Sayfa l
Gezegenimiz 4,65 milyar yıllık tarihi boyunca birçok kez ısınmış ve soğumuştur. Günümüzde dünyamız yine hızlı bir ısınma periyoduna girmiştir ve bu kez diğerlerinden farklı olarak, oldukça fazla bir nüfus kitlesiyle bu etkiye maruz kalacaktır.
Küresel ısınmayı sade bir tanımlama ile; “atmosfer, okyanuslar ve kara kütleleri yüzeyindeki sıcaklıktaki yükselme” olarak tanımlayabiliriz. Bu ısınmaya kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtların yakılması sonucu atmosfere dahil olan sera gazlarının neden olduğu
sanılmaktadır.
Sera Etkisi
Dünyamızı aydınlatan ve ısıtan enerjinin kayna ğ ı güne ş tir. Güneşten, gezegenimizin yüzeyine ulaşan kısa dalgalı radyasyon, ışıktan ısıya dönüşmek suretiyle dünyamızı ısıtır. Yeryüzü, bu radyasyonun bir kısmını uzun dalgalı kızılötesi ışın olarak uzaya geri yansıtır. Bu uzun dalgalı kızılötesi ışınların büyük bölümü uzaya geri dönerken, bir bölümü dünya atmosferinde sera gazları vasıtasıyla tutulu kalmaktadır. Atmosferde kızılötesi ışınların tutulması ve yansıtılması sırasında, tıpkı seradaki camlar gibi ısıyı muhafaza etme özelliklerinden dolayı bu gazlara “sera gazı” adı verilmiş tir. Bu gazların atmosfer içindeki miktarlarının artması ile atmosfer, güne ş yoluyla dünyamıza sağlanan ısının tutulmasını tekrar geriye bırakılmasını sağlayan bir yalıtkana dönüşmektedir.
Sera Gazı Çeşitleri
Sera gazları tabii olarak do ğ ada bulunurlar ve ayrıca insanların çeşitli faaliyetleri sonucu ortaya çıkarlar.
Sera gazları içerisinde en bol miktarda bulunanı okyanuslar, denizler, göller ve akarsulardan buharlaşma yoluyla atmosfere karışan su buharıdır.
Karbon dioksit (CO2) ikinci en fazla bulunan sera gazıdır. Organik maddenin çürümesi, hayvan ve insanlarını solunumu, yanardağ patlamaları gibi birçok do ğ al olaylar sonucu atmosfere dahil olmaktadır. Ayrıca, insanlar fosil yakıtlar, katı atıklar, ağaç ve ağaç ürünleri yakmak suretiyle evlerini ısıtmak, motorlu taşıtlar kullanmak ve elektrik üretmek amaçlarıyla atmosfere dahil olan karbon dioksit miktarını arttırırlar. 18nci yüzyılın ortalarındaki Sanayi Devrimi’nden bu yana atmosferdeki miktarı 281 ppm’den 368 ppm’e ulaşarak %31’lik bir artış göstermiştir.
Metan (CH4), atmosfer içerisinde daha etkili yalıtkanlık yaratan bir gazdır. Aynı miktardaki karbon dioksite oranla en az 20 kat daha fazla ısıyı tutabilmektedir. Kömür, doğal gaz ve petrolün üretim ve taşınması esnasında atmosfere dahil olmaktadır. Metan, büyükbaş hayvanlar başta olmak üzere kimi hayvanların sindirim yan ürünü olarak ortaya çıkmasının yanında atık alanlarındaki organik maddelerin bozuşmasından da meydana gelmektedir. Sanayi Devrimi’nden bu yana atmosferdeki metan miktarı iki kattan daha fazla artmıştır.
Diazot monoksit (N2O), esas olarak tarım topraklarının işlenmesi ve fosil yakıtların yakılması sonucu ortaya çıkmaktadır. Çok güçlü yalıtkanlık özelli ğ i olan bir gazdır. Aynı miktardaki karbon dioksitin tuttuğundan yaklaşık 300 kat fazla ısı tutma özelliğine sahiptir. Atmosferdeki miktarı, sanayileşme öncesindeki düzeyle kıyaslandığında %17’lik bir artı ş göstermiştir.
Sera gazları, aynı zamanda modern ve teknolojik bir hayatın devamı için gerekli üretim işlemleri sonucunda da meydana gelmektedir.
- Alüminyumun eritilmesinden perflorlu bileşikler meydana gelmektedir.
- Otomobil koltukları, mobilyalar ve yalıtımda kullanılan köpükler de dahil
olmak üzere birçok maddenin üretimi esnasında hidroflorokarbonlar meydana
gelmektedir.
- Kimi gelişmekte olan ülkelerde montajı yapılan buzdolaplarına hâlâ soğutucu
gaz olarak kloroflorokarbonlar kullanılmaktadır.
20nci yüzyıl boyunca, atmosfer içerisinde büyük miktarlarda artış gösteren bu sentetik kimyasalların bazıları atmosfer sıcaklığını arttırma özelliklerinin yanında, dünyamızı morötesi ışınların olumsuz etkilerinden koruyan ozon tabakasına da zarar vermektedirler.
2000 yılında triflorometil sülfür pentaflorid adında yeni bir sentetik bileşiğin atmosferde hızlı bir şekilde arttı ğ ı belirlenmiştir. Bu gazın diğer bilinen sera gazlarından çok daha fazla ısı tutma özelli ğ i olması endişe vericidir ve endüstriyel kaynağı hâlâ bulunamamıştır.
Küresel Isınmanın Etkileri
Dünya üzerindeki tüm yaşamlar sera etkisi ile yakından ilişkilidir. Sera etkisi olmayan bir dünya, yaklaşık 33 o C’lik bir soğuma ile karşı karşıya kalır ki, bu da dünyamızın bir kutuptan diğerine buzlarla kaplanması anlamına gelmektedir. Ancak, sera gazlarının atmosferde aşırı bir şekilde artması da sürekli ısınma şeklinde dengelerin bozulması tehdidini yaratmaktadır.
Dünyanın ortalama yüzey sıcaklı ğ ı 15 o C’dir. Geçti ğ imiz yüzyılda bu sıcaklık 0,6 o C’lik bir artış göstermiş tir. Kıtalar üzerindeki sıcaklık okyanuslar ve denizlere oranla daha fazla artmıştır. 1950 yılından bu yana deniz yüzeyi sıcaklı ğ ı kara yüzeyindekinin ancak yarısı kadar artmıştır. Gece sıcaklıklarında da her 10 yılda ortalama 0,2 o C artı ş görülmüş tür. IPCC (Intergovernmental Panel On Climate Change)’nin 2001 yılında yayımlanan üçüncü değerlendirme raporunda 2100 yılına kadar dünyamızdaki ortalama sıcaklığın 1,4-5,8 o C arasında artacağı belirtilmektedir. Bu artışın 1990-2025 yılları arasında 0,4-1,1 o C, 1990-2050 yılları arasında 0,8-2,6 o C civarında seyredeceği kurgulanmaktadır.
Küresel ısınmaya bağlı olarak geçti ğ imiz yüzyılda kar örtüsü ve buzul boyutlarında küçülmeler ya ş andı. 1960’ların sonlarından bu yana Kuzey Yarıküre’de kar örtüsünde %10’luk bir azalma oldu. Orta ve daha yukarı enlemlerde göl ve nehirlerin yıllık buzla kaplı kalma sürelerinde yaklaşık 2 haftalık bir kısalma oldu. 20nci yüzyıl boyunca dağ buzullarında da büyük çapta zirveye doğru çekilmeler yaşandı. 1950’lerden 2000’e kadar geçen sürede Kuzey Yarıküre’de bahar ve yaz aylarındaki deniz buzulu boyutlarında %10-15 oranında küçülmeler yaşandı. 20nci yüzyılın son 30 yılında Arktik deniz buzulu kalınlığında yaklaşık %40’lık bir azalma ya ş andı. Önümüzdeki süreçte de ısınmaya bağlı olarak okyanusların ılıklaşmasıyla birlikte da ğ buzullarının ve kutuplardaki buz örtüsünün erimeye devam etmesi beklenmekte ve deniz seviyelerinin de 9-100 cm arasında yükseleceği tahmin edilmektedir. 20nci yüzyıl boyunca deniz seviyelerinde 10-25 cm arasında bir artı ş oldu ğ u saptanmıştır.
Sibirya’nın batısında 11 bin yıldır donmuş halde bulunan ve yaklaşık Fransa ve Almanya büyüklüğündeki turbalıklar küresel ısınmanın etkisiyle son 3-4 yıldır erimeye başladılar. Son 40 yıl içinde bu yörede 3 o C’lik bir sıcaklık artışı görülmüştü. Artık geri dönüşü olmayan bu erime olayının sonucunda atmosfere milyarlarca ton metan gazı dahil olacak. CO2 gazından 20 kat daha fazla ısı tutabilme özelli ğ i olan CH4 gazının bu düzeyde atmosfere salınımı küresel ısınma hızını ve şiddetini bu güne kadar yapılan tahminler üzerinde arttıracaktır.
Deniz seviyesinde görülecek yükselme, birçok kıyı bölgesi yerleşimini olumsuz yönde etkileyecektir. Örneğin deniz seviyesinde meydana gelecek 100 cm’lik bir artışla Hollanda’nın %6’sı, Bangladeş ’in %17,5’i ve birçok adanın ya tümü ya da büyük bölümü sular altında kalacaktır. Denizlerdeki yükselme kıyı ekosistemlerinde büyük değişiklikler yaratacak, denizlere yakın alçak düzlüklerde yeni bataklıklar meydana gelecektir. Denizlerin karalar üzerinde ilerlemesi ile oluşacak arazi kayıplarının yanında kıyı erozyonlarında da artışlar görülecektir.
Mevsimler bazı bölgelerde daha uzun olmaya başlayacak, kış ve gece sıcaklıkları, yaz ve gündüz sıcaklıklarından daha fazla artma eğiliminde olacaktır. Isınan bir dünyada sıcak stresinden dolayı daha çok insan ölecek, tropik bölge hastalıkları serin iklim bölgelerine doğru yayılma gösterecektir.
Isınmayla birlikte okyanus ve denizlerden daha fazla su buharlaşacak ve dünya daha rutubetli olacaktır. Bu da yağışların artmasına neden olacaktır. Kıtalar üzerine düşen yağış miktarı son yüzyıl içerisinde %1’lik bir artış göstermiş tir. Gücünü suyun buharlaşmasından alan kasırgalar muhtemelen daha da güçlü olacaklardır. El Nino kasırgası önceki yüz yıllık periyotla karşılaştırıldığında son 20-30 yıllık süreçte daha sık, uzun süreli ve şiddetli görülmeye başlanmıştır.
Sert ve devamlı rüzgarlar, suyun topraktan daha hızlı bir şekilde buharlaşmasına yol açacak, bu da bazı bölgelerin eskisinden de daha kurak olmalarına neden olacaktır. 20nci yüzyıl boyunca orta ve daha yukarı enlemlerdeki kıtalar üzerine düşen yağış ta %5-10 arasında artış saptanmıştır. Yoğun yağış sıklığında da %2-4’lük artış (24 saatte 50 mm) görülmüştür. Buna karşılık subtropikal alanlardaki karalara düşen yağışta %3’lük azalma olmuştur. Özellikle kuzey ve batı Afrika ve Akdeniz ülkelerinin kimilerinde yağışlarda düşüş yaşanmıştır. Son 10 yılda Asya ve Afrika gibi bazı kıtalarda kuraklık ve sıcaklık şiddetlerinde artış olmuştur.
İklimi ısınmış bir dünyada muhtemelen önceden oldu ğ undan daha fazla tarım ürünü
üretilebilecektir. Ancak, bu üretim ille de ş u anda verimli olan bölgelerde olmayıp serin iklim kuşaklarına doğru kayacaktır. Kuzey Yarıküre’de özellikle üst enlemlerde son 40 yıllık
süreçte, ürün yetiştirme sezonunda her on yılda 1-4 gün uzama belirlenmiştir. Küresel ısınma ve nemin artmasına paralel olarak gelecekte tarım ürünlerine ve ormanlara daha fazla böcek ve hastalık musallat olacaktır.
Küresel ısınmanın etkisiyle hayvanlar ve bitkiler kutuplara ve üst dağlık kesimlere yüksek
rakımlara doğru göç edeceklerdir. Ancak, bu göç yollarını tıkayan kentler ya da tarım arazileri ile karşılaşan ve bunları aşamayan bitki türlerinin nesilleri tükenecektir.
Küresel Isınmanın Türkiye Üzerindeki Olası Etkileri
Türkiye, küresel ısınmanın potansiyel etkileri açısından risk grubu ülkeler arasındadır.
Ülkemiz küresel ısınmanın özellikle su kaynaklarının zayıflaması, orman yangınları, kuraklık
ve çölleşme ile bunlara bağlı ekolojik bozulmalar gibi olumsuz yönlerinden etkilenecektir.
IPCC’nin 2002 yılı yayımlanan V. Teknik Raporu’nda;
1901-2000 yılları arasında Türkiye’de
-her 10 yılda sıcaklık 0,2 o C’ye kadar arttığı,
-yağış ta ortalama %10 düşüş olduğu,
2071-2100 yılları arasında ise
-Samsun’dan Adana’ya bir hat çizildiğinde bunun batı kısmının 3-4 o C, doğu kısmının
ise 4-5 o C civarında ısınacağı,
-günlük yağış miktarında 0,25 mm’ye kadar düşeceği,
-buharlaşma ve evaporasyonun artacağı,
-yaz kuraklığının artacağı,
-yağıştaki azalış , sıcaklık, evaporasyon ve kuraklıktaki artışla doğrudan bağlantılı
olarak orman yangınlarında artış olacağı,
-su kaynaklarındaki zayıflamaya bağlı olarak iç sularda yaşayan balık türlerinde azalma
yaşanacağı,
-sularda meydana gelecek sıcaklık artışının üreme bozukluklarına yol açacağı,
-arazi kullanımında meydana gelecek değişikliklerin erozyonu artıracağı,
belirtilmektedir.
Dünya Su Kaynakları ve Tarım Toprakları
Dünya üzerindeki en yaşlı kayalar oldukları belirlenen Greenland’daki Isua kayaları içerisinde 3,8 milyar yıllık suya rastlanmıştır. Suyun kökeni ile ilgili birçok teori bulunmakla birlikte yeryüzünde bu zamandan daha önce suyun varlığına dair başka kanıt bulunamamıştır.
Dünyadaki toplam su miktarı 1,4 milyar km 3 olup, bu suyun %97,5’i tuzlu su, geriye kalan
%2,5’i tatlı su kaynaklarından olu ş maktadır. Tatlı suların da ancak %0,3’ü göllerde,
akarsularda, barajlarda ve göletlerde bulunmaktadır.
Dünyamızda 1,4 milyar insan yeterli içme suyundan yoksundur. 2,3 milyar kişi sağlıklı suya
hasrettir ve yılda 7 milyon kişi su ile ilgili hastalıklardan ölmektedir. Dünyada kişi başına su tüketimi yılda ortalama 800 m 3 civarındadır. Ayrıca, dünyada 800 milyon kişi gıda yetersizliği ile karşı karşıyadır.
Dünyadaki toplam su tüketiminin %73’ü sulamada kullanılmaktadır. 1995 yılı itibarıyla
dünyada sulanan tarım alanları 253 milyon hektar iken, 2010 yılında 290 milyon hektara,
2025 yılında ise 330 milyon hektara ulaşması beklenmektedir.
Dünyada toplam işlenebilir tarım arazisi 3,2 milyar hektardır. Son yıllarda kişi başına düşen tarım arazisi gelişmiş ülkelerde %14,3 azalırken, gelişmekte olan ülkelerde %40 oranında azalmıştır. Birleşmi ş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)’ne göre kişi başına düş en tarım arazisi 0,23 hektar olup, 2050 yılında bu miktar 0,15 hektara kadar düşecektir.
Türkiye’nin Su Kaynakları ve Tarım Toprakları
Ülkemizin yenilenebilir su potansiyeli 234 milyar m 3 olup bulun 41 milyar m 3 ’ü yeraltı suları, 193 milyar m 3 ’ü yerüstü sularından meydana gelmektedir. Ülkemizde çeşitli amaçlara yönelik kullanımlarda teknik ve ekonomik anlamda tüketilebilecek yüzey ve yeraltı suyu miktarının 110 milyar m 3 olduğu belirlenmiştir.
Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için yılda ortalama kişi başına 10.000 m 3 su potansiyeline sahip olması gerekir. Su potansiyeli 1.000 m 3 ’ten az olan ülkeler “Su Fakiri” kabul edilmektedir. Ki ş i başına düşen kullanılabilir su potansiyeli 3.690 m 3 olan ülkemiz, dünya ortalaması olan 7.600 m 3 ’ün oldukça altında olmasından dolayı su fakiri olmamakla birlikte su kısıtı bulunan ülkeler arasındadır. Kişi başına düşen kullanılabilir su miktarımız 1.735 m 3 ’tür. Devlet İstatistik Enstitüsü, 2025 yılına kadar ülkemiz nüfusunun 80 milyona varacağını tahmin etmektedir. Bu durumda kişi başına düşecek kullanılabilir su miktarımız 1.300 m 3 ’e düşecektir.
Ülkemizin yüzölçümü 78 milyon hektar olup bunun sadece 28 milyon hektarlık kısmı
ekilebilir arazilerden meydana gelmiştir.
Şubat 26, 2007, 9:46 pm üzerinde |
harika saol ödevimi buldum
Kasım 1, 2007, 8:36 am üzerinde |
ama ben ödevimi bulamadm daha kapsamlı bilgi lazm
Kasım 27, 2007, 9:12 pm üzerinde |
ödevimi buldum ve yaptım.çok detaylı bilgiler yazılıyor.ben çok beğendim.
Şubat 1, 2008, 8:35 pm üzerinde |
offfffffffffffffffffffffffffffffffff
Şubat 1, 2008, 8:36 pm üzerinde |
offfff bulamadım
Şubat 11, 2008, 7:49 pm üzerinde |
offfffffffffffffffffffffff bulamıyorum
Nisan 10, 2008, 5:56 pm üzerinde |
hıç bısı uok
Nisan 20, 2008, 6:14 pm üzerinde |
nasıl ısının tutulması ve yansıtılmasın bulabilirim lütfennnnnnnnn yazı biraz uzun olsun
Nisan 21, 2008, 1:45 pm üzerinde |
bulamadımmmmmmmmm
Nisan 22, 2008, 5:47 pm üzerinde |
oooooooooooffff offffffffffffffffff
Nisan 24, 2008, 11:31 am üzerinde |
offfff çok sıkıcı hiçirsey bulunmuyo yaaa
Nisan 24, 2008, 11:33 am üzerinde |
biraz uzun olsa konular ödevim en az 15 sayfa olması lazımda
Nisan 24, 2008, 5:43 pm üzerinde |
yha bulamıorum yha bune offffffff
Nisan 29, 2008, 2:09 pm üzerinde |
ÇOK GEREKSİZ KONULARA YER VERİLMİŞ ARADIĞIMIZDA BAŞKA ŞEYLER ÇIKIYOR
Nisan 29, 2008, 3:44 pm üzerinde |
ben size ısının tutulmasını ve yansıtılmasını soruyorum siz bana bu sayfayı çıkartıyorsunuz….. oooooooooooffffffffffffffffffff
ahhlafterjonkop
Mayıs 6, 2008, 1:25 pm üzerinde |
ben ödevimi buldum bu siteyi yapanlara saol
Mayıs 12, 2008, 6:06 pm üzerinde |
yapanların eline koluna sağlık ben ödevimi buldum çok sağolun
Eylül 22, 2008, 5:59 pm üzerinde |
allah razı olsun bu siteyi yapandan
Eylül 23, 2008, 6:19 pm üzerinde |
bu siteyi yapandan allah razı olsun ödevimi buldum
Ekim 20, 2008, 2:47 pm üzerinde |
BABA BİŞE YOK BUNDA YA………….
Aralık 23, 2008, 6:44 pm üzerinde |
hiç birşey BULAMADIM
Aralık 25, 2008, 5:58 pm üzerinde |
yhaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa bana 4 sayfalık kompozisyon lazımmmm konusu küresel ısınma ,insan ve doğa üzerindeki etkisini ön plana çıkaran 4 sayfalık kompoz,syon %75 falanda olmıcak bu ne yha iğrenç bi site babama söyliim kapattırsın bu siteyi
Şubat 25, 2009, 1:41 pm üzerinde |
bulamıyorum ulennnnnnnnn
Şubat 25, 2009, 1:43 pm üzerinde |
bulamadım ulennnnnnnnnnnnn
Mart 10, 2009, 9:51 pm üzerinde |
aradıgım seyı bulamadım.kuresel ısınma genel olarak dunyada su kaybına neden olur mu? oluyorsa bu suya ne olur?
Mart 30, 2009, 11:59 am üzerinde |
bence anlıyacağımız dilde yazılsa daha iyi olur.anlayacağımız dilde yazılmamış sanki ben bilimadamıyım
Nisan 7, 2009, 2:12 pm üzerinde |
bu yazılar dogru deil
Nisan 7, 2009, 6:33 pm üzerinde |
ısının tutulması yazdım bu çıktı:D :S
Nisan 8, 2009, 12:59 pm üzerinde |
Y arkadaşlar sahidende ben burda bulamadı yani benim ödevim kaldı gibi bişi ya offf
Nisan 11, 2009, 11:37 am üzerinde |
matematik ödevimi coğrafya ödevimi anlamadım hoca matematik zandetcek alla
Nisan 14, 2009, 3:47 pm üzerinde |
hiç beğenmedim istediğim ödevi hiç bulmadım diğer sayfalara bakıcam ama yinede saolun
Nisan 14, 2009, 3:48 pm üzerinde |
hiç beğenmedim istediğimi bulamadım başka sayfalara bakıcam ama yinede saolun…… BaNu
Nisan 17, 2009, 6:38 am üzerinde |
süper ama su kaynakları niye azalıyo onu da yaz süper cba…
Nisan 17, 2009, 6:39 am üzerinde |
cba……………………