, yine Osman Gazi’nin mücadelelerine katılmış ve 1308′de kendisine verilen bir müfreze ile Apolyont Gölü (Ulubat Gölü) üzerindeki Alyos adasının zaptına gönderilmiş ve orayı sulhen alarak orada bulunan büyük bir kilisenin Rumlarca hürmet edilen papazını ailesiyle Osman Gazi’ye getirmiş, papazın güzelliği ile meşhur kızını, Osman Gazi, Kara Ali Bey’e nikahlamıştır. Hereke kalesi kuşatmasında Kara Ali Bey’in gözüne bir ok isabet ederek sakat bırakmıştır.
Kara Timurtaş Paşa çağdaşları olan Sarı Timurtaş Paşa ve Ak Timurtaş Paşa ile karıştırılmamalıdır. I. Murat’ın Kosova‘ya hareketi esnasında Anadolu muhafazasında bıraktığı ve Işıklı, Sandıklı ve Kütahya taraflarının valisi olan Sarı Timurtaş Paşa ile, Sivrihisar muhafızı Ak Timurtaş Paşa, Kara Timurtaş Paşa’dan ayrı şahsiyettirler.
Ruhi‘ye göre Kara Timurtaş Paşa Yıldırım Bayezid‘e lalalık yapmış olup I. Murat‘ın tahta çıkış yılında Rumeli‘ye geçişinde Bayezid’le beraber Bursa‘da kalmıştır. Sonradan Rumelideki fetihlere katılan Kara Timurtaş Paşa, Lala Şahin Paşa‘dan sonra beylerbeyi olmuştur. 1382′de birinci defa Manastır‘ı ve Pirlepe ve İştip kalelerini zaptetmiştir. Ertesi yıl da Bosna ve Arnavutluk‘a akın yapmıştır. I. Murat’ın Karamanoğulları ile yapmış olduğu muharebede bu Kara Timurtaş’ın fevkalade gayreti görülerek, zaferden sonra beylerbeyliğine vezirlik de ilave edilmiştir.
Kara Timurtaş Paşa beylerbeyliğini son zamanlarına kadar muhafaza etmiştir. Ankara Savaşı‘nda -belki ihtiyarlığı sebebiyle- bizzat bulunmamış ise de, oğulları Ali ve Yahşi Beyler bulunarak Ali Bey esir, Yahşi Bey şehit düşmüştür. Kara Timurtaş Paşa 1404 Mart’ında Bursa’da vefat ederek kendi adını taşıyan semtte yaptırdığı caminin yanına gömülmüştür. Mezar kitabesinde bulunan (Melik-ül-Ümera Timurtaş bin Ali) ibaresinden beylerbeyi olduğu görülüyor.
Osmanlı devletinin maaşlı Kapıkulu süvarileriyle Voynuk teşkilatı, yani has ahır ve çayır biçme ocakları Kara Timurtaş Paşa’nın teşebbüsüyle yapıldığı gibi, ölen sipahilerin tımarlarının erkek evlatlarına verilmesi kanunu da onun tavsiyesiyle konmuştur.
Timurtaş Paşa’nın Yahşi, Oruç, Ali ve Umur isimlerinde dört oğlu vardı. Bunlardan en büyükleri olan Yahşi Bey, Niş fatihidir. Ankara Savaşı’nda şehit düşmüştür. Diğer üç oğlunun gerek askeri alanda ve gerek devlet işlerinde önemli hizmetleri görülmüştür. I. Mehmet Çelebi’nin ölümünden sonra oğlu II. Murat‘a karşı çıkan Mustafa Çelebi hadisesinde bu üç kardeş, Sultan Murat’a sadakatla hizmet etmişler ve kriz çözülünceye kadar divanda vezir derecesiyle bulunmuşlardır.
Tehlike hali geçtikten sonra Sultan Murat divan heyetini azaltarak Oruç Bey’e Anadolu beylerbeyiliğini, Ali Bey’e Saruhan (Manisa) sancak beyliğini verip Umur Bey’i de elçi olarak Germiyanoğlu Yakub Bey’e gönderdiği gibi, lalası Yörgüç Paşa‘yı da Amasya sancağına tayin etmiştir (1423.) Oruç Paşa beylerbeyi iken devlete muhalefete kalkan İzmiroğlu Cüneyt Bey üzerine gönderilmiş ve Cüneyt’i mağlup etmiş ise de İpsili kalesine kaçtığı için yakalayamamıştı. Oruç Bey 1426′da vefat ederek yerine Anadolu beylerbeyliğine Hamza Bey tayin edilmiştir.
Saruhan sancak beyi Ali Bey (Paşa) burada dört beş yıl bulunmuştur. 1428′de emekliye ayrılmasından sonra Manisa’da Ali Bey Camii denilen camiini yaptırdı. Vefatı bu tarihten sonradır. Vakfına oğlu Haydar Çelebi’yi ve ondan sonra diğer oğlu Cafer Çelebi’yi mütevelli koymuştur.
Kara Timurtaş Paşa’nın hem asker hem de bilgin oğlu Umur Bey Bursa’da bir cami ve bu caminden dışarı çıkmamak üzere kitap vakfetmiştir. Bundan başka Bergama ‘da medrese, Biga‘da cami ve Afyonkarahisar‘da bir cami ile bir medrese, Edirne‘de bir mescid yaptırmış ve bunlara vakıflar tahsis etmiştir. Vakfiyesini Ocak 1455′de Türkçe tertip ettirerek Bursa’daki camiinin cephesine iki parça halinde taşa hakkettirmiştir. Umur Bey adına bazı eserler de tercüme edilmiştir. Zamanının bütün muharebelerde bulunmuş ve büyük hizmetleri görülmüştür. Aşıkpaşazade bazı tarihi olayları Umur Bey’den nakletmiştir. Ağustos 1461′de ölmüş olup, Bursa’da gömülüdür.
Kara Timurtaş Paşa’nın ismi Bursa’nın Timurtaş semtinin isminde yaşamaktadır.
